Bir kış mevsimini daha acısıyla, tatlısıyla ömür defterimizin anılar kısmına not düşerek geride bıraktık. Şimdi günler baharı solukluyor. Ve zaman, binbir güzelliğe gün sayan anne. Şimdi yeni bir sayfayı açma zamanı.
Sayısız güzellikleri bağrında taşıyan toprakların çocuklarıyız ve şanslıyız. Paha biçilmez manevi mirasımız bir yana, sadece dört mevsimimiz bile büyük bir zenginlik. Nice memleketler bizim yaşadığımız mevsimlerin ancak ikisine, bazıları da sadece birine sahip.
Her mevsimin kendine özgü bir tadı var. Fakat her mevsimi bahar kadar özler ve bekler miyiz? Hangi mevsim hayal dünyamızda kendine bahar gibi yer bulabilir? Hangi mevsim, düşlerimizi rengârenk süslerle, burcu burcu kokularla donatır, hangisi bahar kadar kendini aratır?
Baharı böylesine bekleten, yâd ettiren, özleten ne olabilir? Onu bu kadar güzel kılan özelliği nedir?
Bahar, her şeyden önce bir diriliş muştusudur. Bütün tabiata ve hayata. Bu haliyle sonsuz diriliş ve oluş nizamının izdüşümüdür bahar. İnsanoğluna ötelerden açılan bir kapı, kalpleri yepyeni umutların heyecanıyla dirilten bir mesajdır. Bu mesaj yaşanılır kılar hayatı, dahası bayram kılar, insana ve bütün varlıklara.
Çile mevsiminin çocuğudur bahar. Sabrın meyvesidir. Yeniden dirilişe umudunu bir an olsun yitirmeyen toprağın, toprağımızın can bulmasıdır. O can, toprağın her rengine, dalların en uçlarına baharla yürür. İlk müjdeyi verirken gül ile nergis, gönül toprağımız nice ıtırlı renklerle donanır. Kır çiçekleri toprağın altında saklı nazik bedenlerini azad ederlerken, içimizde saklı coşkularımız da azad olur bir bir. Boy verirler gökyüzüne doğru, tomurcuğa dururlar.
Aşıklar boşuna mı özler baharı? Bahar gül mevsimidir. Gül yüzlü, gül kokulu yarin mevsimidir. Bülbülün gülsüz geçen her günü azaptır. Bahar ayrılığın feryadının dinme vaktidir, kavuşma vaktidir.
Gökkuşağı renkli kelebekler, her dem kırlara hasrettir. Lâlelerin, sümbüllerin, ılık bahar meltemiyle raksını izlemeden, yasemenlerin kokularını duymadan, ne anlamı vardır hayatın?
Irmaklar bu mevsimde suya doyar. Bahar güneşi olmasa, nasıl erirdi karlar? Bahar yağmurları yağmazsa, nasıl boy verir başaklar? Nasıl kavuşurdu sular yatağına? Ve nasıl ısınırdı içimiz?
Dağlar, ovalar, bayırlar bir gelin gibi süslenir şimdi. Kuşlar, arılar ve kelebekler bu nefis koroya eşlik ederken, yaşama sevinci serperler dört bir yana; umut serperler.
İnsana umut lazımdır, insana yenilik. Hayat yolculuğunu kolay kılmak için de sevinç ve coşku lazımdır. İşte o rahmet: Bahar... Vuslat ümidine türküler yakma zamanı...
Şimdi günlerden bahardır. Yeni şeyler söylemek, yeni güzellikler yaşamak zamanıdır. Ömür defterinin temiz bir sayfasına güzellikler not düşme zamanıdır.
Günler baharı solukluyor. Şimdi kalplerin çiçeklenme zamanıdır...
---alıntı---
