- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
Başörtülü Öğrencilere Milli Güvenlik İşkencesi
Lise 2 öğrencilerine, asker zoruyla okutulan Milli Güvenlik Bilgisi dersi; özellikle bu derslerde başlarını açmak zorunda bırakılan on binlerce İmam-Hatip öğrencisi için tam bir işkenceye dönüşüyor.
Okulların açılmasıyla birlikte ajanslara her gün yeni bir şiddet haberi düşüyor ama yüz binlerce öğrencinin maruz kaldığı bir tür duygusal şiddet, tüm liselerde uygulandığı halde, gündeme gelmiyor. Ülke çapında, 1 milyon 225 bin öğrencin okuduğu 1,720 lisede giren askerler, okullarda militarizm propagandası yapıyor ve öğrencilere daha çok güncel siyasi konularda askerin görüşünü tek doğru ve gerçekmiş gibi dayatıyor. Bu durum, özellikle, ailelerin kızlarını başörtülü okuyabilmesi için gönderdikleri İmam-Hatip liselerinde tam bir işkenceye dönüşüyor. Okudukları derslerde başörtüsünün Allahın emri olduğunu öğrenen kız öğrenciler, ikinci sınıfa geldiklerinde Milli Güvenlik Bilgisi dersi yüzünden ciddi sıkıntılar yaşıyor. Genellikle okul idaresi ve öğretmenler tarafından ortamın gerilmemesi ve haftada tek ders olması gibi gerekçelerle ikna edilmeye çalışılan kız öğrenciler; ya başlarını açmak ya da okulu bırakmak zorunda kalıyorlar.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından okullarda zorunlu olarak okutulan Milli Güvenlik derslerine, Harp Okulu mezunu, muvazzaf subaylar, askeri üniformaları ile giriyor. Dersin içeriğinden, kitabının yazılmasına ve ders saati sayısına varana kadar tüm detaylar, bizzat Genelkurmay Başkanlığı tarafından belirleniyor. Dersin amacı, ilgili yönetmelikte Türk gençliğinin tümünde doğal olarak bulunan milli güvenlik bilincini topyekün harbin isteklerine göre pekiştirmek ve Silahlı Kuvvetleri tanıtmak, gençleri Orduya içten gelen sevgi ve özlemle bağlamak, onları Silahlı Kuvvetlerle yapılan ana savunmanın temel bilgileri üzerinde fikren hazırlamak böylece Türk gençliğini her an ordu ve sivil savunmanın aktif organlarında görev alabilecek bir düzeye getirmek, birlik ve beraberlik ruhunu yaratmak ve vatansever bir gençlik yetiştirmek şeklinde ifade ediliyor.
Yaklaşık 80 yıldır okutulan Milli Güvenlik Bilgisi dersi, özellikle 28 Şubat sürecinden sonra farklı bir işlev kazandı. Mevcut haliyle, bu derslerde ağırlık Atatürk İlkeleri ve Milli Birlik ve Beraberlik, Türkiye Cumhuriyeti Üzerine Oynanan Oyunlar konularına veriliyor. Üniformalı askerler, 16-17 yaşındaki öğrencilere, TSKnın bu ülkenin asıl sahibi olduğunu anlatıyor. Derslerde, bölücülük ve irtica konuları altında, Kürt halkı ve Müslümanların aleyhinde militarist bir propaganda yapılıyor. Bu durum, devlet okullarına giden Kürt öğrencileri kadar, İmam-Hatip lisesine giden öğrencileri de rahatsız ediyor. Özellikle İmam-Hatip lisesi 2. sınıfa gelen kız öğrenciler, haftada bir gün derslerine gelen askerler karşısında başlarını açmak zorunda bırakılıyor. Bu durum, Kuranı ve Allahın emirlerini öğrenen ve bu konuda samimi hisler taşıyan öğrencilerde çok ciddi ikilemlere, duygusal gerilimlere ve psikolojik sorunlara sebebiyet verebiliyor. Çoğu zaman, okulunu bitirmek isteyen öğrencilerin maruz kaldığı bu şiddet, etkisini sadece bir yıl boyunca değil, ileriki zamanlarda da gösterebiliyor.
Milli Güvenlik dersleri yüzünden okulu bırakan öğrenciler, şimdi de Danıştayın açık liselerde de başörtüsü yasağı uygulanması kararıyla başka bir sorunla karşı karşıya bırakılıyor. Başörtülü olarak, en azından bir lise bitirmek isteyen öğrencilere tüm yollar kapatılıyor. Bu durum karşısında, başta İmam-Hatip öğrencileri ve velileri olmak üzere, ilgili eğitim sendikalarının ve sivil toplum örgütlerinin ciddi bir kampanya başlatması gerekiyor. Okulların, askeri vesayet altına alınması, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin askeri bir baskıya zorla maruz bırakılması karşısında sessiz kalınmamalıdır. Okullarda zorunlu din dersinin kaldırılması talep edilirken, belki de daha sıkıntılı bir ders olan zorunlu Milli Güvenlik derslerinin kaldırılması da talep edilmelidir. Zaten yeterince resmi ideolojinin baskısı altında olan eğitim sisteminde, bir de üniformalı propagandaya daha fazla yer verilmemelidir.
(Beytullah Emrah Önce-Haksöz Haber)