- Üyelik Tarihi
- 17 Ara 2005
- Mesajlar
- 137
- Aldığı Beğeniler
- 0
Başından bulasın !
Hazret-i Üstad, 1943 yılında Denizli Mahkemesi öncesinde, Kastamonudan Ispartaya götürülmek üzere, Çankırı üzerinden karayoluyla Ankaraya getirilir. Ankaraya vardıklarında Samanpazarı semtinde mütevazi bir otele yerleşir.
Üstad Hazretlerinin Ankara'ya geldiğini öğrenen dönemin Ankara valisi Nevzat Tandoğan, Üstadı polisler vasıtası ile vilayete getirtir.
Vali Tandoğan maddeten eli kolu bağlı, garip, misafir ve yolcu olan Bediüzzaman Hazretlerinin başına zorla şapka koymak ister. Tandoğan'ın şu münasebetsiz, kanunsuz davranışıyla, din ve dini akide ile alay etmek ve tahkir etmek hedefi apaçıktır.
Vilayet makamında, şapkayı Bediüzzamana giydirmek için yaptığı konuşma sırasında , onunla Üstad Bediüzzaman arasında şiddetli münakaşalar cereyan eder.Konuşmalar sonunda haksızlığı açıkça ortaya çıkan Nevzat Tandoğan ,Cebri ve Kanunsuz isteğini, zorla yapmak ister. Bir polise veya odacıya yirmibeş kuruş vererek dışardan bir kasket aldırır ve Bediüzzamanın başındaki külaha işaret ederek Onu çıkar, bunu giy! diye zoraki teklifte bulunur.
Hazret-i Bediüzzaman ise, boynunu göstererek :Bu külah ancak bu Baş ile beraber çıkabilir der, reddeder.
Gözü dönmüş Vali, bu defa şapkayı eline alarak , bizzat kendi eliyle Bediüzzamanın başına koymaya teşebbüs eder, fakat ellerini kaldırdığında havada dona kalır, bir şey yapamaz, durur.
Hazret-i Üstad , Vali Tandoğanın dine karşı alaycı tavrı ve şahsi kin ve iğbirarının bir tezahürü olan bu bedbahtça davranışından çok rahatsız ve müteessir olur. O halette Valiye dönerek:
Hey bedbaht, ben sizin bin senelik ecdadınızı temsil ediyorum, Onların bir varisiyim. Senin bu hareketin keyfi ve küfridir.
dedikten sonra şöyle beddua eder:
Başından bulasın!...
Bu hadiseden aylar sonra, Temmuz 1946da psikolojik problemler içinde bocalayan Vali Nevzat Tandoğan, kendi eliyle kafasına tabancayı dayayıp intihar eder.
Bilahare Hazret-i Üstad Emirdağ kazasında bulunduğu sıralarda bu intihar hadisesini duyduğunda şöyle demiştir:
...Hem Abdurrahman Selahaddinin medar-ımektubunu ve bana şapka için Ankarada sıkıntı veren Vali Nevzatın intiharıyla, kendi tokadını ve cezası kendi eliyle verilmesini...
Yine aynı mevzuda;Üstadın Heyet-i vekileye ve Meclis başkanlığına yazdığı dilekçesinin haşiyesinde şöyle demiştir:
Yalnız beş sene evvel Ankara Valisi Nevzat bey, cebren kıyafetime ilişmek istedi.Hem muvaffak olamadı, hem kendi kendini intihar etmekle tokadını yedi...
Hazret-i Üstad, 1943 yılında Denizli Mahkemesi öncesinde, Kastamonudan Ispartaya götürülmek üzere, Çankırı üzerinden karayoluyla Ankaraya getirilir. Ankaraya vardıklarında Samanpazarı semtinde mütevazi bir otele yerleşir.
Üstad Hazretlerinin Ankara'ya geldiğini öğrenen dönemin Ankara valisi Nevzat Tandoğan, Üstadı polisler vasıtası ile vilayete getirtir.
Vali Tandoğan maddeten eli kolu bağlı, garip, misafir ve yolcu olan Bediüzzaman Hazretlerinin başına zorla şapka koymak ister. Tandoğan'ın şu münasebetsiz, kanunsuz davranışıyla, din ve dini akide ile alay etmek ve tahkir etmek hedefi apaçıktır.
Vilayet makamında, şapkayı Bediüzzamana giydirmek için yaptığı konuşma sırasında , onunla Üstad Bediüzzaman arasında şiddetli münakaşalar cereyan eder.Konuşmalar sonunda haksızlığı açıkça ortaya çıkan Nevzat Tandoğan ,Cebri ve Kanunsuz isteğini, zorla yapmak ister. Bir polise veya odacıya yirmibeş kuruş vererek dışardan bir kasket aldırır ve Bediüzzamanın başındaki külaha işaret ederek Onu çıkar, bunu giy! diye zoraki teklifte bulunur.
Hazret-i Bediüzzaman ise, boynunu göstererek :Bu külah ancak bu Baş ile beraber çıkabilir der, reddeder.
Gözü dönmüş Vali, bu defa şapkayı eline alarak , bizzat kendi eliyle Bediüzzamanın başına koymaya teşebbüs eder, fakat ellerini kaldırdığında havada dona kalır, bir şey yapamaz, durur.
Hazret-i Üstad , Vali Tandoğanın dine karşı alaycı tavrı ve şahsi kin ve iğbirarının bir tezahürü olan bu bedbahtça davranışından çok rahatsız ve müteessir olur. O halette Valiye dönerek:
Hey bedbaht, ben sizin bin senelik ecdadınızı temsil ediyorum, Onların bir varisiyim. Senin bu hareketin keyfi ve küfridir.
dedikten sonra şöyle beddua eder:
Başından bulasın!...
Bu hadiseden aylar sonra, Temmuz 1946da psikolojik problemler içinde bocalayan Vali Nevzat Tandoğan, kendi eliyle kafasına tabancayı dayayıp intihar eder.
Bilahare Hazret-i Üstad Emirdağ kazasında bulunduğu sıralarda bu intihar hadisesini duyduğunda şöyle demiştir:
...Hem Abdurrahman Selahaddinin medar-ımektubunu ve bana şapka için Ankarada sıkıntı veren Vali Nevzatın intiharıyla, kendi tokadını ve cezası kendi eliyle verilmesini...
Yine aynı mevzuda;Üstadın Heyet-i vekileye ve Meclis başkanlığına yazdığı dilekçesinin haşiyesinde şöyle demiştir:
Yalnız beş sene evvel Ankara Valisi Nevzat bey, cebren kıyafetime ilişmek istedi.Hem muvaffak olamadı, hem kendi kendini intihar etmekle tokadını yedi...