Hayat nasıl da hantallaşıyor bazen. Tıpkı günahlar gibi taşınmaz oluyor. Hayat nasıl da Kenan diyarı oluyor birden. Nasıl da Yakup (a.s) laşıyor.Kurtlarsa Yusuf’u yemekte..
Sevgi, huzur ve güvenle sığındığın dağlarda üşümektesin. Yüreğindeki yangına inat karlar yağıyor hayallerinin, umutlarının üzerine. İçinde çağlayanlar coşmakta, volkanlar patlamakta, sen ise abdest için kullanılmayı bekleyen su misali kabındasın. Fırtınalar koparken benliğinde bir akşam meltemini andırmaktasın.
Dilin söylemiyor, kulağın işitmiyor, gözlerin karanlığın içinde parlayan ay ışığından başkasına yabancı. Bu hal üzerine çaldığın kapılar da şamar gibi patlayınca suratına geliyorsun kendine. İşte o an da;
“Bana bir ben gerek bir de beni anlayan
Beni bir ben anlarım, birde beni Yaradan”
Mısrası geçiyor aklımdan.Hayat içinde karışmadan,karıştırmadan karışmayı öğreniyorsun.Giderken herkesi ve her şeyi burada bırakacağın için bağlanmaman gerektiğini öğreniyorsun.Herkesin ve her şeyin bir yere kadar olduğu fikrini benimseyince de iyiye sevinmiyor,kötüye üzülmüyorsun..
“Üzülmeyin yeise kapılmayın. İnanıyorsanız üstünsünüz.”ayeti gereğince haykırıyorsun. İnanıyorum Rabbim senin bir olduğuna, Habibinin peygamberimiz Muhammed (s.a.v)olduğuna inanıyorum. Senden başka bir ilah olmadığına, olmadığı gibi bana şah damarımdan da yakınımda senden başkasının olmadığına inanıyorum. İnanıyorum. İnanıyorum.
Sana layık bir kul olma çabalarımı, sevdigmi sadece rızan için sevip, kızdığıma sadece rızan için buğz ettiğim, boğulacak gibi olduğum, her şeyin üstüme üstüme geldiği en çaresiz anımda bile teslimiyete teslim olduğumu, lütfun kadar kahrının da hoş geldiğini bildirmek istiyorum.
Her solukta sana dönmek istiyorum.Hz İbrahim’i ateşten kurtaran ,Hz İsmail’in kurban edilmesine göz yumdurmayan ,Yunus (a.s) ı balığın karnından gün ışığına kavuşturan teslimiyetin tohumu yeşersin ruhumda.Nefsimi çıldırtan hasretlerle yürümek istiyorum yolunda.Kayadan kayaya çarparak çağlayarak akan su misali akıyorum yollarına.Her dere ,her çay,her ırmak nasıl sonunda denize kavuşuyorsa,Rahmetinin denizine ulaşmak için ,ulaştır Rabbim..!
Sevgi, huzur ve güvenle sığındığın dağlarda üşümektesin. Yüreğindeki yangına inat karlar yağıyor hayallerinin, umutlarının üzerine. İçinde çağlayanlar coşmakta, volkanlar patlamakta, sen ise abdest için kullanılmayı bekleyen su misali kabındasın. Fırtınalar koparken benliğinde bir akşam meltemini andırmaktasın.
Dilin söylemiyor, kulağın işitmiyor, gözlerin karanlığın içinde parlayan ay ışığından başkasına yabancı. Bu hal üzerine çaldığın kapılar da şamar gibi patlayınca suratına geliyorsun kendine. İşte o an da;
“Bana bir ben gerek bir de beni anlayan
Beni bir ben anlarım, birde beni Yaradan”
Mısrası geçiyor aklımdan.Hayat içinde karışmadan,karıştırmadan karışmayı öğreniyorsun.Giderken herkesi ve her şeyi burada bırakacağın için bağlanmaman gerektiğini öğreniyorsun.Herkesin ve her şeyin bir yere kadar olduğu fikrini benimseyince de iyiye sevinmiyor,kötüye üzülmüyorsun..
“Üzülmeyin yeise kapılmayın. İnanıyorsanız üstünsünüz.”ayeti gereğince haykırıyorsun. İnanıyorum Rabbim senin bir olduğuna, Habibinin peygamberimiz Muhammed (s.a.v)olduğuna inanıyorum. Senden başka bir ilah olmadığına, olmadığı gibi bana şah damarımdan da yakınımda senden başkasının olmadığına inanıyorum. İnanıyorum. İnanıyorum.
Sana layık bir kul olma çabalarımı, sevdigmi sadece rızan için sevip, kızdığıma sadece rızan için buğz ettiğim, boğulacak gibi olduğum, her şeyin üstüme üstüme geldiği en çaresiz anımda bile teslimiyete teslim olduğumu, lütfun kadar kahrının da hoş geldiğini bildirmek istiyorum.
Her solukta sana dönmek istiyorum.Hz İbrahim’i ateşten kurtaran ,Hz İsmail’in kurban edilmesine göz yumdurmayan ,Yunus (a.s) ı balığın karnından gün ışığına kavuşturan teslimiyetin tohumu yeşersin ruhumda.Nefsimi çıldırtan hasretlerle yürümek istiyorum yolunda.Kayadan kayaya çarparak çağlayarak akan su misali akıyorum yollarına.Her dere ,her çay,her ırmak nasıl sonunda denize kavuşuyorsa,Rahmetinin denizine ulaşmak için ,ulaştır Rabbim..!
