Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
Susmak...

Bağıra bağıra susmak...
Deli miydi, ne?!
Susuyordu ve çok şey söylüyordu.

Kuytu yerlerde yaşamayı tercih ettiğinde bir ses yükselmişti içinde. Kendi sesiydi bu, dışarıda akıp giden gürültüde boğdurulmaya çalışılan kalbiydi. Susmakla kalbi büyümüştü, sesi çoğalmıştı, kendisi ortaya çıkmıştı.
Bir yolculuk başlamıştı içinde. Uzayıp giden bir yolculuktu bu. Ne çok soru çıkmıştı karşısına? Her birinin ardına düşmüş, cevaplarıyla geri dönmüştü. Dönmüştü ama her cevap yeni bir soruyu ateşlemişti.
Sorularla açılan ve cevaplarla gelişen iç yolculuğun birikimlerini taşıyan bir suskunluktu o. Susmayan konuşamaz, bir şey söyleyemez, diyordu. Çünkü susmakla konuşulacak şeyler ediniyorsunuz.
Hep konuşmak, konuşmaların nesnesi haline gelmek ise insanı bu yolculuktan alıkoyar. İnsanın kalbi örtülür gürültüyle.
.....
Hani bir an gelir tüm ipler kopar. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir ve olmayacaktır da... O demlerdeyiz... Geceler karanlık, buhran dolu. Nasıl olur anlamıyorum. Nasıl küçücük bir meseleden dağlar yapılır ve ağıtlar yakılır? Nasıl intiharın eşiğine gelir insanlar?
Anlaman, dinlemen gibi bir beklentim yok artık. Sadece fısıldıyorum usulca, soruyorum:

Niye böyle? Neden?

Evet biraz huysuzum, asiyim. Her dem yabancıyım insanlara. Ama ya bunlar, bu olanlar? Hak etmediğimi düşünüyorum. Hak etmediğimizi...

Ben anlamıyorum... Hiçbir şeyi, hiç kimseyi... Bu dünyanın kalıplarına, törelerine uygun değilim. Sanki çok eskilerin insanıyım; taş devrinin, bakır, muhtelif tüm devirlerin...

Sanki tesadüfen düşmüşüm buraya. Bir göz yanılmasıyla, bir ayak burkmasıyla... Bir anda bulmuşum burada kendimi. Suskunluğum eskilerden kalma bu yüzden. Yabancılığım...

Ne vardı, diyorum. Ot gibi bitiverseydik yerden. Zembil gibi düşseydik gökten.

Bıktığımı hissediyorum artık. Her gece yeni bir şey olacak mı, diye sessizliği solumaktan. Gürültüden, patırtıdan, memnuniyetsizlikten... Alabildiğine bıktım... Olağan geliyor tüm felaketler...

Ölesiye hazırım ve artık hayat sobelesin istiyorum beni. Saklanmıyorum, kaçmıyorum da. Ne kendimden, ne insanlardan, ne de hayattan...

Sustum sadece...

Bunu yapabildim yazılanlara karşılık...

Sustum...

Uzun bir zaman...

Sustum ve çok şeyler yaşadım...

Şimdilik yaşadığımız ve canımızı acıtan şeylerin hayatımıza neleri taşıdığını bilemeyeceğimizi, canımızı yaksa da yaşadıklarımızın bizi iyi kılan şeyler olabileceğini anlatmaya çalıştım.
Düşüncemin ilk şafağından beri kendimle dünya arasında bir uyumsuzluk bulunduğunu hissettim, diyordu Schopenhauer...

Şayet, herhangi bir broker veya bilmem ne uzmanı sana hayatın büyük bir yarış olduğunu söylemeye kalkarsa, onu hırsla örülmüş dünyası ile baş başa bırakıp arkanı dön ve yürü.

Onların yüzüne doğru, bu masalı külahıma anlat da diyebilirsin elbette.

Hayat sonsuz bir yarış değil, bize verilmiş bir emanet ve bir armağandır; emaneti kimsenin kirletmesine izin verme. Ve armağanını armağan sahibine çokça şükrederek yerinde kullan.
Heba etme.

Dik dur. Yaradılışındaki hikmeti ve ahdini hatırla. Asla sözünden dönme. Sır saklamasını bil

Gönül kırma...

Ve, hep sevgiyle kal...
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Dik dur. Yaradılışındaki hikmeti ve ahdini hatırla. Asla sözünden dönme. Sır saklamasını bil

Gönül kırma...

Ve, hep sevgiyle kal...


Allah razı olsun Meleğim harika bir paylaşım yüreğine sağlık..
 
Üst Alt