Bir arpa kadar misk, bir yığın çamurdan değerlidir. Çok konuşandan sakın, Bilginler gibi bir konuş pir konuş.
Yüz ok attın, tümü boşa gitti. Akıllıysan bir at, hedefi tuttur. İnsan işitildiğinde kendisni utandıracak bir şeyi neden söyler? Kimsenin aleyhinde de konuşma, belki duvarın ardında bir kulak veren vardır.
Gönül, sırları saklayan bir kaledir. Dikkatli ol kalenin kapısı açık kalmasın. Mum dili yüzünden yanar. Arif bunu bilir, bu yüzden ağzı kaplıdır.
Şimdi sus gönlüm. Sus ve teslim ol. Fani umutlarla tükenmekten vazgeç. Dünya buna değmeyecek kadar kısa. Sabır zamanı kısa. Bir şimşek ışığının parıltısı kadar kısa.
Unutma ey gönül, burası dünya& Sefası da fani, cefası da& Fakat ebediyyet var, ebedi vatan. Bir ateş mahzeni var ki, orada sabah olmayacak, horozlar da ötmeyecek. Orada sabretmek imkansız."
İşte bu yüzden, durgun denizlerin ve yüce dağların sükutu heybetli olur.
Tıpkı gönlü derya gibi hak dostları, genelde sükutu tercih ederler, çünkü herkesin nede çok bilmişlik edasıyla, kuru kalabalık lakırdı sarfettiği bu zamanda ve galiba sözün bittiği yerde sükut başlar da ondan.
Gecenin bir vaktinde yada seher vakitlerinde kainatın sükunatını dinlersiniz. Sükut edip kainatın musikisini dinlemek ve bu eşsiz sanatı ve sanatçıyı tefekkür etmek... Allah (cc)'ın bize bahşettiği dil nimeti ve ardından dudak nimeti, gerektiğinde sükuta ihtiyacımız olduğu için... Evet şimdilerde, aslında bu suskunluk, yüreğimizin feryatlarda gizlendiği yada figanlarda konuştuğu suskunluk olsa gerek ve konuşulması gerektiği yerde susmamanın suskunluğu...
Yüz ok attın, tümü boşa gitti. Akıllıysan bir at, hedefi tuttur. İnsan işitildiğinde kendisni utandıracak bir şeyi neden söyler? Kimsenin aleyhinde de konuşma, belki duvarın ardında bir kulak veren vardır.
Gönül, sırları saklayan bir kaledir. Dikkatli ol kalenin kapısı açık kalmasın. Mum dili yüzünden yanar. Arif bunu bilir, bu yüzden ağzı kaplıdır.
Şimdi sus gönlüm. Sus ve teslim ol. Fani umutlarla tükenmekten vazgeç. Dünya buna değmeyecek kadar kısa. Sabır zamanı kısa. Bir şimşek ışığının parıltısı kadar kısa.
Unutma ey gönül, burası dünya& Sefası da fani, cefası da& Fakat ebediyyet var, ebedi vatan. Bir ateş mahzeni var ki, orada sabah olmayacak, horozlar da ötmeyecek. Orada sabretmek imkansız."
İşte bu yüzden, durgun denizlerin ve yüce dağların sükutu heybetli olur.
Tıpkı gönlü derya gibi hak dostları, genelde sükutu tercih ederler, çünkü herkesin nede çok bilmişlik edasıyla, kuru kalabalık lakırdı sarfettiği bu zamanda ve galiba sözün bittiği yerde sükut başlar da ondan.
Gecenin bir vaktinde yada seher vakitlerinde kainatın sükunatını dinlersiniz. Sükut edip kainatın musikisini dinlemek ve bu eşsiz sanatı ve sanatçıyı tefekkür etmek... Allah (cc)'ın bize bahşettiği dil nimeti ve ardından dudak nimeti, gerektiğinde sükuta ihtiyacımız olduğu için... Evet şimdilerde, aslında bu suskunluk, yüreğimizin feryatlarda gizlendiği yada figanlarda konuştuğu suskunluk olsa gerek ve konuşulması gerektiği yerde susmamanın suskunluğu...