Bediüzzaman ve Siyaset
Muhammed Bozdağ
İçinde yaşadığı toplumu çok iddialı bir hedefe yönlendiren Risale-i Nur müellifi Bediuzzaman Said Nursi'nin manevi alemdeki başarısının unsurları kadar dünyevi/sosyal/siyasi alemdeki başarısının unsurları da derin bir tahlile gerek gösterir.
Nur Müellifi hiç tartışmasız, döneminin en katı siyasi taktikleri arasından sıyrılmayı başarmıştır. Eserlerinin takipçileri ve topyekün bir milletin başarısı da bu taktiklerin arkasındaki temel değişmez prensipleri olduğu gibi tespit edebilmelerine bağlıdır.
Eğer Bediüzzaman'ın "farklı zamanlarda", "farklı makamlarda" söyledikleri, yaşadıkları ve yaptıkları birbirlerinden izole edilerek ele alınır, her bir mesajı geçmiş ve geleceğindeki benzerinden koparılarak anlaşılmaya çalışırsa ortaya bütünleşemeyen bir tablo çıkar. Böyle bir yaklaşım bu mesajlara sahibinin yüklediği anlamları kavramamızı zorlaştırır ve kavramları kendi zihinlerimizdeki -çoğu zaman kişilere göre değişen- anlamlarla sınıflandırırız.
Eşyalar genellikle bulundukları konumların farklılıklarına göre fonksiyon değiştirirler. Banyoda bulunan bir ayna ile vitrine döşenen ayna aynı nesnenin farklı amaç ve fonksiyonlar için kullanımına bir örnektir. Bu realiteyle, kelimelerde daha sık karşılaşırız. Çünkü olgular müşahhaslaştıkça anlamları daralır, mücerretleştikçe (soyutlaşma) anlam yelpazesi -hatta farklılığı- genişler. Bu durum, ibare veya yalın kelimelerin, anlamlar arasında hangi/ler/i için kullanıldıklarının ortaya çıkarılabilmesi için ilişkili olan bütün unsurlarıyla birlikte ele alınmalarını zorunlu kılar.
Konumuza dönelim: Bediüzzaman siyasetin neresindedir? Siyasetin Bediüzzaman'a göre anlamı nedir? Bediüzzaman'ın akıl dilini bizim akıl dilimize tercüme edersek mesajından neleri anlarız?
"Bediüzzaman bizim dilimizden konuşmuyor mu?" şeklinde bir itiraz gelebilir. Çok radikal gelecek ama ne yazık ki bugün düşünüş biçimini ilgilendiren bazı soyut kavramlar söz konusu olduğunda, neredeyse kimse kimsenin dilinden konuşmuyor. Örneğin kimine göre başörtüsü laikliğe karşıtlıktır, ya da tam tersine kimine göre inancını yaşamak ve savunmak laikliğin gereğidir. Kelimelere yüklenen anlamların kişisel menfaatlerden etkilenmesi, menfaatlerin "farklılığının etkisi altında" zihinlerde menfaat biçimleri adedince anlam biçimi doğmasına yol açmıştır. Özetle Rus, İngiliz veya Türk demokrasisiyle Bediüzzaman'ın demokrasisi birbirlerinin tıpatıp aynı anlamını taşıyan olgular değildir.
Muhammed Bozdağ
İçinde yaşadığı toplumu çok iddialı bir hedefe yönlendiren Risale-i Nur müellifi Bediuzzaman Said Nursi'nin manevi alemdeki başarısının unsurları kadar dünyevi/sosyal/siyasi alemdeki başarısının unsurları da derin bir tahlile gerek gösterir.
Nur Müellifi hiç tartışmasız, döneminin en katı siyasi taktikleri arasından sıyrılmayı başarmıştır. Eserlerinin takipçileri ve topyekün bir milletin başarısı da bu taktiklerin arkasındaki temel değişmez prensipleri olduğu gibi tespit edebilmelerine bağlıdır.
Eğer Bediüzzaman'ın "farklı zamanlarda", "farklı makamlarda" söyledikleri, yaşadıkları ve yaptıkları birbirlerinden izole edilerek ele alınır, her bir mesajı geçmiş ve geleceğindeki benzerinden koparılarak anlaşılmaya çalışırsa ortaya bütünleşemeyen bir tablo çıkar. Böyle bir yaklaşım bu mesajlara sahibinin yüklediği anlamları kavramamızı zorlaştırır ve kavramları kendi zihinlerimizdeki -çoğu zaman kişilere göre değişen- anlamlarla sınıflandırırız.
Eşyalar genellikle bulundukları konumların farklılıklarına göre fonksiyon değiştirirler. Banyoda bulunan bir ayna ile vitrine döşenen ayna aynı nesnenin farklı amaç ve fonksiyonlar için kullanımına bir örnektir. Bu realiteyle, kelimelerde daha sık karşılaşırız. Çünkü olgular müşahhaslaştıkça anlamları daralır, mücerretleştikçe (soyutlaşma) anlam yelpazesi -hatta farklılığı- genişler. Bu durum, ibare veya yalın kelimelerin, anlamlar arasında hangi/ler/i için kullanıldıklarının ortaya çıkarılabilmesi için ilişkili olan bütün unsurlarıyla birlikte ele alınmalarını zorunlu kılar.
Konumuza dönelim: Bediüzzaman siyasetin neresindedir? Siyasetin Bediüzzaman'a göre anlamı nedir? Bediüzzaman'ın akıl dilini bizim akıl dilimize tercüme edersek mesajından neleri anlarız?
"Bediüzzaman bizim dilimizden konuşmuyor mu?" şeklinde bir itiraz gelebilir. Çok radikal gelecek ama ne yazık ki bugün düşünüş biçimini ilgilendiren bazı soyut kavramlar söz konusu olduğunda, neredeyse kimse kimsenin dilinden konuşmuyor. Örneğin kimine göre başörtüsü laikliğe karşıtlıktır, ya da tam tersine kimine göre inancını yaşamak ve savunmak laikliğin gereğidir. Kelimelere yüklenen anlamların kişisel menfaatlerden etkilenmesi, menfaatlerin "farklılığının etkisi altında" zihinlerde menfaat biçimleri adedince anlam biçimi doğmasına yol açmıştır. Özetle Rus, İngiliz veya Türk demokrasisiyle Bediüzzaman'ın demokrasisi birbirlerinin tıpatıp aynı anlamını taşıyan olgular değildir.