HELVA
Bir gün çoluk çocuk toplandık, bir aile ziyareti için evden çıktık. Elimiz boş gitmeyelim diye bir marketin yanında arabayı durdurup meyve alması için çocuklardan birini gönderdik.
Marketten bize doğru tanıdık bir hanım gelmeye başladı. Bizim çocuk onu görünce, bizi sormuş. O da "ilerde arabada bekliyorlar" deyince, kadın da ne zamandır görüşmediğimiz için hâl hatır sormak amacıyla yanımıza gelmiş.
Ayak üstü sohbet ettik. Biraz sonra "kusura bakmazsan, sana bir şey diyeceğim" dedi ve elinde tuttuğu üstü peçeteyle örtülmüş alüminyum kâseyi bana doğru uzatarak "bunu alır mısın, içinde helva var" dedi. Biraz şaşırarak gülümsedim:
- Tabi alırım, dedim.
Yeni yapılmıştı. Elim ısınmaya başlamıştı bile. Bu sırada o anlatmaya devam etti.
- Ekmek filan almaya markete geliyordum, biraz ilerde bir komşu vardı. Helva yapmış, komşulara dağıtıyormuş, bana da verdi. Kalbi kalmasın diye aldım ama helva bana da eşime de dokunuyor. Ayrıca elimde bununla markette dolaşmaya da çekindim, kusura bakma olur mu, dedi tekrar.
Mis gibi kokan helvaya baktım tekrar. Elimdeki sıcaklık kalbime doğru ılık ılık akmaya başlamıştı.
- Sıkıntı yok, ben severim helvayı, dedim.
Gerçekten de seviyordum ama
o sırada rejim yaptığım için un ve şekerin bana yasak olduğunu söyleyemedim. İşin garibi çocuklar da pek sevmez
) Onunla vedalaştık ve meyvemizi alıp gideceğimiz yere gittik. Eve girişte önce helvayı ev sahibinin eline verdim. Ortak tanıdığımız olan kadının yolda bizi gördüğünü, selâm söylediğini ve helvayı onun verdiğini belirttim. Ev sahibi kadının yüzünde bir gülümseme belirdi.
Biraz sonra eşi kapıdan göründü ve:
-Suna abla, çok teşekkür ederim. Canım çekiyordu da bizim hanıma ne zamandır helva yapmasını söylüyordum, hepsini ben yedim, haberin olsun, dedi.
Şaşkınlıktan ağzım açık kaldı. Bu kadar mı tevafuk olur?!! Bir kâse helva elden ele nasıl da asıl hedefini bulmuş.
-Afiyet olsun, rızkın ayağına gelmiş demekki, dedim.
Oldum olası Allahü Teâlâ'nın rızık verme işine aklım ermez. Çok sırlı, harika ve hikmet dolu gelir bana. Nereden, neyin olacağını veya çıkacağını ancak onu yaratan Allah bilir. Ve her canlının bir lokma da olsa rızkını öyle güzel ayarlamıştır ki insanın imanı bir kat daha artar. Rızkı üzerine aldığını söyleyen Rabbimiz bunu her fırsatta bize tekrar tekrar göstermekte. Daraltan da, genişleten de O... Kullarına neyin ne zaman verilmesi gerektiğini bilen yine O...
Allah'ın yaratışında hep bir hikmet vardır ya bu rızık meselesi hepten akıllara durgunluk verecek cinsten. O'nun izni olmadan ne mâni olabilir ne de nasip edebilirsiniz. O; neyi, ne kadar, kime, kimin eliyle, nasıl dilediyse, tayin ettiyse öyle olur. Nokta...!
Kul gayret eder, çabalar Allah, bu belirlenmiş rızkı verir. Bazen de örnekte olduğu gibi kolayca, gönlünden geçeni gözünün önüne getiriverir.
Bir âyette Rabbimiz bunu şöyle ifade ediyor: "Ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse O, kendisine yeter. Şüphesiz ki Allah, (dilediği) emrini yerine getirecek olandır. Muhakkak ki Allah, her şey için bir ölçü/zaman/vade tayin etmiştir. (65/Talak 3)"
Ah Rabbim ne yücesin! Ağzı veren de Sensin, azığı veren de Sen! Atalarımız ne güzel demiş "ağılda oğlak doğar merada otu biter" diye
Ey güzel Rabbim! Layık olmadığımız nimetlerle bizi donattığın için hamdolsun. Rızkı daraltan da genişleten de Sensin. Bize sonsuz lütfunfan hesapsız rızık ver. Bizi nankör, cimri bedbahtlardan yapma. Çokça paylaşan ve hamdeden salih kullarından eyle.
SUNA İLHAN
Bir gün çoluk çocuk toplandık, bir aile ziyareti için evden çıktık. Elimiz boş gitmeyelim diye bir marketin yanında arabayı durdurup meyve alması için çocuklardan birini gönderdik.
Marketten bize doğru tanıdık bir hanım gelmeye başladı. Bizim çocuk onu görünce, bizi sormuş. O da "ilerde arabada bekliyorlar" deyince, kadın da ne zamandır görüşmediğimiz için hâl hatır sormak amacıyla yanımıza gelmiş.
Ayak üstü sohbet ettik. Biraz sonra "kusura bakmazsan, sana bir şey diyeceğim" dedi ve elinde tuttuğu üstü peçeteyle örtülmüş alüminyum kâseyi bana doğru uzatarak "bunu alır mısın, içinde helva var" dedi. Biraz şaşırarak gülümsedim:
- Tabi alırım, dedim.
Yeni yapılmıştı. Elim ısınmaya başlamıştı bile. Bu sırada o anlatmaya devam etti.
- Ekmek filan almaya markete geliyordum, biraz ilerde bir komşu vardı. Helva yapmış, komşulara dağıtıyormuş, bana da verdi. Kalbi kalmasın diye aldım ama helva bana da eşime de dokunuyor. Ayrıca elimde bununla markette dolaşmaya da çekindim, kusura bakma olur mu, dedi tekrar.
Mis gibi kokan helvaya baktım tekrar. Elimdeki sıcaklık kalbime doğru ılık ılık akmaya başlamıştı.
- Sıkıntı yok, ben severim helvayı, dedim.
Gerçekten de seviyordum ama
o sırada rejim yaptığım için un ve şekerin bana yasak olduğunu söyleyemedim. İşin garibi çocuklar da pek sevmez
Biraz sonra eşi kapıdan göründü ve:
-Suna abla, çok teşekkür ederim. Canım çekiyordu da bizim hanıma ne zamandır helva yapmasını söylüyordum, hepsini ben yedim, haberin olsun, dedi.
Şaşkınlıktan ağzım açık kaldı. Bu kadar mı tevafuk olur?!! Bir kâse helva elden ele nasıl da asıl hedefini bulmuş.
-Afiyet olsun, rızkın ayağına gelmiş demekki, dedim.
Oldum olası Allahü Teâlâ'nın rızık verme işine aklım ermez. Çok sırlı, harika ve hikmet dolu gelir bana. Nereden, neyin olacağını veya çıkacağını ancak onu yaratan Allah bilir. Ve her canlının bir lokma da olsa rızkını öyle güzel ayarlamıştır ki insanın imanı bir kat daha artar. Rızkı üzerine aldığını söyleyen Rabbimiz bunu her fırsatta bize tekrar tekrar göstermekte. Daraltan da, genişleten de O... Kullarına neyin ne zaman verilmesi gerektiğini bilen yine O...
Allah'ın yaratışında hep bir hikmet vardır ya bu rızık meselesi hepten akıllara durgunluk verecek cinsten. O'nun izni olmadan ne mâni olabilir ne de nasip edebilirsiniz. O; neyi, ne kadar, kime, kimin eliyle, nasıl dilediyse, tayin ettiyse öyle olur. Nokta...!
Kul gayret eder, çabalar Allah, bu belirlenmiş rızkı verir. Bazen de örnekte olduğu gibi kolayca, gönlünden geçeni gözünün önüne getiriverir.
Bir âyette Rabbimiz bunu şöyle ifade ediyor: "Ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse O, kendisine yeter. Şüphesiz ki Allah, (dilediği) emrini yerine getirecek olandır. Muhakkak ki Allah, her şey için bir ölçü/zaman/vade tayin etmiştir. (65/Talak 3)"
Ah Rabbim ne yücesin! Ağzı veren de Sensin, azığı veren de Sen! Atalarımız ne güzel demiş "ağılda oğlak doğar merada otu biter" diye
Ey güzel Rabbim! Layık olmadığımız nimetlerle bizi donattığın için hamdolsun. Rızkı daraltan da genişleten de Sensin. Bize sonsuz lütfunfan hesapsız rızık ver. Bizi nankör, cimri bedbahtlardan yapma. Çokça paylaşan ve hamdeden salih kullarından eyle.
SUNA İLHAN