- Üyelik Tarihi
- 30 Nis 2018
- Mesajlar
- 480
- Aldığı Beğeniler
- 2,157

Eski kitapları ve dosyaları gözden geçirirken karşılaştım bu fotokopiyle, bazı şeylerin hiç değişmiyor hatta katmerlenerek devam ediyor olması ne kadar acı. Ne ağıtlar azalıyor, ne akan kan, ne de bizim dünyaya ait işlere olan hırslarımız!..
"İki günü eşit olan ziyandadır" hâdisi geliyor aklıma. Kaç asırdır günlerimiz, haftalarımız, aylarımız ve yıllarımız birbirine bu denli eşitken, ziyan olmaktan nasıl kurtuluruz? Haritalardaki sınırlar hayallerimizi de sınırlamışken üstelik!..
Özgürlük en çok sana yakışır ey Kudüs! Peki bize yakışan nedir? Bolca slogan, bolca ağıt ve bolca endişe, ya d başka bir şey mi?..
Kimisi "haydi kalkın gidelim ve ölelim!" diyor. Kimisi "nasıl gidelim, sınırdan içeriye adım atamayız ki!" diyor. Kimisi "daha mahalledeki câmiye gitmekten aciziz!" diyor. Şimdi herkes birşeyler söylüyor, birbirlerine giriyorlar hatta, biri diğerini korkaklıkla suçluyor, kimileri ekonomiden ve politik dengelerden bahsediyor. Kimisi "devlet beni de evlatlarımı da askere alsın, göndersin Kudüs'e!" diyor...
Belki de herkes haklı, belki de herkes haksız!
Rabbimden istikamet, dağların yüklenmekten çekindiği bu yükü taşıma hususunda güç ve gayret istiyorum...
Halil İbrahim

