Terden sırılsıklam olduğum zifiride, yastığımın en serin yüzüydün her gece..
Her yağmur yağdığında, senin de, şu damlalardan birini indirmeye gelen,
kıyamete değin başka bir eylem emredilmemişken Yerin ve Göklerin Sahibi'nden,
ilelebet yüz güldürmeye ahdeden, arş-u âlâya dönmeyi edebince reddeden,
bir sekîne olduğun gelirdi fikrime sâfiyane..
Çehreni görürdüm ikindi meltemlerinin okşadığı her papatyanın gölgesinde..
Yanaklarımdan süzülen gözyaşlarımın ilham verdiği nemli gölgeliklerden,
ism-i gülzârını nakşederdim yerin ve göğün bağrına..
Yürüdüğün yollardan yürümedim hiç..
Yanında olsaydım da yürüyemezdim hicâbımdan..
İçtiğin sulardan içmedim hiç..
Karşında dursaydım da, kanamazdım utancımdan..
Ne zaman mehtap doğsa bulutların arasından;
Yeşiller üzerinden..
Mavilerin en mavisinden..
Ne zaman kamer doğsa..
Gülüşünü anarım gözyaşıyla..
"Ağlarım yâdıma geldikçe" gülüşün..
Rüzigârlar dahî değmesin tenine;
Ve ötmesin gölgende bülbül bile,
Ne haddine!?
Bu âşk dillenmemişse melekûtça, kelimelerin âcizliğinden..
Nasıl ki bütün kitaplar bir tek Kitab'ı anlamak için..
Bütün aşklar da bir tek ÂŞK için..
Âşk'a.. Âşkın'a hamdolsun ki,
Gerçek ÂŞK'a giden yol gözlerinden geçermiş..
Dile gelmiyorsa yer'ce ve gök'çe, neyleyeyim, kelimeler âcizmiş..
O (c.c), görünürünü her şeyde, görünmezini âdemin kalbinde nasıl halketmişse;
Gözlerinde Cennet'i; gamzelerinde Serendib'i, leblerinde mâveraünnehri halkeylemiş..
Âdem, o hûriler Cennetinde nasıl ki Havva'sını istemişse,
Ben bu Dünya Cehenneminde gözlerini dilemişim Rabbim'den, çok mu?
Toprak Âdem'e, Âdem Cennet'e, Cennet Kevser'e, Kevser Ceylin'e doydu da..
Ben kanamadım katran karası gözlerine..
Gülüşün, dağda dört mevsim erimeyen karları eritirken;
Gözlerin Yusufî kuyusu oldu ömrümün saklı kalmış yanlarında..
Yüzünde Cennet renkleri yer değiştirirken, en çok da hicâbın kızıllığı yakışırdı zâtına..
Havva'nın rengi..
Toprağın rengi..
Gül'ün rengi..
En haşin rüzgârlarla hemhâl olup da, âdemin dokunuşunda pâre pâre olan..
Gelincik rengi..
Çehrene en çok kızıllık yaraşırdı..
Ve, çehren her rengine Cennet'in, elest'ten âşinaydı..
alıntı
Her yağmur yağdığında, senin de, şu damlalardan birini indirmeye gelen,
kıyamete değin başka bir eylem emredilmemişken Yerin ve Göklerin Sahibi'nden,
ilelebet yüz güldürmeye ahdeden, arş-u âlâya dönmeyi edebince reddeden,
bir sekîne olduğun gelirdi fikrime sâfiyane..
Çehreni görürdüm ikindi meltemlerinin okşadığı her papatyanın gölgesinde..
Yanaklarımdan süzülen gözyaşlarımın ilham verdiği nemli gölgeliklerden,
ism-i gülzârını nakşederdim yerin ve göğün bağrına..
Yürüdüğün yollardan yürümedim hiç..
Yanında olsaydım da yürüyemezdim hicâbımdan..
İçtiğin sulardan içmedim hiç..
Karşında dursaydım da, kanamazdım utancımdan..
Ne zaman mehtap doğsa bulutların arasından;
Yeşiller üzerinden..
Mavilerin en mavisinden..
Ne zaman kamer doğsa..
Gülüşünü anarım gözyaşıyla..
"Ağlarım yâdıma geldikçe" gülüşün..
Rüzigârlar dahî değmesin tenine;
Ve ötmesin gölgende bülbül bile,
Ne haddine!?
Bu âşk dillenmemişse melekûtça, kelimelerin âcizliğinden..
Nasıl ki bütün kitaplar bir tek Kitab'ı anlamak için..
Bütün aşklar da bir tek ÂŞK için..
Âşk'a.. Âşkın'a hamdolsun ki,
Gerçek ÂŞK'a giden yol gözlerinden geçermiş..
Dile gelmiyorsa yer'ce ve gök'çe, neyleyeyim, kelimeler âcizmiş..
O (c.c), görünürünü her şeyde, görünmezini âdemin kalbinde nasıl halketmişse;
Gözlerinde Cennet'i; gamzelerinde Serendib'i, leblerinde mâveraünnehri halkeylemiş..
Âdem, o hûriler Cennetinde nasıl ki Havva'sını istemişse,
Ben bu Dünya Cehenneminde gözlerini dilemişim Rabbim'den, çok mu?
Toprak Âdem'e, Âdem Cennet'e, Cennet Kevser'e, Kevser Ceylin'e doydu da..
Ben kanamadım katran karası gözlerine..
Gülüşün, dağda dört mevsim erimeyen karları eritirken;
Gözlerin Yusufî kuyusu oldu ömrümün saklı kalmış yanlarında..
Yüzünde Cennet renkleri yer değiştirirken, en çok da hicâbın kızıllığı yakışırdı zâtına..
Havva'nın rengi..
Toprağın rengi..
Gül'ün rengi..
En haşin rüzgârlarla hemhâl olup da, âdemin dokunuşunda pâre pâre olan..
Gelincik rengi..
Çehrene en çok kızıllık yaraşırdı..
Ve, çehren her rengine Cennet'in, elest'ten âşinaydı..
alıntı
