- Üyelik Tarihi
- 1 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,716
- Aldığı Beğeniler
- 5
Eslaf: "Bir insan Bedir ashabı'nın isimlerini herhangi bir maksadı için şefaatçi olarak zikretse, Allah o maksudunu hasıl eder" demişlerdir.
Ad ve isim mühim değildir. Mühim olan o müsemmayı hatırlamaktır. Siz: "Allahümme bi seyyidina Hamza" dediğiniz zaman. Hazret-i Hamza'nın mübarek ruhanîyatı orada hazır bulunacaktır. Eslaf'ın ittifak ettikleri bu hususta pek çok rivayet de vardır. Ve onların adları Cebrail'in, Mikail'in İsrafil'in, Azrail'in ve diğer bütün meleklerin adlarından önce gelen adlardır.
O gün, Bedir ashabı babaları, kardeşleri, akrabaları, evlatları ve aşiretleriyle karşı karşıya geldiler. Yani birlikte neş'et edip birlikte büyüdükleri, kimi zaman acılarını kimi zaman sevinçlerini paylaşarak hayat sürdükleri şahsî dostlarını, Allah ve Resûl'ü için terkedip karşı karşıya geldiler. Ebu Ubeyde babasıyla karşı karşıya geldi. Hazret-i Ali, kardeşi Akil'in karşısında durdu. Hazret-i Ebu Bekir atını sürüp oğlu Abdurrahman'ın saflarını yardı. Hazret-i Ömer, hiç tereddütsüz, dayısı As İbn-i Hişam'ın boynunu vurdu...
Abdurrahman, müslüman olduktan sonra birgün, babası Ebu Bekir'e şöyle dedi: "Bedir savaşında, birdenbire gözüme iliştin. Önüne gelen herkese kılıç sallıyordun. Seni başkalarına bırakıp, bir başka tarafa gittim. O'nu başkası öldürsün dedim." Ebu Bekir ise oğluna: "Oğlum sen o gün karşıma çıksaydın,Vallahi senin gibi yapmazdım. Allah ve Resûlü için oracıkta öldürürdüm seni" (43) dedi. Her baba evladını sever.
Hazreti Ebu Bekir gibi bir baba ise çok daha fazla sever. Ama Allah'ı ve Resûlullah'ı herşeyden çok sever.
Ad ve isim mühim değildir. Mühim olan o müsemmayı hatırlamaktır. Siz: "Allahümme bi seyyidina Hamza" dediğiniz zaman. Hazret-i Hamza'nın mübarek ruhanîyatı orada hazır bulunacaktır. Eslaf'ın ittifak ettikleri bu hususta pek çok rivayet de vardır. Ve onların adları Cebrail'in, Mikail'in İsrafil'in, Azrail'in ve diğer bütün meleklerin adlarından önce gelen adlardır.
O gün, Bedir ashabı babaları, kardeşleri, akrabaları, evlatları ve aşiretleriyle karşı karşıya geldiler. Yani birlikte neş'et edip birlikte büyüdükleri, kimi zaman acılarını kimi zaman sevinçlerini paylaşarak hayat sürdükleri şahsî dostlarını, Allah ve Resûl'ü için terkedip karşı karşıya geldiler. Ebu Ubeyde babasıyla karşı karşıya geldi. Hazret-i Ali, kardeşi Akil'in karşısında durdu. Hazret-i Ebu Bekir atını sürüp oğlu Abdurrahman'ın saflarını yardı. Hazret-i Ömer, hiç tereddütsüz, dayısı As İbn-i Hişam'ın boynunu vurdu...
Abdurrahman, müslüman olduktan sonra birgün, babası Ebu Bekir'e şöyle dedi: "Bedir savaşında, birdenbire gözüme iliştin. Önüne gelen herkese kılıç sallıyordun. Seni başkalarına bırakıp, bir başka tarafa gittim. O'nu başkası öldürsün dedim." Ebu Bekir ise oğluna: "Oğlum sen o gün karşıma çıksaydın,Vallahi senin gibi yapmazdım. Allah ve Resûlü için oracıkta öldürürdüm seni" (43) dedi. Her baba evladını sever.
Hazreti Ebu Bekir gibi bir baba ise çok daha fazla sever. Ama Allah'ı ve Resûlullah'ı herşeyden çok sever.