- Üyelik Tarihi
- 22 Eyl 2005
- Mesajlar
- 106
- Aldığı Beğeniler
- 1
T) BELLİ BİR KONUYA AİT OLMAYAN İLGİ ÇEKİCİ HADİSLER/Belli Bir Konuya Ait Olmayan İlgi Çekici Hadisler Bölümü
Hadis No : ı8ı2
Hadis Metni: Nevvâs İbni Sem'ân radıyALLAHu anh şöyle dedi:
Bir sabah Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem deccâlden uzun uzun bahsetti. Sonunda yorulup sesini alçalttı, sonra tekrar yüksek sesle konuştu. Biz onun anlatışına bakarak deccâlin Medine civarındaki hurmalıklara gelip dayandı¬ını zannettik. Tekrar yanına gittiğ¬imiz zaman üzüntümüzü anladı ve:
- "Hayrola, bu ne hal?" dedi. Biz de:
- Yâ ResûlALLAH! Sabahleyin deccâlden bahsettin. Kâh alçak sesle kâh yüksek sesle konuştu¬un için, biz onun hurmalıklara gelip dayandı¬ını sandık, dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
- "Sizin adınıza deccâlden başka şeylerden daha çok korkuyorum. şayet deccâl ben aranızdayken çıkarsa, onun oyununu bozar, delillerini çürütürüm.
E¬er ben aranızdan ayrıldıktan sonra çıkarsa, artık herkes kendini ona karşı savunup korumalıdır. Zaten ALLAH Teâlâ mü'minleri onun kötülüklerinden koruyacaktır. Deccâl kıvırcık saçlı, patlak gözlü, (Câhiliye devrinde ölen) Abdüluzzâ İbni Katan'a benzeyen bir gençtir. Sizden onu gören Kehf sûresinin baş (ve son) tarafından onar âyet okusun. O şam ile Irak arasındaki bir yerden çıkacak. Sa¬a sola her yana kötülü¬ünü yayacaktır. Ey ALLAH'ın kulları, imanınızı koruyup direnin!"
- Yâ ResûlALLAH! Deccâlin yeryüzünde kalma süresi ne kadardır? diye sorduk. şöyle buyurdu:
- "Kırk gündür. Bir günü bir yıl kadar, bir başka günü bir ay kadar, bir di¬er günü de bir hafta kadardır; geri kalan günleri ise sizin bildi¬iniz günler gibidir. " Biz:
- Yâ ResûlALLAH! Bir yıl kadar olan günde, kılaca¬ımız bir günlük namaz kâfi gelecek mi? dedik.
- "Hayır, siz namaz vakitlerini ona göre takdir ve hesap ediniz" buyurdu. Biz:
- Yâ ResûlALLAH! Onun yeryüzündeki sürati ne kadardır? diye sorduk. şöyle buyurdu:
- "Rüzgârın sürüklediği bulut gibi insanların yanından geçer, ilâh oldu¬unu söyleyerek kendisine iman etmelerini ister, onlar da iman ederler. Gö¬ğe yağmur yağ¬dırmasını emreder, yağmur ya¬ar; yere bitki bitirmesini emreder, otlar, çayırlar biter; insanların yayılmaya gönderdikleri hayvanları daha gösterişli ve semiz, sütleri daha bol olarak döner. Daha sonra başka insanların yanına gelerek onları kendine inanmaya davet eder; fakat onlar kendisine inanmayıp teklifini geri çevirirler; deccâl de yanlarından ayrılıp gider; lakin sabahleyin suları çekilip çayır çimenleri kurur, hayvanları da helâk olur.
Deccâl bir örene u¬rayıp 'Definelerini ortaya çıkar!' der, o harâbedeki defineler arıbeyinin peşinden giden arılar gibi deccâlin arkasından gider. Sonra deccâl babayiğit bir genci yanına ça¬ırıp onu kılıcıyla ikiye biçer; vücudunun her parçası bir yana düşer; ardından ona seslenir. Delikanlı gülümseyen bir çehreyle ona do¬ru gelir. Deccâl böyle işler yaparken ALLAH Teâlâ Mesîh İbni Meryem sallALLAHu aleyhi ve sellem'i gönderir. Mesîh, boyanmış iki elbise içinde, ellerini iki meleğ¬in kanatları üzerine koyarak Dımaşk'ın do¬usundaki Akminare'nin yanına iner. Mesih parıldayan yüzüyle başını yere e¬ince saçlarından terler damlar, başını kaldırınca inci gibi nûrânî damlalar dökülür. Onun nefesini koklayan kâfir derhal ölür. Nefesi baktı¬ı yere ânında ulaşır. Mesih deccâlin peşine düşer, onu (Kudüs yakınındaki) Bâbülüd'de yakalayıp öldürür. Sonra Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem, ALLAH Teâlâ'nın kendilerini deccâlin şerrinden korudu¬u birtakım insanların yanına gelir, onların yüzlerini okşayarak deccâl fitnesinin sona erdi¬ini söyler ve kendilerine cennetteki yüksek derecelerini haber verir. Bu sırada ALLAH Teâlâ Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem'e vahyederek "Kimsenin öldüremeyece¬i kullar yarattım; di¬er kullarımı toplayıp Tûr'a götür" buyurur. ALLAH Teâlâ Ye'cûc ve Me'cûc'ü yeryüzüne gönderir. Onlar tepelerden süratle inip giderler; öncüleri Taberiye gölüne varıp gölün bütün suyunu içer.
Arkadan gelenler oraya vardıklarında, "Bir zamanlar burada çok su varmış" derler. Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem ile yanında bulunan mü'minler Tûr da¬ında mahsur kalırlar. Onlardan her biri için bir öküz başı, sizin bugünkü paranızla yüz altından daha kıymetli olur. Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem ile yanındaki mü'minler bu belâdan kendilerini kurtarması için ALLAH Teâlâ'ya yalvarırlar. ALLAH Teâlâ da Ye'cûc ve Me'cûc'ün enselerine kurtçuklar musallat eder; hepsi bir anda ölüp gider. Ardından Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem ile mü'minler Tûr da¬ından inerler. Ye'cûc ve Me'cûc'ün kokmuş cesetlerinin olmadı¬ı bir karış yer bulamazlar. Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem ile yanındaki mü'minler bu belâdan da kendilerini kurtarması için ALLAH Teâlâ'ya yalvarırlar.
ALLAH Teâlâ deve boyunları gibi iri kuşlar gönderir; bu kuşlar onların kokmuş cesetlerini alarak Cenâb-ı Hakk'ın diledi¬i yere götürüp atarlar. Sonra ALLAH Teâlâ hiçbir evin ve çadırın engel olamayaca¬ı bol bir ya¬mur gönderir; bu ya¬mur yeryüzünü ayna gibi pırıl pırıl temizler. Daha sonra yeryüzüne "Meyveni bitir, bereketini getir" diye emredilir. O gün bir grup insan tek bir nar ile doyar, kabu¬uyla da gölgelenirler.
Yaylıma gönderilen hayvanların sütü de bereketlenir, bir devenin sütü kalabalık bir grubu, bir ine¬in sütü bir kabileyi, bir koyunun sütü bir cemaati doyurur. Onlar böyle yaşayıp giderken ALLAH Teâlâ tatlı bir rüzgâr gönderir; bu rüzgâr onları koltuk altlarından sarmalayıp her mü'minin ve müslimin rûhunu alıp götürür. Yeryüzünde insanların en fenaları kalır; onlar eşekler gibi birbiriyle tepişip herkesin gözü önünde cinsel ilişkide bulunurlar ve kıyamet onların üzerine kopuverir. "
33
Hadis No : ı8ı2
Hadis Metni: Nevvâs İbni Sem'ân radıyALLAHu anh şöyle dedi:
Bir sabah Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem deccâlden uzun uzun bahsetti. Sonunda yorulup sesini alçalttı, sonra tekrar yüksek sesle konuştu. Biz onun anlatışına bakarak deccâlin Medine civarındaki hurmalıklara gelip dayandı¬ını zannettik. Tekrar yanına gittiğ¬imiz zaman üzüntümüzü anladı ve:
- "Hayrola, bu ne hal?" dedi. Biz de:
- Yâ ResûlALLAH! Sabahleyin deccâlden bahsettin. Kâh alçak sesle kâh yüksek sesle konuştu¬un için, biz onun hurmalıklara gelip dayandı¬ını sandık, dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
- "Sizin adınıza deccâlden başka şeylerden daha çok korkuyorum. şayet deccâl ben aranızdayken çıkarsa, onun oyununu bozar, delillerini çürütürüm.
E¬er ben aranızdan ayrıldıktan sonra çıkarsa, artık herkes kendini ona karşı savunup korumalıdır. Zaten ALLAH Teâlâ mü'minleri onun kötülüklerinden koruyacaktır. Deccâl kıvırcık saçlı, patlak gözlü, (Câhiliye devrinde ölen) Abdüluzzâ İbni Katan'a benzeyen bir gençtir. Sizden onu gören Kehf sûresinin baş (ve son) tarafından onar âyet okusun. O şam ile Irak arasındaki bir yerden çıkacak. Sa¬a sola her yana kötülü¬ünü yayacaktır. Ey ALLAH'ın kulları, imanınızı koruyup direnin!"
- Yâ ResûlALLAH! Deccâlin yeryüzünde kalma süresi ne kadardır? diye sorduk. şöyle buyurdu:
- "Kırk gündür. Bir günü bir yıl kadar, bir başka günü bir ay kadar, bir di¬er günü de bir hafta kadardır; geri kalan günleri ise sizin bildi¬iniz günler gibidir. " Biz:
- Yâ ResûlALLAH! Bir yıl kadar olan günde, kılaca¬ımız bir günlük namaz kâfi gelecek mi? dedik.
- "Hayır, siz namaz vakitlerini ona göre takdir ve hesap ediniz" buyurdu. Biz:
- Yâ ResûlALLAH! Onun yeryüzündeki sürati ne kadardır? diye sorduk. şöyle buyurdu:
- "Rüzgârın sürüklediği bulut gibi insanların yanından geçer, ilâh oldu¬unu söyleyerek kendisine iman etmelerini ister, onlar da iman ederler. Gö¬ğe yağmur yağ¬dırmasını emreder, yağmur ya¬ar; yere bitki bitirmesini emreder, otlar, çayırlar biter; insanların yayılmaya gönderdikleri hayvanları daha gösterişli ve semiz, sütleri daha bol olarak döner. Daha sonra başka insanların yanına gelerek onları kendine inanmaya davet eder; fakat onlar kendisine inanmayıp teklifini geri çevirirler; deccâl de yanlarından ayrılıp gider; lakin sabahleyin suları çekilip çayır çimenleri kurur, hayvanları da helâk olur.
Deccâl bir örene u¬rayıp 'Definelerini ortaya çıkar!' der, o harâbedeki defineler arıbeyinin peşinden giden arılar gibi deccâlin arkasından gider. Sonra deccâl babayiğit bir genci yanına ça¬ırıp onu kılıcıyla ikiye biçer; vücudunun her parçası bir yana düşer; ardından ona seslenir. Delikanlı gülümseyen bir çehreyle ona do¬ru gelir. Deccâl böyle işler yaparken ALLAH Teâlâ Mesîh İbni Meryem sallALLAHu aleyhi ve sellem'i gönderir. Mesîh, boyanmış iki elbise içinde, ellerini iki meleğ¬in kanatları üzerine koyarak Dımaşk'ın do¬usundaki Akminare'nin yanına iner. Mesih parıldayan yüzüyle başını yere e¬ince saçlarından terler damlar, başını kaldırınca inci gibi nûrânî damlalar dökülür. Onun nefesini koklayan kâfir derhal ölür. Nefesi baktı¬ı yere ânında ulaşır. Mesih deccâlin peşine düşer, onu (Kudüs yakınındaki) Bâbülüd'de yakalayıp öldürür. Sonra Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem, ALLAH Teâlâ'nın kendilerini deccâlin şerrinden korudu¬u birtakım insanların yanına gelir, onların yüzlerini okşayarak deccâl fitnesinin sona erdi¬ini söyler ve kendilerine cennetteki yüksek derecelerini haber verir. Bu sırada ALLAH Teâlâ Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem'e vahyederek "Kimsenin öldüremeyece¬i kullar yarattım; di¬er kullarımı toplayıp Tûr'a götür" buyurur. ALLAH Teâlâ Ye'cûc ve Me'cûc'ü yeryüzüne gönderir. Onlar tepelerden süratle inip giderler; öncüleri Taberiye gölüne varıp gölün bütün suyunu içer.
Arkadan gelenler oraya vardıklarında, "Bir zamanlar burada çok su varmış" derler. Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem ile yanında bulunan mü'minler Tûr da¬ında mahsur kalırlar. Onlardan her biri için bir öküz başı, sizin bugünkü paranızla yüz altından daha kıymetli olur. Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem ile yanındaki mü'minler bu belâdan kendilerini kurtarması için ALLAH Teâlâ'ya yalvarırlar. ALLAH Teâlâ da Ye'cûc ve Me'cûc'ün enselerine kurtçuklar musallat eder; hepsi bir anda ölüp gider. Ardından Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem ile mü'minler Tûr da¬ından inerler. Ye'cûc ve Me'cûc'ün kokmuş cesetlerinin olmadı¬ı bir karış yer bulamazlar. Îsâ sallALLAHu aleyhi ve sellem ile yanındaki mü'minler bu belâdan da kendilerini kurtarması için ALLAH Teâlâ'ya yalvarırlar.
ALLAH Teâlâ deve boyunları gibi iri kuşlar gönderir; bu kuşlar onların kokmuş cesetlerini alarak Cenâb-ı Hakk'ın diledi¬i yere götürüp atarlar. Sonra ALLAH Teâlâ hiçbir evin ve çadırın engel olamayaca¬ı bol bir ya¬mur gönderir; bu ya¬mur yeryüzünü ayna gibi pırıl pırıl temizler. Daha sonra yeryüzüne "Meyveni bitir, bereketini getir" diye emredilir. O gün bir grup insan tek bir nar ile doyar, kabu¬uyla da gölgelenirler.
Yaylıma gönderilen hayvanların sütü de bereketlenir, bir devenin sütü kalabalık bir grubu, bir ine¬in sütü bir kabileyi, bir koyunun sütü bir cemaati doyurur. Onlar böyle yaşayıp giderken ALLAH Teâlâ tatlı bir rüzgâr gönderir; bu rüzgâr onları koltuk altlarından sarmalayıp her mü'minin ve müslimin rûhunu alıp götürür. Yeryüzünde insanların en fenaları kalır; onlar eşekler gibi birbiriyle tepişip herkesin gözü önünde cinsel ilişkide bulunurlar ve kıyamet onların üzerine kopuverir. "
33