Biz meseleye ehli sünnet ilimleri olarak bakmak istiyoruz. Kimsenin sevdiğine usulüne hizmetine dil uzatmak niyetimiz yok. Yorum yazan kardeşleri de ikaz ederiz. Konunun anlaşılması için yazacağımız hususları ilmi olarak değerlendirsinler, taassuba kaçıp sağa sola laf atmasınlar. Ahırette yanlış anladık demeyelim, şimdiden meseleleri ehli sünnet ilimlerinin süzgecinden geçirelim.
<<<Bediüzzaman Said Nursi'nin kaleme aldığı Risale-i Nur Külliyatı 6.000 sayfalık bir Kur'anı Kerim tefsiri. Bu tefsir 14 temel eserden oluşuyor: Sözler, Lem'alar, Mektubat, Şualar, Tarihçe-i Hayat, Emirdağ Lahikası I, Emirdağ Lahikası II, Kastamonu Lahikası, Sikke-i Tasdiki Gaybi, Asayı Musa, Mesnevi-i Nuriye, İşaret'ül İcaz, Barla Lahikası ve Muhakemat.
Risale-i Nur, Kur'an ayetlerini mana yönünden açıkladığı için "tefsir" ilmi içinde değerlendirilirken, inanç ve ahlak gibi kavramları derinliğine ele alması açısından da "kelam" ilmi çerçevesinde değerlendiriliyor.>>>
Meseleyi şöyle sıralayalım. Ne diyorlar?
1- Risale-i Nur 6000 sayfalık tefsirdir.
2- Risale-i Nur Kur'an ayetlerini mana yönünden açıkladığından tefsir ilmi içinde değerlendirilir.
3- İnanç ve ahlak meselelerine değindiği için de kelam ilmi çerçevesinde değerlendirilir.
Bu iddiaları sırasıyla inceleyelim.
İlk iki iddianın ana temeli Risale-i Nur un tefsir olduğu hakkındadır. Önce tefsir neye denir bunu anlamak lazımdır.
Tefsir (Arapça: علم التفسير Ilm ul-Tafsir), İslami bir terim olan Tefsir, lugatta bir şeyi iyice açıklamak, keşfetmek anlamına gelen "el-Fesr" masdarından tef'il babında bir kelimedir ve dolayısıyla yorumlamak, açıklamak manalarına gelir, çoğulu Tefasir'dir. İslami Istılâhta beşerî takat nispetinde, Allah'ın muradına delâlet etmesi yönünden Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini inceleyen bir ilimdir.
Tanımdan da anlaşılacağı üzere Tefsir ilminin konusu Kur'an ayetleridir.
Tefsir ilminin gayesi ise, iki cihanda selamete ve mutluluğa ulaşmak için Kur'an'ın yine O'nun murâdına uygun bir şekilde anlamak, anlatmak ve yararlı hükümler çıkarmaya kudret kazanmaktır.
İlk müfessir
Peygamber
Peygamber Peygamber
'dir. Kur'anı Kur'an ile tefsir etti.
Sahabe
Sahabe Sahabe
ve
Tabiin
Tabiin Tabiin
, yani birinci nesil ve ikinci nesil, peygamberin açıklamalarını kaydetti.
Tefsirin Kısımları: Tefsir ilminde geleneksel sınıflamaya göre rivayete dayanan tefsirlere rivayet tefsiri, dile dayananlara dirayet tefsiri, tasavvuf yorumlarına göre yapılanlara işari tefsir denilmiştir.
Kur'anın ihtiva ettiği konular zikredilirken kıssalar, gaybi haberler, emir ve yasaklar, tekvini ayetler, zikir ve tefekkür gibi konular sayılır.
Bir müslüman için en mühim kaynak olan Kur'an, ilk olarak şu sayılan konulardan hükümlerle alakalı olanıyla ilgilenilir, zira vazifenin yapılması mükellefiyyetin yerine getirilmesi ancak bu hükümleri bilmek ve yapmakla olur. Tekvini ayetleri tefekkür sadece Kur'anla olmadığından kişi aleme ve kendine bakarak bir nevi tefekkür edebilir. Ama ahkamı anlaması mutlaka kaynağa dayanır, o kaynak ta Kur'andır ve onun tefsirleridir.
Şimdi bir müslümanın ilk kaynağından alması lazım gelen ilk hükümlerin iman ve ibadetle alakalı olduğunu anlamış olduk. O halde elde bulunan bir takım eserleri inceleyince, bu hususaslara değinmeyen hükümler hakkında bahis yapmayan eserlerin, gerçekten Kur'anın tefsiri olduğunu nasıl söyleyeceğiz?
Tefsirlerin rivayet ve dirayet kısımlarına bakarsak, mutlaka iman -şirk meselelerini, namaz zekat oruç temizlik nikah cihad gibi emirleri, içkiden kumardan faizden zinadan hırsızlıktan gıybetten vefasızlıktan itaatsizlikten v.s diğer yasaklardan men eden hükümleri görürüz.
O halde kardeşler bir eserde bu ana temeller işlenmemişse o esere tefsir denmesinin ne kadar doğru olacağını siz söyleyin....
Yani Risale-i Nur külliyatında iman ve şirk konuları, namaz, oruç, evlilik, resulün sünnetine ittiba, ulul emre itaat, cihad, sadaka, anne babaya itaat, zinadan içkiden kötü şeylerden bahseden konular varmı? Varsa diğer tefsirlere kıyasla nasıl açıklanmış, bildiğimiz tefsir usulüylemi yoksa yazarın kendi indi mülahazalarıylamı? Netice de bildiğimiz gördüğümüz Risale-i Nur ların veciz bir lisanla yazılmış edebi bir eser olduğudur...
3. İddialarına gelince; yani risale-i nur ların, kelam ilmi ile alakası.
Kelam ilmi yani itikadımızı beyan eden ilimdalı, asrı saadetten itibaren açıklanan itikadi konuları olduğu gibi kabullenip tasdik etmeyi içerir.
Allahu tealanın zatı ve sıfatlarını ahıret hallerini kabir ve mahşer konularını bildirirki, bunların akılla anlaşılması mümkün değildir, ancak Resulullahın bildirmesiyle bilinebilirler.
İtikadı REsulullah ve ashabı gibi olmayanların ehli sünnetten hariç oldukları da meşhur hadisi şerifle beyan edilmiştir. Ümmetin 73 fırka olacağı sadece bir fırkanın kurtulacağı, bunun da Resululah ve ashabı gibi olanların olacağı beyan edilmiştir. Ayeti kerimede "Ey Habibim! Şayet onlar, sizin inandığınız gibi iman ederlerse ancak hidayet bulurlar." buyrulmuştur.
O halde meydanda dolaşan bazı yazılara göre:
Ehli kitabın da necat ehli olduğunu söylemek, onlardan saldırgan olmayıp savaşa karışmayanların da bir nevi şehit olacağını söylemek, cehennemin bir müddet sonra yakmayacağını iddia etmek, isa a.s. ve Mehdi a.s. meselesini net bir şekilde açıklamayıp teville örtbas etmek, ehli kitabla dostluğun diyalogun lazım geldiğini söylemek gibileri, hangi ehli sünnet itikad kitabına uygundur. Bildiğiniz varsa gösterin de biz de itikadımızı gözden geçirelim.
"Cahil mürid şeyhini uçurur" derler.
Tassuba kaçmadan, ahıreti göz önüne alarak iyice düşünürsek, islam ilimleri sahasında islam aleminde de makbul eserler içinde görmediğimiz bir külliyeyi, bazılarının ısrarla tefsir ve kelam ilmine katmaya uğraşmaları, vicdanımızı rahatsız ettiğinden bu açıklamaları yazdık.
ilmi olarak cevab verilecekse yazılsın, değilse mücadele ve laf atıştırmanın kimseye faydası olmaz.
İslami ilimler ancak medrese usulü ile öğrenilir öğretilir, ilahiyyat türü çalışmalar sadece bilgi edinmek babında kalır, zira yaşanmayan bilgi kişiye sıkıntı olacaktır.