Günümüz İslam Alimlerinden ve ayrıca İlahiyat Fakültesi mezunu ve Hafız olan Mustafa Sağ'ın İslam'da Baş Örtmek var mıdır?adlı kitabını okusaydınız herhalde böyle düşünmezdiniz.Bu kitapta ayetlerde geçen başörtüsü diye iddia edilen şeylerin aslında başörtüsü değil,göğüs örtüsü anlamında zikredildiğini ve başörtüsünün 20.yy.ın başlarına kadar islam toplumunda mevcut olmadığını Osmanlı'da 2.Abdülhamid dönemlerinde yeni yeni zuhur ettiğini,hatta bu durumun toplumun can ve mal emniyetine zarar verdiği yönünde Abdülhamid'e şikayet ve ihbarlarda bulunulduğu,dini bir kıyafet süsü verilerek bazı insanların bu kisve altında hırsızlıklar yaptığı ve şahitlerin bunların yüzleri kapalı olduğu için onların şeklini şemailini tarif edemediklerini bu durumların da onların yakalanmaları konusunda zaptiyelerin işlerini güçleştirdiği ve toplumun asayişinin tehlikeye girdiği yönünde ihbarlar geldiği bunları gerekçe göstererek Sultan 2.Abdülhamid'in yüzlerin ve başın,cinsiyeti ve şekli belli olmayacak şekilde kapatılmasını ve o şekilde sokağa çıkmayı 2 nisan 1892 tarihinde bir fermanla(İradei Dâhiliye, Nu. 99887) Yıldız Saray-ı Hümâyûnu Başkitâbet Dâ’iresi 5894 numaralı ferman)yasakladığı tarihçilerce de zikredilmektedir.Şimdi dindar bir padişah olarak bilinen Abdülhamid bu çarşafı yasakladığına göre bu dini bir kıyafet nasıl oluyor?.Zaten alimlerden önemli bir bölümü de örtünmeyle ilgili iddia edilen hadislerin kiminin mevzu hadis kiminin de zayıf hadis olduğu zikredilmektedir.Zaten hanefi mezhebine göre sünnet bağlayıcı değildir,sünneti terkeden günahkar bile sayılmaz.Peygamberi inkar etmek ayrı şeydir,hadisi inkar etmek veya sahih olduğunu kabul etmemek ayrı bir şeydir,onun için islam alimleri peygamberi inkar eden küfre girer,fakat hadisin sahih olduğunu kabul etmeyen ve bu yüzden o hadisle amel etmeyen günahkar bile olmaz demişlerdir.Yukarıda sayılan hadislere göre amel etmeyen veya bunun sahih olduğunu kabul etmeyip bunu bağlayıcı olarak görmeyip başını ve saçını açan müslüman kadınların günahkar olduğu nasıl iddia edilebilir.Evet sünnetin sünnet olduğunu kabul edip bunu işleyene sevap kazandırabilir,ancak sünneti terkeden günahkar bile olmaz.namazdaki sünnetlerin terkinde bile iadesinin gerekmemesi belki de bu yüzdendir.Çeşitli ayetlerde Hüküm yanızca Allah'a aittir,Allah'tan daha iyi kim hüküm verebilir gibi ayetler mevcut olduğuna göre,o halde sünnetle ayetlerin koymadığı hükümlerin üstüne hadisle hüküm konmuş olmuyor mu?Peygamberi Allah'ın tasarruf ve hükümlerine ortak etmek te bir nevi şirkten sayılmaz mı?Kur'an haşa yetersiz bir Kitap mıdır ki,yedek hükümlere ihtiyaç hasıl olsun.Bu din üstüne yeni bir hadis dini ilave etmek değil midir?Tevhid konusuna büyük önem veren bazı islam alimleri,Peygamberlerin bile hüküm koyamayacağını,hükmün yalnızca Allah'a ait olduğunu bunun aksinin ise şirk hastalıklarını doğuracağını belirtmişlerdir.Çağımızda da ayetlerin saflığından ve sadeliğinden uzaklaşılıp hatta unutulup hadislerle bir şekil islamcılığının yaygınlaşmasının Kur'an islamının değil hadis islamının egemen olduğunu bununda islam alemindeki tevhide bu yollada en büyük darbeler vurulduğunu bizim gibi müctehid alimler artık dile getirmeye başladılar.Allah o ufku geniş alimlerden razı olsun.Bu yeni ufku geniş alimler artık hadisleri yeni bir yere oturtmanın elzem hale geldiğini aksi halde islam alemindeki bu parçalanmışlığın devam edeceğini dile getiriyorlar,artık o ufku geniş alimlere göre hadislerin dindeki yeri,açıklama özelliğidir.yani Hadisler gerçekten sahih ise,sadece ayetleri açıklama aracıdırlar,yoksa yeni hüküm koyma aracı sayılamazlar.(Sahih olmayan hadislerden açıklamalar yapılması bile sakıncalıdır)herhalde bu durum büyük islam alimi imamı azam'ında ta o zaman dikkatini çekmiş olmalıki ta asırlar önce bu durumları dile getirmiş ve hadisi inkar eden küfre bile girmez,günahkar bile olmaz demiştir.Tabiki hadisleri derin anlamda deşifre edememiş bazı hocalar ayetlere hadisleri hemen yama yapmakta ve ondan da bazen onlarca hüküm çıkartmakta ve ihtilafları artırmaktadırlar(mezheplerin ve tarikatların çıkışı da bu şekilde olmuştur)haşa 40 yerinden yamalı bir pantolonmuş gibi bu şekilde davranan hocalarımızın sayısı çok fazladır,ancak onların metotları çok yanlış ve toplumu getirdikleri yer bellidir ve 400 yıldır islamın yeryüzündeki egemenliğinin elden gidip tevhidin değil,şirkin egemen olmasının aslında en büyük müsebbibidirler ki islamın egemen olması da bize göre tekrar tevhide ve Kur'ana dönmekle olacaktır.Bazıları bizi bu inanç ve fikirlerimizden dolayı harici gibi vahhabi gibi suçlasalarda gerçek kurtuluş önceliği Kur'ana vermekten geçiyor..Selam ve saygılarımla.