- Üyelik Tarihi
- 8 Nis 2013
- Mesajlar
- 951
- Aldığı Beğeniler
- 1,270
- Takım
- Galatasaray
Her vakit sevgilisinin çağrısıyla titrerdi
Eline, yüzüne, başına ve ayaklarına değen su söndürmez, artırırdı ateşini
Değil mi ki incecik bir rahmetle kuşatılmış ve
“Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da.
Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.” denmiştir.
Bir annenin çocuğunun üzerine titremesi gibi
Hatta şüphesiz ki daha fazla üzerine titremişti.
Zeynel Abidin bu rahmeti nasıl hissetmesindi, nasıl şükretmesindi.
Geceleri secdelerin uzadığı vakitti onun için
Karanlığın içinde tertemiz parladığı vakitti
Birde sokak aralarında dolaşırdı
Kimse görmez kimse bilmezdi ne yaptığını,
Gecenin kuyusunda, sokakların arasında,
Cananı hariç
Cananın huzuruna çıkmadan evvel her abdest alışında
Rengi sararırdı İmam-ı Zeynel Abidin in, titrerdi
Ondaki bu hal değişikliğini görenler meraklanır
Bu halin sebebini sorardı
Niçin suyla temas eden teni sararmaktaydı, niçin titreyişler sarıyordu bedenini
Su ona, huzuruna çıkacağı Zat-ı haber ederdi
Bu alemle alakam kesiliyor, işte bu yüzdendir halim derdi
Sevgilisinin vuslatıyla titrer, nasıl ki sevgili ayetlerinde kulunun üzerinde titrer
İnsanlar onun, gecenin kuyusunda ne yaptığını ancak vefatından sonra cenazesi yıkanıp nasır tutan sırtını görünce öğrendi
Fakirlere, muhtaçlara sırtında çuval çuval un taşımıştı
Yardım ettiğini kimseye farkettirmemek içinde geceyi seçmişti
Gözlerden saklardı yaptığını, çünkü bu böyle gerekti
Çünkü onun istediği övgü dolu sözler, takdirle üzerine çevrilmiş bakışlar değil
Bir tek Cananı vardı onun, tek Onun için eylerdi
Her ne yaparsa sadece Onun nazarına erebilmek içindi
Geceleri vardı onun, secdeleri, sararan bir teni
Titreyen bir bedeni
Birde sırtındaki nasırı
Hz. Peygamber (s.a.v) in çocukken kucağından indirmediği babası Hz. Hüseyin
Ve ikimiz bir nurdan yaratıldık dediği dedesi Hz. Ali gibi şehit edildi
İmam-ı Zeynel Abidin
Eline, yüzüne, başına ve ayaklarına değen su söndürmez, artırırdı ateşini
Değil mi ki incecik bir rahmetle kuşatılmış ve
“Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da.
Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.” denmiştir.
Bir annenin çocuğunun üzerine titremesi gibi
Hatta şüphesiz ki daha fazla üzerine titremişti.
Zeynel Abidin bu rahmeti nasıl hissetmesindi, nasıl şükretmesindi.
Geceleri secdelerin uzadığı vakitti onun için
Karanlığın içinde tertemiz parladığı vakitti
Birde sokak aralarında dolaşırdı
Kimse görmez kimse bilmezdi ne yaptığını,
Gecenin kuyusunda, sokakların arasında,
Cananı hariç
Cananın huzuruna çıkmadan evvel her abdest alışında
Rengi sararırdı İmam-ı Zeynel Abidin in, titrerdi
Ondaki bu hal değişikliğini görenler meraklanır
Bu halin sebebini sorardı
Niçin suyla temas eden teni sararmaktaydı, niçin titreyişler sarıyordu bedenini
Su ona, huzuruna çıkacağı Zat-ı haber ederdi
Bu alemle alakam kesiliyor, işte bu yüzdendir halim derdi
Sevgilisinin vuslatıyla titrer, nasıl ki sevgili ayetlerinde kulunun üzerinde titrer
İnsanlar onun, gecenin kuyusunda ne yaptığını ancak vefatından sonra cenazesi yıkanıp nasır tutan sırtını görünce öğrendi
Fakirlere, muhtaçlara sırtında çuval çuval un taşımıştı
Yardım ettiğini kimseye farkettirmemek içinde geceyi seçmişti
Gözlerden saklardı yaptığını, çünkü bu böyle gerekti
Çünkü onun istediği övgü dolu sözler, takdirle üzerine çevrilmiş bakışlar değil
Bir tek Cananı vardı onun, tek Onun için eylerdi
Her ne yaparsa sadece Onun nazarına erebilmek içindi
Geceleri vardı onun, secdeleri, sararan bir teni
Titreyen bir bedeni
Birde sırtındaki nasırı
Hz. Peygamber (s.a.v) in çocukken kucağından indirmediği babası Hz. Hüseyin
Ve ikimiz bir nurdan yaratıldık dediği dedesi Hz. Ali gibi şehit edildi
İmam-ı Zeynel Abidin