Avuçlarım, yine, sen kokuyor! ..
Sen varsın ya içimde! ..
Taşıyorsun gözlerimden ve sen dökülüyorsun avuçlarıma;
Sensizliğimde! ..
Avuçlarım, parlıyor ıslandıkça
Ve ıslanan avuçlarımda bakışların, ışıldıyor sanki&
Sanki, hani uzakta kalan aydınlıkları çalmış olan o bakışların
Ben, seviniyorum; ateşler içindeki şu halsiz çocuk gibi
Hani, arka sokaktaki sahipsiz köşkün,
kırmızı tuğlalı duvarı ardında gülümseyen ağaçtan,
kendisi için iki cep erik yolunmuş gibi.
Ve hatta bu ceplerden doldurulan iki avuç, önüne uzatılmış gibi
Avuçlarım, ıslanıyor yine
Avuçlarım, ışıldıyor yine
Avuçlarım sen kokuyor yine, çünkü sen; yine yoksun! ..
Yoksun
Avuçlarım, yine sen kokuyor!
Çünkü sen, olmadıkça dökülüyorsun avuçlarıma; içimden taşarak!..
Gözlerim, bir göze gibi seni dolduruyor avuçlarıma!..
Benim için sen; sensizlik demek!..
Bütün yolların sana çıktığı haritanın başında, kendimi kaybetmişim& Yahut, yolların ortasında; haritamı!..
Nerdesin?..
İçimden başka, nerdesin?..
Ben, yine tüm yolların sana çıktığı, ve avuçlarımın sensizlik koktuğu günlerdeyim& Sen, kaç kişinin umudusun, bilmek istemiyorum!.. İçinden çıkılmaz hale geldikçe hayat, çaresizlik başlıyor&
Hangi imbik bu çaresizliklerden çaresenlikler damıtacak?..
Avuçlarım, parlıyor ıslandıkça. Islak avuçlarımda, uzakta kalan aydınlıkları üfleyen bakışların ışıldıyor
Avuçlarım, yine sen kokuyor yani!.. Yani, yine sen varsın içimde!.. Taşıyorsun gözlerimden!.. Ve sen dökülüyorsun avuçlarıma;
Sensizliğimde!..
Olmayışın, avuçlarımın yine sen kokmasından belli! Çünkü sen, olmadıkça dökülüyorsun avuçlarıma; içimden taşarak!.. Gözlerim, yine bir göze gibi seni dolduruyor avuçlarıma!..
Bilmiyorum; hangi imbik bu çaresizliklerden çaresenlikler damıtacak?..
Ne zaman, avuçlarım yerine; benligim sen kokacak?..
inş. helal edersiniz?