Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

iLkay*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
28 Eyl 2005
Mesajlar
1,210
Aldığı Beğeniler
1
Konum
Şehr-i İstanbul
Takım
Galatasaray
Aşka ve Terke Dair


Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk
edebilirsiniz.
Kör kütük ba lanmışsınızdır aslında...
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın orta ıdır; iç
çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin
konusudur.
Göz yaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandı ınız bir sı ınak,
coşunca öptü ünüz bir bayrak...
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz;
"Ölmek var, dönmek yok"tur.

Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadı ını...
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya... Şurasından,
burasından eleştirmeye koyulursunuz:
"Şöyle görünse, öyle demese, de işse biraz ya da eskisi gibi olsa..."
Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye
başlarsınız.
Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. Aşkınızın
gözü kör de ildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden
böyle miydi ya.." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı;
açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından...
Böyle süremeyece ini bilirsiniz. De işsin istersiniz.
O, sevgisizli inize yorar bunu... İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde
ihanetin bedeli ölümdür.
"Ya sev böyle ya da terk et" diye gürler...

Bir zamanlar bir gülücü üyle alacakaranlı ı ışıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden...
Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... Hoyrattır, bakmaz yüzünüze...
Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder.
Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi
defterden...
"İyili in içindi hepsi, seni sevdi im için..." dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız
yaşamayaca ınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz.
İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz...

"Madem öyle..."nin ça ı başlar ondan sonra...
Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, madem ki
kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmiştir".
Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz.
Aşkın göçmenlik ça ı başlar böylece...
Daha özgür olaca ınız limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki
unutamaz, uzaktan uza a izlersiniz olup biteni... Etrafı bir sürü
u ursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. Deli kanlılar, eli kanlılar,
u runa ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini...
Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye...
U runa kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla...
"Bana ne... kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre...
Ama sonra... ansızın kula ımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralı ından
süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden...
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder a larsınız. Kokusunu
özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yeme ini yemeyi,
elinden bir kadeh rakı içmeyi...
Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kula ına
fısıldasın diye...
Dönüp "Seni hala seviyorum" diye ba ırmak geçer içinizden...
Dönemezsiniz.
Göremedikçe ba lanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.

Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz...
Hem kollarında ölmek, kuca ına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu...
Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz


Can Dündar
 
Üst Alt