Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
çok güzeldi rabbim o meleği bizlere de sandığımızdan çok daha güzel görmeyi nasip etsin

çok sağolasın
selametle
selamuanleyküm
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Emegine saglik Ilminur can anlamli cok güzel bir paylasim
Allah(c.c)razi olsun
Selam ve Dua ile.........
 

sümeyya

SüKuT
 
Üyelik Tarihi
7 Nis 2007
Mesajlar
4,648
Aldığı Beğeniler
39
Konum
Bursa-Tokat
Takım
Galatasaray
Bu yazıyı herseferinde ibretle okurum.Paylaşım için kalbi teşekkürler exelance kardeş.
 

menzil_gülü

Ne Mutlu Müslüman olana..
 
Üyelik Tarihi
24 Mar 2008
Mesajlar
2,584
Aldığı Beğeniler
20
Takım
Fenerbahçe
arkadaşlar biraz uzun ama okuyun sonuna kadar
Onk Dr Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra



Azrailin Güzelliği

Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız
olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla
birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım Bunlardan
1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum
Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı
Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek
istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı
bulamamıştı Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına
aldım Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm Ancak
Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi
gerekiyordu Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra
1 ihale için İzmir'e gitmek istedi Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı Serap bacak kemiklerindeki ****staz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve
söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
--''Doktor bey,'' dedi ''Ben sizedargınım
-- ''Niçin?" diye sordum
--"Sizdindar bir insanmışsınız Niçin bana da, Allah 'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"
Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım O'nu üzmemeye çalışarak:
--"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın"

Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği
duyuyorum" manasında başını salladı Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin
yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olana iman derslerimiz
başlamış ve dersler"hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü
Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru
soruyorduVefatına bir hafta kala:

--"Doktor bey,'' dedi ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"

--"Senin durumun çok özel" dedim ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir O anı farkedince ''Muhammed'' (sav) sana yeter"
O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı Çok ıstırabı olduğu için
Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim Dönüşümde annesi telefon ederek:
--"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor" Dedi
--"Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor Hemen eve gittim ve iğne
yaptırmamasının sebebini sordum Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum
--- "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem? İşte Serap, böyle bir hanımdı
Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü
varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti
Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece
istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı
gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim
Ertesi gün O'na: --"Hiç korkma!" dedim
--"İğneyi vurdurabilirsin Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
--"Doktor beyAzrail bana nasıl görünecek?"
--"Kızım," dedim "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir"
Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittimAncak
vefatına yetişememiştim Ailesi tam manasıyla perişandı Sadece
kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
--"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:
--Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak
abdest aldı, iki rekat namaz kıldıBütün ev halkı hayretten donup kaldık Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
--"Doktor bey'e söyleyin, dedi Azrail, O'nun söylediğinden de
güzelmiş!

ve doktor bey ekler:

--"kendisine selam edeni ölümü sırası hiç yanlız bırakır mı O Güzeller Güzeli":ağlıyorum::ağlıyorum:
 

Gülistan34

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
11 Mar 2007
Mesajlar
279
Aldığı Beğeniler
1
Allah razi olsun cok güzel bir hadiseyi aktarmissiniz,aglayarak okudum Allahim
ne büyük ve onu unutmayanlari oda unutmuyor istegini veriyor::D
 

vakkas

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eki 2008
Mesajlar
7,027
Aldığı Beğeniler
42
Konum
karaman,almanya
Takım
Diğer
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak
abdest aldı, iki rekat namaz kıldıBütün ev halkı hayretten donup kaldık Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
--"Doktor bey'e söyleyin, dedi Azrail, O'nun söylediğinden de
güzelmiş!

ve doktor bey ekler:

--"kendisine selam edeni ölümü sırası hiç yanlız bırakır mı O Güzeller Güzeli"


RABBIM RAZI OLSUN PAYLASAN YÜREGINIZE SAGLIK
 

semerkand

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Tem 2008
Mesajlar
4,468
Aldığı Beğeniler
40
Konum
Başakşehir-istanbul
Takım
Diğer
Azrailin Güzelliği


Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.
Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanim hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa bir süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzın o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
--''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum. --"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahiret anlatmıyorsunuz?"
Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:
--"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."
Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artik ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatin ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlerine; bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu. Vefatına bir hafta kala;
--"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"
--"Senin durumun çok özel"
dedim. ''Kelime-i şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."
O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
--"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." Dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?. İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.
Ertesi gün O'na: --"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu: --"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"
--"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir." Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim. Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
--"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:
--Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkmasının imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kildi.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
--"Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!...



Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra.

 
Üst Alt