- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,072
- Aldığı Beğeniler
- 2
Bediüzzaman fotoğrafik hâfızaya sahipti
Alabildiğine zeki, akranlarının üç beş bakışta anladığı ve üç beş gün sonra unuttuğu bir dersi bir bakışta anlayan ve bir daha asla unutmayan muhteşem bir zekâya sahip birisiyle sıradan birisinin alacağı eğitim arasında fark olduğunu günümüz bilim adamları da söylüyor.
Bediüzzaman işte böyle bir zekâya sahiptir. Günümüz bilimsel ifadesiyle fotoğrafik bir zekâya sahip olan Bediüzzaman bir baktığı sayfayı adeta olduğu gibi hafızasına alarak gerektiğinde oradan istifade etmiştir.
İlim Allahın malı. Peygamberler ve onlara varis olanların geride bırakacağı miras ilimdir. Onlar sahip oldukları ilmin gösterdiği yolda her şeyi göze alarak yürürler. Harama nazar nisyan getirir. Bunu bilen Allah dostları haramın her türlüsünden azından çoğundan, gecesinden gündüzünde vs. kaçınmışlardır. İnsan zihni bir harddisk gibidir. O harddiskin bütün potansiyellerini kullanarak ondan daha sağlam istifade edebilme yine insanın kendisine düşen bir görevdir. Yani öyle insanlar var ki çok keskin diye tabir edilen zekâlarını haram dairede kullanarak zamanla tamamen iş yapamaz bir hale getirebilirler. Öyle insanlar da var ki onlarda Allahın bir nimet olarak kendilerine sunduğu zekâlarını her gün yeni bir ameliye ile bileyerek bir ateş parei zekâ haline getirebiliyorlar. İşte Üstad Bediüzzaman böyle bir zekâya sahiptir. Bütün kitaplarında, bütün talebelerinin şahadetiyle sabittir ki o bütün bu eserleri yazarken yanında Kurandan başka olabilecek bir eser bulunmuyordu. Medrese tahsil hayatında iki yılda okunması gereken kitapları Onun iki cuma arasında ezberleyebilmesi zekâsının durumunu gösteren örneklerdendir.
Esaret sonrası yeniden İstanbula dönen Bediüzzaman Hazretleri Dârül-Hikmetil-İslâmiye üyeliğine tayin edildi. Darül-Hikmetil-İslamiyeyi 1918 yılında 5. Sultan Reşadın fermanıyla Şeyhülislâm Musa Kâzım kurmuştu. Bediüzzaman Hz.nin de içinde görev aldığı 28 ilim adamı ve fıkıh, kelam ve ahlak komisyonunun bulunduğu müessesenin üyeleri arasında Mehmed Âkif, İzmirli İsmail Hakkı, Elmalılı Hamdi gibi bilinen İslâm âlimleri de bulunuyordu. Kuruma günümüz ifadesiyle İslam Akademisi veya Yüksek İslâm Şûrâsı denebilir. Bu kurum 1922 yılında kapatılmıştır.
* Başıboş değilsin
Kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz, nizamsız göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz olabilirsin?
Alabildiğine zeki, akranlarının üç beş bakışta anladığı ve üç beş gün sonra unuttuğu bir dersi bir bakışta anlayan ve bir daha asla unutmayan muhteşem bir zekâya sahip birisiyle sıradan birisinin alacağı eğitim arasında fark olduğunu günümüz bilim adamları da söylüyor.
Bediüzzaman işte böyle bir zekâya sahiptir. Günümüz bilimsel ifadesiyle fotoğrafik bir zekâya sahip olan Bediüzzaman bir baktığı sayfayı adeta olduğu gibi hafızasına alarak gerektiğinde oradan istifade etmiştir.
İlim Allahın malı. Peygamberler ve onlara varis olanların geride bırakacağı miras ilimdir. Onlar sahip oldukları ilmin gösterdiği yolda her şeyi göze alarak yürürler. Harama nazar nisyan getirir. Bunu bilen Allah dostları haramın her türlüsünden azından çoğundan, gecesinden gündüzünde vs. kaçınmışlardır. İnsan zihni bir harddisk gibidir. O harddiskin bütün potansiyellerini kullanarak ondan daha sağlam istifade edebilme yine insanın kendisine düşen bir görevdir. Yani öyle insanlar var ki çok keskin diye tabir edilen zekâlarını haram dairede kullanarak zamanla tamamen iş yapamaz bir hale getirebilirler. Öyle insanlar da var ki onlarda Allahın bir nimet olarak kendilerine sunduğu zekâlarını her gün yeni bir ameliye ile bileyerek bir ateş parei zekâ haline getirebiliyorlar. İşte Üstad Bediüzzaman böyle bir zekâya sahiptir. Bütün kitaplarında, bütün talebelerinin şahadetiyle sabittir ki o bütün bu eserleri yazarken yanında Kurandan başka olabilecek bir eser bulunmuyordu. Medrese tahsil hayatında iki yılda okunması gereken kitapları Onun iki cuma arasında ezberleyebilmesi zekâsının durumunu gösteren örneklerdendir.
Esaret sonrası yeniden İstanbula dönen Bediüzzaman Hazretleri Dârül-Hikmetil-İslâmiye üyeliğine tayin edildi. Darül-Hikmetil-İslamiyeyi 1918 yılında 5. Sultan Reşadın fermanıyla Şeyhülislâm Musa Kâzım kurmuştu. Bediüzzaman Hz.nin de içinde görev aldığı 28 ilim adamı ve fıkıh, kelam ve ahlak komisyonunun bulunduğu müessesenin üyeleri arasında Mehmed Âkif, İzmirli İsmail Hakkı, Elmalılı Hamdi gibi bilinen İslâm âlimleri de bulunuyordu. Kuruma günümüz ifadesiyle İslam Akademisi veya Yüksek İslâm Şûrâsı denebilir. Bu kurum 1922 yılında kapatılmıştır.
* Başıboş değilsin
Kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz, nizamsız göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz olabilirsin?