Muharrem ayının birinci günü hicri yılbaşıdır. Aşure, Muharremin onuncu günüdür. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), bu oruç üzerine devam etmiştir. Resulullah’ın izinden ayrılmayan Allah dostları da bu oruca devam etmişlerdir.
Bu ayın dokuz, on ve on birinci günlerinde oruç tutmak çok eftaldir. Ancak onuncu günü oruçlu olmak daha hayırlıdır. Sadat-ı kiram ve Evliyaullah, bunun gibi sünnet-i müekked olan oruçları hep tutmuşlar ve hiç terk etmemişlerdir.
Bakınız, Allah-u Zülcelal böylesi mübarek geceler ve günler ile bize yeni fırsatlar veriyor. Allah-u Zülcelal kulunu affetmek için bahaneler yaratıyor. Bizler de kul olarak, bu gibi günler ve geceleri elimizden geldiği kadar ihya etmeye ve bu günlerin hürmetine af ve mağfirete ulaşmaya çalışmalıyız. İnsanlar olarak bizler günaha meyilli ve tövbeye muhtacız. Bu gibi günler, bizim için çok büyük nimet ve affedilmemiz için gerçekten kaçırılmaması gereken fırsatlardır.
Çünkü Allah-u Zülcelal, böylesi gecelerde kullarını affetmek ve onların amel defterlerine, salih amel doldurmak için bütün rahmet kapılarını ardına kadar açıyor. Bizim de buna karşılık uyanık olup bu fırsatları değerlendirmemiz lazımdır.
Dünyadayken, ben filan adama karşı mahcubum, hata işledim, onun yanına nasıl gideceğim diyorsak, daima Allah-u Zülcelal'in huzuruna, ne yüzle gideceğim dememiz lazımdır. Onun için bazı hallerimizi düzeltmemiz gerekir.
İnsan, daima kendisiyle Allah arasındaki dostluk kapısını, tamamıyla kapatmamalıdır. Biz öleceğiz, hiç kimse dünyada kalmayacak. Biz ne kadar günah sahibi olsak da yine de o bizim Rabbimizdir. Bize O'ndan menfaat vardır, başka kimseden yoktur. Aşure günü, çok kıymetli olan günlerden bir gündür. Bazı iyi şeyler yapalım ki, Allah-u Zülcelal onu bizim hidayetimize sebep kılsın.
Allah-u Zülcelal, daima tövbe etmesi için kuluna bakar. Eğer kul, hatalar içindeyse, yine de bir şeyler yapmalı ki, Allah-u Zülcelal, o ibadet sebebiyle ona merhamet etsin, ona tövbe nasip etsin ve onu af ve mağfiret etsin. Kendimizle Allah arasındaki dostluk kapısını kapatmayalım.
Elimizden geldiği kadar, Aşure gününü bir gün öncesi veya sonrasıyla ya da hem bir gün öncesi hem de bir gün sonrasıyla oruçlu geçirmeliyiz. Bu gibi ameller, Allah-u Zülcelal'in bize merhamet etmesine sebep olabilir, bunları değerlendirmemiz lazımdır. İşte böyle fırsat zamanlarından olan Aşure gününü elimizden geldiği kadar, arkadaşlarımızla birlikte ihya etmeye çalışalım.
Bu ayın dokuz, on ve on birinci günlerinde oruç tutmak çok eftaldir. Ancak onuncu günü oruçlu olmak daha hayırlıdır. Sadat-ı kiram ve Evliyaullah, bunun gibi sünnet-i müekked olan oruçları hep tutmuşlar ve hiç terk etmemişlerdir.
Bakınız, Allah-u Zülcelal böylesi mübarek geceler ve günler ile bize yeni fırsatlar veriyor. Allah-u Zülcelal kulunu affetmek için bahaneler yaratıyor. Bizler de kul olarak, bu gibi günler ve geceleri elimizden geldiği kadar ihya etmeye ve bu günlerin hürmetine af ve mağfirete ulaşmaya çalışmalıyız. İnsanlar olarak bizler günaha meyilli ve tövbeye muhtacız. Bu gibi günler, bizim için çok büyük nimet ve affedilmemiz için gerçekten kaçırılmaması gereken fırsatlardır.
Çünkü Allah-u Zülcelal, böylesi gecelerde kullarını affetmek ve onların amel defterlerine, salih amel doldurmak için bütün rahmet kapılarını ardına kadar açıyor. Bizim de buna karşılık uyanık olup bu fırsatları değerlendirmemiz lazımdır.
Dünyadayken, ben filan adama karşı mahcubum, hata işledim, onun yanına nasıl gideceğim diyorsak, daima Allah-u Zülcelal'in huzuruna, ne yüzle gideceğim dememiz lazımdır. Onun için bazı hallerimizi düzeltmemiz gerekir.
İnsan, daima kendisiyle Allah arasındaki dostluk kapısını, tamamıyla kapatmamalıdır. Biz öleceğiz, hiç kimse dünyada kalmayacak. Biz ne kadar günah sahibi olsak da yine de o bizim Rabbimizdir. Bize O'ndan menfaat vardır, başka kimseden yoktur. Aşure günü, çok kıymetli olan günlerden bir gündür. Bazı iyi şeyler yapalım ki, Allah-u Zülcelal onu bizim hidayetimize sebep kılsın.
Allah-u Zülcelal, daima tövbe etmesi için kuluna bakar. Eğer kul, hatalar içindeyse, yine de bir şeyler yapmalı ki, Allah-u Zülcelal, o ibadet sebebiyle ona merhamet etsin, ona tövbe nasip etsin ve onu af ve mağfiret etsin. Kendimizle Allah arasındaki dostluk kapısını kapatmayalım.
Elimizden geldiği kadar, Aşure gününü bir gün öncesi veya sonrasıyla ya da hem bir gün öncesi hem de bir gün sonrasıyla oruçlu geçirmeliyiz. Bu gibi ameller, Allah-u Zülcelal'in bize merhamet etmesine sebep olabilir, bunları değerlendirmemiz lazımdır. İşte böyle fırsat zamanlarından olan Aşure gününü elimizden geldiği kadar, arkadaşlarımızla birlikte ihya etmeye çalışalım.
Son düzenleme: