Günümüz müslümanları olarak çok ağır sorumluluklarımız var. Eğer gerçekten bunun farkında isek ve inanarak bu durumun çilesini çekiyorsak, o zaman kendi toplumumuzun bilinçlenmesi için en azından düşünce ve ilgi alanımızı, ülke sınırların dışına taşırmamız ve bu sınırları, tüm dünya Müslümanlarını kapsayacak şekilde genişletmemiz gerekiyor.
Eğer kafalarımızda oluşturulmuş bu sınırları atamaz veya içinde yaşadığımız coğrafyadaki gelenek örtüsünü yırtıp kafamızı bu örtünün üstüne çıkarıp yukardan tüm İslam âlemini görecek tarzda ve sınır tanımayan bir ümmet bilincine kavuşamazsak, İslami bilinçlenmeye yönelik iddiamız da boş olur.
Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurur: “Mü’minlerin, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve birbirlerine acımadaki örnekleri adeta bir beden misalidir. Onun bir organı rahatsız olduğunda diğer organları da uykusuzluk ve ateşle ona katılır.” Evet, müslümanlar birbirlerini sevmek zorundadırlar ve bu sevgi olmadan ümmet bilinci olmaz.
İslâm ümmeti, zulüm ve tuğyan güçlerinin saldırılarına maruz kalmaktadır. Bu şer güçler, ümmetin ve halkların servetlerini çalmak, iradelerini kırmak, toplumsal yapılarını ve eğitim sistemlerini çökertmek istemektedirler. Söz konusu saldırganlık çok boyutludur; İslâm'ın öğretilerine hakaret etmekte, çeşitli enformasyon ataklarıyla gerçekleri manipüle etmekte ve ekonomik kaynakları yağmalamaktadırlar.
Kardeşliğimizin alametleri
Fikir, görüş, mezhep, meşrep bakımından aramızda farklılık, ihtilâf olan müslüman kardeşlerimizi de adeta kanlı düşmanlarımız gibi gösterdiler. Hâlbuki her mümin kardeşimizi sevmek, çok uzak coğrafyalarda da olsak onların dertleriyle mahzun olmak, hepimize imanî bir sorumluluktur.
Bu gün Gazze’de yaşananlar, her şeyden önce bir insanlık ayıbıdır. Ve maalesef, bütün dünya ile beraber, İslam alemi de sadece seyretmektedir. Biz müslüman fertler olarak, onların acısını kalbimizde yaşamalıyız. Her zaman dua etmeliyiz. Bunun yanında, maddi ve manevi olarak elimizden geleni esirgememeliyiz.
Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizi anmalıyız, Afganistan’ı hiç unutmamalıyız. Burma’daki kardeşlerimiz bir kuru dilime muhtaç. Bangsamoro, Mindanao, Eritre, Tunus, Cezayir, Bosna, Çeçenya, Irak, ve Karabağ’daki kardeşlerimiz hep ilgi alanımız içinde olmalıdır.
Allah bütün müminleri, kesin Kur’an ayetleriyle kardeş kılmıştır. Farklı Müslümanların birbirinden farklı fikir, görüş ve meşreplerini kabul etmesek de onları sevmeye ve kardeş bilmeye mecburuz.
Âhir zamanda, çok fitneli ve fesatlı bir dünyada, sosyal ve kültürel fırtınalar ve kasırgalar içinde yaşıyoruz. Böyle bir dünyayı yaşanılır yapabilmek ve Allah’ın huzuruna alnımızın akıyla çıkabilmek için gerçek ümmet olmalıyız.
RABBIM CC cümlemize ümmet olma şuurunu versin..amin.
Eğer kafalarımızda oluşturulmuş bu sınırları atamaz veya içinde yaşadığımız coğrafyadaki gelenek örtüsünü yırtıp kafamızı bu örtünün üstüne çıkarıp yukardan tüm İslam âlemini görecek tarzda ve sınır tanımayan bir ümmet bilincine kavuşamazsak, İslami bilinçlenmeye yönelik iddiamız da boş olur.
Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurur: “Mü’minlerin, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve birbirlerine acımadaki örnekleri adeta bir beden misalidir. Onun bir organı rahatsız olduğunda diğer organları da uykusuzluk ve ateşle ona katılır.” Evet, müslümanlar birbirlerini sevmek zorundadırlar ve bu sevgi olmadan ümmet bilinci olmaz.
İslâm ümmeti, zulüm ve tuğyan güçlerinin saldırılarına maruz kalmaktadır. Bu şer güçler, ümmetin ve halkların servetlerini çalmak, iradelerini kırmak, toplumsal yapılarını ve eğitim sistemlerini çökertmek istemektedirler. Söz konusu saldırganlık çok boyutludur; İslâm'ın öğretilerine hakaret etmekte, çeşitli enformasyon ataklarıyla gerçekleri manipüle etmekte ve ekonomik kaynakları yağmalamaktadırlar.
Kardeşliğimizin alametleri
Fikir, görüş, mezhep, meşrep bakımından aramızda farklılık, ihtilâf olan müslüman kardeşlerimizi de adeta kanlı düşmanlarımız gibi gösterdiler. Hâlbuki her mümin kardeşimizi sevmek, çok uzak coğrafyalarda da olsak onların dertleriyle mahzun olmak, hepimize imanî bir sorumluluktur.
Bu gün Gazze’de yaşananlar, her şeyden önce bir insanlık ayıbıdır. Ve maalesef, bütün dünya ile beraber, İslam alemi de sadece seyretmektedir. Biz müslüman fertler olarak, onların acısını kalbimizde yaşamalıyız. Her zaman dua etmeliyiz. Bunun yanında, maddi ve manevi olarak elimizden geleni esirgememeliyiz.
Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizi anmalıyız, Afganistan’ı hiç unutmamalıyız. Burma’daki kardeşlerimiz bir kuru dilime muhtaç. Bangsamoro, Mindanao, Eritre, Tunus, Cezayir, Bosna, Çeçenya, Irak, ve Karabağ’daki kardeşlerimiz hep ilgi alanımız içinde olmalıdır.
Allah bütün müminleri, kesin Kur’an ayetleriyle kardeş kılmıştır. Farklı Müslümanların birbirinden farklı fikir, görüş ve meşreplerini kabul etmesek de onları sevmeye ve kardeş bilmeye mecburuz.
Âhir zamanda, çok fitneli ve fesatlı bir dünyada, sosyal ve kültürel fırtınalar ve kasırgalar içinde yaşıyoruz. Böyle bir dünyayı yaşanılır yapabilmek ve Allah’ın huzuruna alnımızın akıyla çıkabilmek için gerçek ümmet olmalıyız.
RABBIM CC cümlemize ümmet olma şuurunu versin..amin.
Son düzenleme: