Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

erni

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
21 Eyl 2007
Mesajlar
329
Aldığı Beğeniler
1
Konum
izmir
Takım
Galatasaray
SİYASÎ tarih hocamız Prof. Ahmet Şükrü Esmer anlatmıştı: Yüksek siyaset ve dirayetiyle ünlü Demir Şansölye (başbakan) Bismarck bir gün Meclis kürsüsünde bir konuşma yapıyormuş, muhalif milletvekilleri yüksek sesle bağırarak, sıra kapaklarına vurarak gürültü kopartmışlar, şamata çıkartmışlar. Salonda uğultudan durulmuyor... Bismarck son derece büyük bir sükunet ve umursamazlıkla sözlerine ara vermiş, cebinden bir gazete çıkartmış, gözlüğünü takmış ve onu okumaya (içinden) başlamış. Gürültü, uğultu, şamata, patırtı bir müddet devam etmiş ve sonunda yavaşlamış ve bitmiş. Bismarck gazetesini katlamış, tekrar cebine koymuş ve konuşmasına kaldığı yerden devam etmiş...

Siyasette başarılı olmak için son derece sabırlı ve tahammüllü olmak gerekir. Çabucak parlayan öfkeli kimseler politikada başarılı olamaz.

Öfkesini gemlemiş büyük bir siyasetçi bazen öfkelenir... O öfke gerçek değildir, rol yapmaktadır. Gerçekten öfkelenen kişi büyük siyasetçi olamaz.

Bugünkü muhalefet son derece öfkeli, duygusal ve gerginleştirici yapıdadır. Ancak onların da rol yaptıklarını hiç unutmamak gerekir.

İran, Malezya, Şeriat, eyvah!.. diye bağırdıklarına kimse aldanmasın. İnandıklarından değil, tiyatro yaptıklarından dolayı bağırıyorlar. Parayla tutulmuş ağlayıcı karılar gibi...

Türkiye Müslüman bir ülkedir. Her medenî ülkede olduğu gibi halka din hürriyeti tanınırsa ve başörtüsü yasağı kaldırılırsa ülkemiz niçin İrana veya Malezyaya benzesin?

İktidar çok hassas, çok duygulu, çok tepkili hareket ediyor ve bu yüzden de kaybediyor.

Farz-ı muhal (olmaz ya) ben hükümet sözcüsü olsam, gayet soğukkanlı, gayet sakin, içine biraz da mizah karıştırarak muhalefetin yaygaralarına cevap veririm.

Doğrudan doğruya hükümetin yapması doğru olmaz. Altmış dört sayfalık renkli resimli bir broşür hazırlanmalı, bunda medenî ülkelerin hepsinin üniversitelerinde başörtüsünün serbest olduğu, Fransanın resmî liseleri hariç her yerdeki okullarda başörtülü öğrenci olduğu, Müslüman doktor ve avukatların başörtüsüyle hizmet gördüğü, hattâ birçok ülkede Müslüman kadın polislerin başörtülerinin üzerine polis kepi geçirerek çalıştığı, 2 kere 2nin 4 ettiği gibi isbat edilmeli ve bundan milyonlarca basılarak dağıtılmalıdır.

Başörtüsü düşmanları, kaybedilmiş bir dâvanın fuzulî avukatlığını yapıyorlar.

Ünlülerden biri Yezidî kökenlidir. Olabilir... Lakin Yezidî diye Müslümanların din hürriyetini kösteklemeye hakkı yoktur.

Başka bir ünlü Sabataycı, yani Gizli Yahudidir. Olabilir. Lakin o zat Gizli Yahudi olduğu için Müslüman çoğunluğun temel hakları ve hürriyetleri kısıtlanamaz, kuşa çevrilemez.

Filanca ateistmiş. O da olabilir. Onun dinsizliği ona, bizim dinimiz bizedir. O kişi ateisttir diye Müslümanlar niçin ezilsin?

Efendiler!... İranı, Malezyayı, Arabistanı bırakın, demagoji yapmayın. Başörtüsü serbest bırakılırsa Türkiye İngiltereye, Kanadaya, İsveçe, Norveçe, Avusturyaya, daha bir yığın medenî ülkeye benzeyecektir.

Fransada başörtüsü yasakmış. Yalan yalan yalan bin kere yalandır bu iddia. Orada sadece devlet liselerinde yasaklanmıştır ve bu yasak insan haklarına ve hukuka aykırıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiyenin başörtüsü yasağını tasdik etmiş... Bu da kocaman bir yalan...

O mahkeme başörtüsünün yasaklanmasını esastan değil, prosedür olarak kabul etmiştir.

Leyla Şahin dâvasından önce bir Türk Yahudisi Strasburgta yoğun kulis yapmıştı. Bunu da unutmayalım.

Başörtüsü yasağı veya zulmü, devletimizin değil, resmî ideolojinin, oligarşik rejimin en büyük ayıbı ve yüz karasıdır.

Devletimizi böyle bir şeyden tenzih ederiz.

Merhum Özal sağ olsaydı, bunlar olmazdı.

Ey Türkiyenin Bismarckı!... Neredesin?... Zuhur et...

Cinayetler Rezaletler

GAZETELERDEKİ haberleri okuyor musunuz? Evden sık sık kaçan 15 yaşındaki kızının boğazını sıkmış, sıkmış ve öldürmüş... Bir genç anasını sopayla döve döve öldürmüş... Beş yaşındaki bir çocuğun cinsel uzvunu kesmişler... On beş yaşındaki bir turist kıza tecavüz etmişler... Anasını babasını öldürenler, evladını öldürenler... Adamın biri sokakta giderken gülmüş; ulan bize mi gülüyorsun demişler ve onu da öldürmüşler...

Akla hayale gelmeyen dolandırıcılıklar, hırsızlıklar, karmanyolalar...

İst. Ümraniye taraflarında büyük bir market açılmış. İlk gün yüzde 50ye varan indirimler yapılacakmış. Bilgisayar, telsiz telefon, bunlara benzer cihazlar satılıyor... Bir gün evvelden binlerce kişi kuyruğa girmiş. Mağaza civarında 7 bin otomobillik bir kuyruk oluşmuş. Bekleyenler sahuru kuyrukta yapmışlar. Sabah dükkan açılınca binlerce kişi barikatları aşmış ve çılgınlar gibi mağazaya hücum etmiş... Kalabalığı polisler zapt edememiş. Bir müddet sonra kepenkler indirilmiş... Tam bir rezalet, tam bir cinnet.

Bir televizyon programında profesörün biri Hayır, kutsal olan başörtüsü değildir, en kutsal bez dondur don!... diye bağırmış.

Başka bir profesör (İlahiyatçı!) İslâmda tesettür yoktur, tesettür kıyafeti rahibelere mahsustur hezeyanını savurmuş.

Birileri koro halinde İran, Malezya, eyvah Şeriat geliyor!.. diye bağırıyor. Şeriat gelirse hırsızların eli kesilecekmiş...

Ege bölgesinde akıl almaz derecede ucuz tatil turları yapılıyormuş. Ucuzluğun sırrı çözülmüş: Bazı konaklama tesislerinde yemekler yaban domuzu etiyle yapılıyormuş.

Ramazan, münasebetiyle marketlerde son derece ucuz köfteler ve dönerler satılıyormuş. Etin yanında manipüle edilmiş soya kıyması kullanılıyormuş...

Karı satışı yüzünden hapse atılan bir bürokrat Ben pezevenk değilim, beni pezevenk gibi gösteremezsiniz!.. diye feryat ediyormuş.

Ermeni gazeteci Hrant Dinki öldüren delikanlı hapishanede başını duvara vurup sabahlara kadar Beni yaktılar, beni kullandılar!.. diye bağırıp ağlıyormuş. (Bu gidişle onu intihar ettirebilirler. Ölünce ağlamaz, başını duvara vurmaz ve kimseyi rahatsız etmez.

Ülkede bir rivayete göre 7 milyon işsiz varmış... Milyonlarca vatandaş sefalet içindeymiş... Onlara iş ve aş temin etmek için bol bol laiklik edebiyatı yapılıyor...

Beş kişi sokakta giden başörtülü bir kızı dövmüşler. Oradan tesadüfen (veya tevafukan) geçen bir vatandaş kızı bir otomobile bindirip kurtarmış. Al sana mahalle baskısı...

Canlı yayında, yanlış tedavi yüzünden kızı ölen bir vatandaş suçlu bulduğu doktora bir yumruk vurmuş, adam sandalyası ile birlikte yere devrilmiş.

Trafik kazaları korkunç boyutlara ulaştı. Her gün yurdun çeşitli yerlerinde katliam gibi kazalar oluyor.

Türkiye cadı kazanı gibi... Toplumumuz sağlıklı, dengeli, normal bir toplum mu?

Nereye gidiyoruz?.. Bina ve zina... Ahlâksızlık, ehliyetsizlik, hıyanet, cinayet... Benlik, para hırsı, bin türlü fetişizm, fitne fesat, nifak şikak, fuhşiyyat...

Bu gidiş böyle arta arta sürerse nereye varacağız?

Mutlu, pembe, aydınlık ufuklara mı; yoksa bir kıyamete mi gidiyoruz?
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
162209_8241.gif


...RABBİMİN vaadi var..gerçekleşeceği günü büyük bi özlemle bekliyoruz..vuslat ne zaman bilemem,belki göremem ama korkmaya devam etsinler...ALLAHUEKBER

Ey Tağutun Neferi Mermin Gelsin Göğsüme, Biz Ölüme And İçtik,Senin Gözdağın Kime..? korkun bizden BİZ geliyoruz ...

162209_8241.gif
 

manolya68

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Eyl 2007
Mesajlar
34
Aldığı Beğeniler
0
Allah'ın izniyle ben güzel günlerin geleceğini ümit ediyorum.
 
Üst Alt