Ramazan'ı yaşıyoruz şu günlerde... Mübârek Ramazan'ı yaşıyoruz... On bir ayın sultanını, ayların biriciğini, Kur'ân ayını büyük bir sevinçle karşılıyoruz. Kalplerimiz yumuşuyor, dostluklarımız heye-canlanıyor Ramazan'da. Nefsimizin hayvânî isteklerine zincirler vurup melekiyet âlemine adım adım yürüyoruz. Mîdemizin ağlamasına karşılık binbir duyguyla etrafımıza nurdan gülücükler savuruyoruz... İftar ile sahur arasında yaşadığımız "gel-git'lerde, "hakikate git'en yolda nefsimizin nasıl da yola "gel-diğini" hayretle seyrediyoruz.
Midemizin aç kalmasıyla ihtiyaç sahibi olduğumuzu fark ediyor, zaafımızı anlıyoruz. "Acz'den, "fakr'dan yoğrulmuş bir hamur, bir fıtrat olduğumuzu ve yegâne kurtuluşumuzun Kadîr-i Rahîm'in dergâhına sığınmak olduğunu--oruç tutmakla-- öğreniyoruz. Aczimizi anladığımız nispette de kul olduğumuzu hakîkaten hissediyoruz.
Ramazan ayı kulluğun mîraca erdiği bir "ubûdiyet ayı'dır. İftar vakitleri ise; sabredenlerin müjdelendiği anlardır. Nefsinin istek ve arzularına "Allah için" dur diyebilenlerin müjdelendiği, önlerine "umulmadık yerlerden" nimetlerin sunulduğu bir müjde ânıdır. Müjdelenmiş bir cennet sofrasıdır, iftar sofraları...
Ramazan, aynı zamanda; Kur'ân okumalarıyla, şevkle söylenen salâvâtlarıyla, mânevî mîraçlara bizi erdiren teravih namazlarıyla ve peygamberî bir lîsan ile edilen "Cevşenü'l-Kebîr" duâlarıyla ruhun iftar vaktidir& Ruhumuzun şeytanî zincirlerinden kurtulup ulvî âlemlere açıldığı, mânevî açılmaların, gelişmelerin yaşandığı bir iftar vaktidir Ramazan. Evrâd û ezkâr ile nurlandırılan her vakit---kabiliyet tohumlarımızın açılıp, yemiş vermek için kabuğunu çatlattığı---ruhumuzun gıdalandığı, feyizlere erdiği bir iftar vaktidir. Ruhun manevî gıdalarla doyuma ulaştığı bir iftar sofrasıdır Ramazan...
Bu manevî iklimden istifade edip Ramazan'ın o nûrânî bahçesinde kabiliyetlerini açtırabilenler, hakîki bir bayram yapıyorlar. Ruhunun kapılarını Kur'ân'ın hayat bahşeden hakikatlerine açanlar, bu manevî feyze erişmenin sevinciyle maddî, manevî bayramlara ulaşıyorlar& Ramazan'a râm olmanın meyvesini "bay-ram" ile yaşıyorlar.
Aylardan Ramazan,
Ve şimdi, ruhun iftar vakti...
(Cihan CAMBAZ )
Midemizin aç kalmasıyla ihtiyaç sahibi olduğumuzu fark ediyor, zaafımızı anlıyoruz. "Acz'den, "fakr'dan yoğrulmuş bir hamur, bir fıtrat olduğumuzu ve yegâne kurtuluşumuzun Kadîr-i Rahîm'in dergâhına sığınmak olduğunu--oruç tutmakla-- öğreniyoruz. Aczimizi anladığımız nispette de kul olduğumuzu hakîkaten hissediyoruz.
Ramazan ayı kulluğun mîraca erdiği bir "ubûdiyet ayı'dır. İftar vakitleri ise; sabredenlerin müjdelendiği anlardır. Nefsinin istek ve arzularına "Allah için" dur diyebilenlerin müjdelendiği, önlerine "umulmadık yerlerden" nimetlerin sunulduğu bir müjde ânıdır. Müjdelenmiş bir cennet sofrasıdır, iftar sofraları...
Ramazan, aynı zamanda; Kur'ân okumalarıyla, şevkle söylenen salâvâtlarıyla, mânevî mîraçlara bizi erdiren teravih namazlarıyla ve peygamberî bir lîsan ile edilen "Cevşenü'l-Kebîr" duâlarıyla ruhun iftar vaktidir& Ruhumuzun şeytanî zincirlerinden kurtulup ulvî âlemlere açıldığı, mânevî açılmaların, gelişmelerin yaşandığı bir iftar vaktidir Ramazan. Evrâd û ezkâr ile nurlandırılan her vakit---kabiliyet tohumlarımızın açılıp, yemiş vermek için kabuğunu çatlattığı---ruhumuzun gıdalandığı, feyizlere erdiği bir iftar vaktidir. Ruhun manevî gıdalarla doyuma ulaştığı bir iftar sofrasıdır Ramazan...
Bu manevî iklimden istifade edip Ramazan'ın o nûrânî bahçesinde kabiliyetlerini açtırabilenler, hakîki bir bayram yapıyorlar. Ruhunun kapılarını Kur'ân'ın hayat bahşeden hakikatlerine açanlar, bu manevî feyze erişmenin sevinciyle maddî, manevî bayramlara ulaşıyorlar& Ramazan'a râm olmanın meyvesini "bay-ram" ile yaşıyorlar.
Aylardan Ramazan,
Ve şimdi, ruhun iftar vakti...
(Cihan CAMBAZ )