Her şeyine gücendiğim, her yönüyle sevimsizleşen bir şehir. Sokaklarında hüznün kol gezdiği, aydınlığı bile ıslak bir şehir...
Aslında susmak geliyor içimden;
dilsiz kelimelere sığınıp içimdeki en hırçın çığlığı bile susturacak kadar susmak!
Karanlık bir sessizliğe gömülüp, görüntüsüz kalacak kadar susmak...
Her şeyi yarım bırakmak geliyor içimden.
Bu kenti, kendimi, seni ve... Yarım bırakmak işte... Tanımsız ve anlamsız düşlerin arka bahçesi olmaktan kurtulmak ve "ben yokum, artık sen de..." deyip çekip gitmek geliyor içimden.
Bu kenti terk etmeye duruyor yüreğim!
Seni sevmiyorum "DİYARBEKİR" deyip, veda etmek geliyor içimden.
Duygularımı senden almıyorum,
semandan almıyorum, düşlerinden ve düşüncelerinden almıyorum.
Sokaklarından, caddelerinden, kaldırımlarından, toprağından ve yüreğinden almıyorum. Sana yer yok artık bende; yüreğim senden azat, çek git! Sen bana mekan olma, sen bana özlem, sen bana yol olma artk...
Susmayı öğreniyorum sende,
yabancı kalışı, kimsesizliği...
Bütün uzak ihtimalleri sende yaşıyorum şimdi.
Ey şehir!
Vuran, uzak kılan, dert yükleyen uçsuz bucaksız ütopyaların önergesi.
Varsa gülümsemelerim falan caddende, falan sokağında ve falan bulvarında.
Ve hüzünlerim ve yeislerim, onları da alıyorum senden.
Ne hüznün ne de mutluluğun kalmasın üzerimde.
Ne "AMED" diye anmak,
ne de "DİYARBEKİR" diye hatırlamak...
istemiyorum!
Ben, bana ait kapıları kapıyorum, sen de kapa kapılarını yüzüme.
Ben mavilerimi çekip, mavilerini terk ediyorum sende...
Sen de sakındır, çevirme mavilerini üzerime. Sen beni en vefasız halinle vurdun ya yine, bir istasyon sessizliğinde en vefasız halinle uğurla yine!
Aslında susmak geliyor içimden;
dilsiz kelimelere sığınıp içimdeki en hırçın çığlığı bile susturacak kadar susmak!
Karanlık bir sessizliğe gömülüp, görüntüsüz kalacak kadar susmak...
Her şeyi yarım bırakmak geliyor içimden.
Bu kenti, kendimi, seni ve... Yarım bırakmak işte... Tanımsız ve anlamsız düşlerin arka bahçesi olmaktan kurtulmak ve "ben yokum, artık sen de..." deyip çekip gitmek geliyor içimden.
Bu kenti terk etmeye duruyor yüreğim!
Seni sevmiyorum "DİYARBEKİR" deyip, veda etmek geliyor içimden.
Duygularımı senden almıyorum,
semandan almıyorum, düşlerinden ve düşüncelerinden almıyorum.
Sokaklarından, caddelerinden, kaldırımlarından, toprağından ve yüreğinden almıyorum. Sana yer yok artık bende; yüreğim senden azat, çek git! Sen bana mekan olma, sen bana özlem, sen bana yol olma artk...
Susmayı öğreniyorum sende,
yabancı kalışı, kimsesizliği...
Bütün uzak ihtimalleri sende yaşıyorum şimdi.
Ey şehir!
Vuran, uzak kılan, dert yükleyen uçsuz bucaksız ütopyaların önergesi.
Varsa gülümsemelerim falan caddende, falan sokağında ve falan bulvarında.
Ve hüzünlerim ve yeislerim, onları da alıyorum senden.
Ne hüznün ne de mutluluğun kalmasın üzerimde.
Ne "AMED" diye anmak,
ne de "DİYARBEKİR" diye hatırlamak...
istemiyorum!
Ben, bana ait kapıları kapıyorum, sen de kapa kapılarını yüzüme.
Ben mavilerimi çekip, mavilerini terk ediyorum sende...
Sen de sakındır, çevirme mavilerini üzerime. Sen beni en vefasız halinle vurdun ya yine, bir istasyon sessizliğinde en vefasız halinle uğurla yine!
alıntı