Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

kerems

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Kas 2005
Mesajlar
621
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Trabzonspor
Bediüzzaman gönüllü alay komutanı olarak talebeleriyle birlikte katıldığı, büyük kahramanlıklar gösterdiği Kafkas cephesinde 1916 yılında esir düşer, Rusya'nın Kosturma şehrindeki esirler kampına gönderilir. Burada oldukça ilginç bir hadise yaşanır. Birgün Rus başkomutanı Nikola Nikolaviç esirleri teftişe gelir. Herkes ayağa kalktığı halde bir kişi ayağa kalkmaz. Bu Bediüzzaman'dır. Başkomutan ikinci, hatta üçüncü kez önünden geçtiği halde yine kalkmadığını görür ve tercüman vasıtasıyla sordurur:

"Beni tanımadınız mı?"

"Evet, tanıdım. Nikola Nikolaviç'tir. Çarın dayısıdır. Kafkas Cephesi Başkumandanıdır."

"O halde niçin hakaret ettiler?"

"Hayır, ben kendilerine hakaret etmiş değilim. Ben mukaddesatımın emrettiğini yaptım."

"Mukaddesat ne emrediyormuş?"

"Ben Müslüman âlimiyim. Benim kalbimde îman vardır. Kendinde îman olan bir şahıs, îmanı olmayan şahıstan efdaldir. Ben sana ayağa kalksaydım mukaddesatıma hürmetsizlik etmiş olurdum. Onun için ayağa kalkmadım."

"Şu halde bana îmansız demekle beni, şahsımı, ordumu, hem de milletimi ve Çar'ı tahkir etmiş oluyor. Derhal Divan-ı Harb kurulsun, sorguya çekilsin."

Derken Divan-ı Harb kurulur. Böyle değerli bir insanın kurban gitmesine gönülleri razı olmayan Türk, Alman ve Avusturyalı subaylar gelip başkomutandan özür dilemesini istedilerse de Bediüzzaman, "Hayır," der. "Ben âhiret diyarına göçmek ve huzur-u Resûlullaha varmak istiyorum. Bana bir pasaport lâzımdır. Ben îmanıma muhalif hareket etmem."

Ortalığı bir sessizlik sarar ve sonuç beklenmeye başlanır. Sonunda Bediüzzaman Rus çarı ve ordusuna tahkirden idama çarptırılır. Kararı infaz için gelen bir manga askerin başındaki subaya bayram sevinci içerisinde, "Müsaade ediniz, on beş dakika vazifemi ifa edeyim" der, abdest alıp iki rekat namaz kılarken, Nikola Nikolaviç gelip, "Beni affediniz, sizin beni tahkir için bunu yaptığınızı zannediyordum. Hakkınızda kànunî muamele yaptım. Fakat şimdi anlıyorum ki, siz bu hareketinizi îmanınızdan alıyorsunuz ve mukaddesatınızın emirlerini îfâ ediyorsunuz. Hükmünüz iptal edilmiş, dinî salâhiyetinizden dolayı şâyân-ı takdirsiniz. Sizi rahatsız ettim. Tekrar rica ediyorum, beni affediniz."

O, hak yoldaydı. Korkusuzca hakkın gereğini yerine getirmiş, değil idam edilmek, aksine hürmet görmüştü.Bediüzzaman sonu ölümle dahi neticelenebilecek bu cesareti Haktan, Allah'a olan îmanından almaktaydı. Îmanın nur ve kuvvetiyle en büyük komutanlara dahi meydan okuyabiliyor, sonuçta da en küçük bir cezaya dahi çarptırılmıyordu...


Bediüzzaman Said Nursi... İslamı anlatmak için kullandığı o müthiş metodları... hayatını bilen herkesin "vay canına" dediği büyük üstad... Ondan ve Risal-i Nur Külliyatından öğrenecek çok şeyimiz var...

Bu Konuyu Açtığın için Allah razı olsun kardeşim...

 

kerems

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Kas 2005
Mesajlar
621
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Trabzonspor
ustad013sw.jpg

"Nasihat istersen ölüm yeter. Evet, ölümü düşünen, dünya
sevgisinden kurtulur ve ahiretine ciddî çalışır."

ustad058lx.jpg

"Dost istersen Allah yeter. Evet o dost ise, herşey dosttur."

ustad140nq.jpg

"Düşman istersen nefis yeter. Evet kendini beğenen, belâyı bulur
zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı bulur, rahmete gider."
 

YaMusaB

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,716
Aldığı Beğeniler
5
Orjinal Yazarı DuaNur
Bediüzzamana:
Senin bu haline şaşırdık kaldık. Hiç etrafındaki kadın ve kızlara bakmadın! Seni tebrik ediyoruz.
Bediüzzaman şöyle cevap verdi:
Evet, bakmadım ve bakmam da& Lüzumsuz, geçici, günahlı zevklerin sonu acı ve pişmanlıklarla doludur.

Üstad, Bitlis'te merhum vali Ömer Paşa hanesinde iki sene kalmıştır... Valinin 6 kızı vardır, ama üstad bu iki sene içinde kızları birbirinden ayırt edecek kadar dikkat etmemiş... Bunu gören bir misafir bu olayı farketmiş, ve hayretle sormuş... ÜStad'ın cevabı;
-İlmin izzetini muhafaza etmek, beni baktırmıyor...

Üstad'ın cevabı;
günah olduğu için bakmadım değil...
ben dikkatli insanımdır, bakmam değil...
İlmin izzetini muhafaza etmek, beni baktırmıyordur...
İşte bakış açısı, işte tevazusu...
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
CUMA NAMAZINA İZİN VERİLMEYİNCE

ESKİŞEHİR HAPİSHANESİNDEYKEN bir Cuma günü, Hapishane Müdürüne seslendi: "Müdür bey, Müdür Bey!" Hapishane Müdürü, katiple birlikte oturuyordu. Sesin geldiği yöne baktı. Bu Bediüzzaman'dı. "Müdür Bey, benim bugün Cuma'da, mutlaka Ak Cami'de bulunmam lazım." "Peki Efendi Hazretleri!" dedi Müdür. Kendi kendine de söylendi: "Herhalde, Hoca Efendi kendisinin hapiste olduğunu ve dışarıya çıkamayacağını bilemiyor." Ve odasına çekildi. Öğle vakti, "Gidip Hoca Efendinin gönlünü alayım, Ak Cami'ye gidemeyeceğini izah edeyim" düşüncesiyle Bediüzzaman'ın kaldığı koğuşa geldi. Koğuşun penceresinden baktı ki, Bediüzzaman içeride yok! Hemen jandarmayı çağırdı: "Nerede Hoca Efendi?" "İçerideydi Müdür Bey, hem kapı kilitli" dedi jandarma... Müdür derhal camiye koştu. Bediüzzaman, ileride, en ön safta namaz kılıyordu. Müdür namazın sonuna kadar bekledi. Çıkışta, onu da alır giderim, diye düşünüyordu. Namaz bitti, ancak Bediüzzaman çıkmadı. İçeriye baktı, orada da göremedi. Tekrar hapishaneye koştu. Kaldığı koğuşa geldi. Pencereden baktı. Hayretten donakaldı. Dilini yutacak gibi oldu. Bediüzzaman, içeride "Allahü Ekber" diyerek secdeye gidiyordu.
 

hakan_48

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
22 Eyl 2005
Mesajlar
580
Aldığı Beğeniler
5
Şeyh Üftade Hz. diyorki müritlerinin yani ögrencilerinin kötü fiilleri ve bazı günahlarda ısrar etmeleri Şeyhlerinden yani hocalarından kaynaklanır. Hocaları mükemmel olursa ögrencileride mükemmel olur .Rabbim sizlere güzel bir yol ve güzel bir rebber vermiş yolunuz açık olsun. Onlara layık bir hayat yaşamayı Rabbim sizlere nasip etsin. Bizleride dualarınızda unutmayın!..
 

Kenz'ül İns

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ara 2005
Mesajlar
137
Aldığı Beğeniler
0
yaaa

sahabiler yatar iken ayaklarını iplerle bağlarlarmış ..
uyurken ayakları açılıpta ALLAH ın huzurunda saygısızlık etmemek için ...

üstadımız da bu hareketi ile her daim huzur u daimide olduğunu lisan ı hali ile gösteriyor...

değil mi...
 

DuaM

cici anne :)
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,561
Aldığı Beğeniler
10
Takım
Galatasaray
BİR HOROZUN GETİRDİKLERİ

GECE GEÇ SAATLERE KADAR
ders ve ibadetle meşgul olduklarından, sabahleyin namaza kalkmaları zor oluyordu. Bediüzzaman, "Kardeşim, keşke bir horozumuz olsaydı, sabahları öter, biz de rahat uyanırdık." dedi. Molla Hamid hemen atıldı: "Efendim bizim evde horoz var, ben getiririm" Bediüzzaman biraz düşündükten sonra: "Bu horoza bir de hanım lazım, yalnız kalamaz, canı sıkılır" dedi. Molla Hamid: "Efendim, bizde tavuk çok, bir iki tane tavuk getiririm, ne olacak?" "Bunlara kümes de lazım , ne yapacağız?" "Efendim benim biraz marangozluğum vardır, hallederim." "Peki yem lazım, onu ne yapacağız?" "Efendim biz çiftçiyiz, ambarlarımız buğday dolu, getiririm, merak etmeyiniz." "Bediüzzaman daha dayanamadı ve şöyle dedi: "Hamid, ben kendimi dünyadan uzaklaştıracak şeylerle meşgul etmek istiyorum. Sen ise beni dünyaya çağırıyorsun. Yok yok, horoz falan lazım değil."
İnsanlar, bir fikir ve dava adamının yaşayışının, kitlelere teklif ettği tarzla ne derece örtüştüğünü test ederler hep. Çünkü büyükleri "büyük" yapan asıl sır, insanlığa sundukları hayat tarzını kendi dünyalarında yaşamalarıdır. İşte bu çalışmada, bir fikir ve aksiyon insanı olan Bediüzzaman'ın, yazdığı gerçekleri hayatına nasıl uyguladığı bir öykü ve kıssa üslubuyla okuyucuya sunuluyor.


Devam Edecek..
 
Üst Alt