Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Rabiye_A

Nur yuzlunun sevdalisi...
 
Üyelik Tarihi
3 Eki 2008
Mesajlar
1,199
Aldığı Beğeniler
15
Baharın Salavatıdır Güller...
Mem_Resulullah.jpg

Bomboş sokaklarda dolaştım, yapayalnız... Dilimde adın, içimde aşkın,
unutmadım Seni ya Resulallah...
Baharın müjdecisi çiçekler, ağaçları süslediler. Gecenin karanlığında bile
gülümsüyorlar. Baharın gecesi yok, gündüzü de. Bu bahar, çiçek açan her
ağacın altında durup Sana salatu selam göndermek istedim ya Resulallah.
Unutmadım Seni... Sen unutulmayacak kadar o güzel adınla ve bin bir
hatıranla,
kalbimde yaşıyorsun ya Resulallah.
Gecenin sakinliğinde uzaklardan gelen kurbağaların zikir sesleri, ne kadar
ahenk ve uyum içinde. Kulağı rahatsız eden hiçbir şey yok. Yorucu, dondurucu
ağır geçen bir kıştan sonra, bahar aniden çıkageldi. Hiç kalkmayacağını
zannettiğimiz bembeyaz karların ardından bembeyaz çiçeklerle süslendi her
yer. Baharın bayramı var. Ağaçlar gelinliklerini giymiş, düğündeler sanki.
Ağaçlarda hatıran var ya Resulallah...
Bir gün yanına gelen bir bedeviye, peygamberliğinin Allah katından tasdiki
için bir mucize göstermiştin. Vadi kenarındaki bir ağaçtı o mucizen.
“Gel”
diye işaret etmiştin o ağaca. Köklerini sürüye sürüye yanına gelmişti...
Herkesin huzurunda konuştun o ağaçla; “Benim Allah'ın hak ve
son Peygamberi
olduğumu tasdik eder misin?” demiştin. O ağaç şehadet etmişti. Senin
hak ve
son Resul olduğunu tasdik ederek. Bu mucizeyi görmek de yetmemişti o
bedeviye, ardından “Şimdi söyle de yerine gitsin” demişti
Sana. Ne kadar da
sabırlıydın. Ağaca işaret etmiştin, o da dönüp tekrar yerine gitmişti.
Köklerini çıktığı toprağa gömmüş, emrini dinlemişti. O bedevi, bu mucizen
üzerine iman etmişti. Şimdi bu baharda, nerede bir ağaç görsem, Senden bir
mucizedir bilirim, o günlerden kalan bir iz bir hatıradır bilirim. Ağaçlarla
beraber söylerim duamı, dileğimi. Sen Allah'ın son Peygamberisin,
salatu
selam olsun Sana ya Resulallah.
Baştan başa çiçeklerle donanmış o ağacın vaziyeti ise, Senin yeryüzü
halkına, Allah katından Cennet baharlarının müjdesini taşıyan davetinin bir
işaretidir. Hiç yanılmadım böyle bilmekte. Çünkü Allah
Kur'an'ında Senin
üzerine yemin ediyor:
“Yâsin. Velkur'ânilhakîm. İnneke leminelmurselîn.”
Yani, “Hikmetli Kur'an'a yemin olsun ki, Sen hak
Peygambersin, son Resulsün”
diyor. Kur'an'ın kalbi olan Yâsin Sûresi bile kâinatın kalbi
olan Senin
elçiliğini tasdikle başlıyor.
Bugün, sokağımızda ilk çiçek açan bir erik ağacının altında birkaç gönül
dostumuzla Sana salatu selam gönderdik. Mektubumuz yok, postacımız da yok
Sana getirecek. Ama duamızı ve salâvatımızı Sana ulaştıracak rahmet
melekleri var Rabbimizin. Buna inanıyoruz, buna güveniyoruz çok şükür.
Salâvatlarımız, selamlarımız Sana ulaşacağı için sevinçliyiz. Yaşadığımız bu
hayatın her anını varlığınla güzelleştiren Allah'a hamdolsun ki, Sen
her
şeyin gayesini, yaratılış sebebini öğreten biricik Peygambersin, öğretmensin
bize. Bu dünyada şu güzelliklerin mânâsı ve mahiyeti bilinmese ya da
bildirilmeseydi ne kadar da cahil kalacaktık.
Bir kâğıt parçasından ibaret olan diplomalarımız ne işe yarayacaktı ki Seni
bilmedikten sonra, bunca bilgilerin yolu Sana varmadıktan, Sana çıkmadıktan
sonra. Avrupa'nın zekâ tarlaları Goetheler, La Martinler, Puşkinler,
Rilkeler, Tolstoylar, Bernard Shawlar ve daha niceleri Seni tanısın, bilsin,
hakkaniyetini ifade etsinler de biz bülbül olup şakımayalım, susalım mı?
Konuşmayalım mı ya Resulallah? Bir ışıkçık bile onların yolunu aydınlatmaya
yetmiş iken biz canlı güneşimiz Senin karanlıkları yutan aydınlığından
nasipsiz mi kalaydık? Nasipsiz kalmak yakışır mıydı? Şükür ki yetiştin
imdadımıza.
Dua odur ki Allah'a ulaşa, yol odur ki Hakk'a vara, selam ve
salâvat odur ki
Sana ulaşa. Çatı katımdaki küçücük odamda, gecenin karanlığında çiçek açtın.
Dilimdesin, kalbimdesin ya Resulallah. Sen benim için hep yenisin. Gördüğüm
her güzellikte payın var, yaratılan her şeyde izin.
Bunu Sen öğrettin. Şükür ki sen öğrettin. Bilgimizi adınla süsledin. Ustaca
gizlediler adını kitaplarda daha bilmem nerelerde. Ama öğrendik. Kimse
öğretmese de, adını söylemese de kâinat Seni söylüyor. Her şey Seni
anlatıyor. Görmemek, duymamak ne mümkün. Senin getirdiğin tüm hakikatlere
iman etmek, ne kadar güzel. Bunların bir an bile aksini düşünmek korkunç.
Ruhumu bu sonsuz uçurumlara düşmekten kurtar ya Resulallah.
Şefaatinin mahşer gününde, ümmetinden büyük günahları işleyenlerin üzerine
olacağını söylemiştin. Ne büyük bir müjdeydi bu. Ben gibi dertliler adına,
sevinçliyim. Hatalarım günahlarım çoksa da, senin o engin şefkatinden ve
şefaatinden ümitliyim.
Ümid oldun karanlık geceme de yarınlarıma da. Ey rahmet Peygamberim. Senin
şefaatini dileniyorum. Ve Rabbime yalvarıyorum:
Dilimiz sürçse de, ayağımız takılıp düşsek de affına sığınıyoruz Ya Rabbi.
Pişman olup da bir gün günahlarından dönen kullarını kapısından çevirmeyecek
bir Sen varsın Allah'ım. Bu karanlık gecede küçücük bir pencerede
yıldızları
da seyrettim... Gökyüzü pırıl pırıldı. Yıldızlar sayılamayacak kadar
çoktu.
Yıldızların ki şahit olan göklerinin şehadet kelimeleriydi. Gökyüzünün
çiçekleriydi... Gündüz ağaçların çiçekleriyle, gece de gökyüzünün çiçekleri
olan yıldızlarla Sana salatu selam olsun ya Resulallah.
Allah'ım, bu benim belki ilkbaharım, belki de son baharım. Ne olur
bu son
fırsatı alma elimden. Tövbelerimi kabul et dilimden. Ne gelir ki başka
elimden. Şu pişmanlık tövbelerimden başka... Buluğ çağımdan bu güne kadar
işlemiş olduğum tüm günahlar, hatalar, kusurlar için, günah defterimde
kayıtlı ameller ve işler için Senden af diliyorum. Tövbemin ahı ile yak
onları ya Rabbi. İstiğfar ediyorum. Tövbemin kabulünü dileniyorum. Sevgili
Habibin hürmetine, Kur'an'da ismi geçen peygamberlerin
hürmetine, Kur'an
için can verenler hürmetine, Kerbela'da şehit düşen Hz Hüseyin
hürmetine
affet. Sevdiğin kulların için affet. Rahmetine garket. İstemeseler de nurunu
tamamlayacaksın. Ruhumu da nurunla münevver et. Hz Peygamberimin dünyayı
şereflendirdiği 20 Nisan için, o kutlu gecenin sabahı için affet.
Karalıkların üzerine doğan o canlı güneş için affet. Hiç batmayan, sönmeyen
o ebedi canlı güneşimiz için affet.
Ey sevgili Rabbim, sevdir bize sevdiklerini, yerdir bize yerdiklerini.
Kalbimi ebediyen aşkınla doldur. Şüphesiz bir ben değilim bu yolun yolcusu.
Sana ulaşmak için çabalayan nice diller, nice dualar var. Odalarında sarı
ışıkların yandığı evler var. O odalardan yükselen dualar var. Onları da
kabul et bu duamın arasında. O kutlu ve mutlu günün adına affet, lütfen
dualarımızı kabul et.
Ağaçlardaki çiçekler, güllerin de habercisi. Sultanlar arkadan gelirmiş.
Güller ki, baharın sultanıdır. “Baharın salâvatıdır güller.”
Şimdi gül
mevsimi. Gül ki, kokusunu Senden almış Ya Resulallah. Sahabelerin öyle
söylüyorlar: “Biz Medine sokaklarından, Hz Peygamberin geçtiğini
kokusundan
anlardık. Geçtiği her sokak gül kokardı, onun geçtiği yerleri ardından
koklardık.”
Bir gül mevsiminde doğmuştun. Bahar Seni müjdeliyordu. Bahar ki bir zarftı.
Zarfın içindeki mektubu güllerdi. Açıldıkça o mektup yaprak yaprak, kokun
saçıldı âleme. Dünyamız, o güzel kokunla süslendi, uyandı, açıldı ya
Resulallah. Onun içindir ki, Bediüzzaman kırlara doğru çıkarken bir bahar
mevsiminde, bir bahçeden yola uzanan güle yaklaşıp bir buse kondurmuştu.
Şimdi ben de öyle yapıyorum. Güllere bir buse konduruyorum. Açılan her bir
gül adedince salâvatlar gönderiyorum yaprak yaprak. Her bir ağacın
çiçekleriyle gönderdiğim salâvatlar gibi kabul et bunu da.
Annemin bahçesindeki yediveren güllerini de unutmadım. Bir gün elimde bir
gülle çıkıvermiştim evden. Komşum rahmetli Süleyman amcaya rastlamıştım.
Gülü uzatıp “Koklar mısınız?” demiştim. Saçları gibi kalbi de
ak pak olan bu
mübarek insan uzun uzun elimdeki güle bakmıştı. Gözlerinde iki damla yaş
birikmiş, ağzında bir şeyler mırıldanmıştı. Bundan sonra koklamıştı gülü.
“Neler mırıldandınız öyle Süleyman amca?” dediğimde,
“Evlâdım, gül Hz
Peygamberin remzidir. Onu koklamadan önce salâvat getirmek gerektir. Eskiler
böyle yapardı.” demişti. O sabah Sana ait bir gerçeği öğrenmek içimi
ferahlatmıştı. Senin sevgin insanları ne kadar nazik, ne kadar hassas
yapmıştı ya Resulallah. Gül gibi bir ümmetin var. Kokuna bile sevdalı...
Allah'ım yüz yirmi dört bin peygamber göndermişsin, öyle buyuruyor
Peygamberimiz. Bunlardan herhangi birinin de ümmeti olabilirdim. Ama beni
peygamberlik halkasının en son temsilcisine getirip ümmet eyledin. Sevgiline
yoldaş eyledin. Sana şükrümü nasıl ödeyebilirim ki...
Ey ana rahminde bile beni unutmayan Rahim olan Allah'ım. Biliyorsun,
Seni
layıkıyla sevemiyorum. Sonra da kederler içinde kıvranıyorum. Ne olur Sen
sev beni, ne olur...
Seviyorum desem de unutuyorum, gafletlere dalabiliyorum. Ne olur bana
yalnızlığımı hissettirme Allah'ım. Yeter şu dünyada çektiğim
sahteliklerin
her türlüsünden. Sen ki tek gerçeksin ve haksın. Kullarını aldatmayansın.
Sözünde duransın. Bana nefsimden de yakınsın. Hiç bir liyakatim olmadığı
halde beni kendine bu kadar yakîn ettiğin için Sana sonsuz hamdüsenalar
olsun, Habibine ümmet ettiğin için de sonsuz şükürler olsun.


Alemlerin efendisi Hz.Muhammed (sav) efendimize salâtu selam ile...
Rabbime emanet olunuz Selam ve Dua ile..
 

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
çooook uzundu okumak uzre alıyorum arsıvıme...
Gullerce salat yuzlerce selam...
Teşekkürler
 
Üst Alt