- Üyelik Tarihi
- 26 Kas 2008
- Mesajlar
- 625
- Aldığı Beğeniler
- 7
- Takım
- Galatasaray
Arap âleminin Hansa adında meşhur şaire bir kadını vardı. Bu kadının Sahr isminde bir de ağabeyi vardı. İslam'dan önceki Arap savaşlarının birinde Sahr öldü. Bu ölüm üzerine söylediği içli şiirleriyle o günkü dünyayı yasa boğan Hansa kadın, yaşlı gözlerle gökyüzüne bakarak şöyle feryat ediyordu:
- Ey mehtap! Ağabeyim Sahr'ın naaşının gömüldüğü taraflardan geliyorsun, kabrini ziyaret ettin mi? Ey bulutlar! Sahr'ın kabrine doğru gidiyorsunuz, gözyaşı dökecek misiniz onun üzerine? Ey rüzgâr! Ağabeyime selamlarımı tebliğ edecek misin oraya varınca?
Sonra bu derin duygulu şaire kadın İslam'la şereflendi, tam bir imana sahip oldu. Kaderin takdirine bakın ki bu sefer de hicretin 8. senesindeki Mu'te harbinde dört oğlu birden şehit oldu. Bunun üzerine başkomutan Hz. Halid kaygılanarak dedi ki:
- Eyvah! Bu kadın ağabeyi için dünyayı yasa boğdu. Şimdi ise dört yavrusunu birden şehit verdi. Nasıl taziye edeceğiz bu duygu yüklü anneyi? Acısını paylaşmak için gelenler büyük bir endişe içinde: 'Başın sağ olsun, taziyeden başka elimizden bir şey gelmiyor!' deyince, beklenmedik bir karşılık verdi bu dört şehit annesi. Nasıl bir karşılık bu biliyor musunuz? Bakın ne dedi taziye için gelenlere:
- Beni taziye etmeyin, tebrik edin! Çünkü ben ahirete dört şefaatçi göndermiş şehit anasıyım. Ahirette şefaatçisi olan şehit anaları taziyeye değil tebrike layıklar. Siz de beni tebrike layık görün. Mahşerde birer şefaatçi olarak yakınlarını karşılayacak olan şehitler, yakınlarının makamına inmeyecekler, belki yakınlarını alıp kendi şehit makamına çıkaracaklar, cennet hayatını birlikte şehit makamında yaşayacaklar. Bu ise taziyeye değil tebrike layık bir ebedi hayat kazancıdır!
Günümüzdeki tüm şehit yakınları da kendilerini böyle bilsinler. Ahirete şefaatçi gönderdiklerini hatırlayarak taziyeye değil tebrike layık olduklarını, ebedi hayatta şehitlerle birlikte şehit makamında olacaklarını düşünsünler. İşte asıl iman budur!
***
- Ey mehtap! Ağabeyim Sahr'ın naaşının gömüldüğü taraflardan geliyorsun, kabrini ziyaret ettin mi? Ey bulutlar! Sahr'ın kabrine doğru gidiyorsunuz, gözyaşı dökecek misiniz onun üzerine? Ey rüzgâr! Ağabeyime selamlarımı tebliğ edecek misin oraya varınca?
Sonra bu derin duygulu şaire kadın İslam'la şereflendi, tam bir imana sahip oldu. Kaderin takdirine bakın ki bu sefer de hicretin 8. senesindeki Mu'te harbinde dört oğlu birden şehit oldu. Bunun üzerine başkomutan Hz. Halid kaygılanarak dedi ki:
- Eyvah! Bu kadın ağabeyi için dünyayı yasa boğdu. Şimdi ise dört yavrusunu birden şehit verdi. Nasıl taziye edeceğiz bu duygu yüklü anneyi? Acısını paylaşmak için gelenler büyük bir endişe içinde: 'Başın sağ olsun, taziyeden başka elimizden bir şey gelmiyor!' deyince, beklenmedik bir karşılık verdi bu dört şehit annesi. Nasıl bir karşılık bu biliyor musunuz? Bakın ne dedi taziye için gelenlere:
- Beni taziye etmeyin, tebrik edin! Çünkü ben ahirete dört şefaatçi göndermiş şehit anasıyım. Ahirette şefaatçisi olan şehit anaları taziyeye değil tebrike layıklar. Siz de beni tebrike layık görün. Mahşerde birer şefaatçi olarak yakınlarını karşılayacak olan şehitler, yakınlarının makamına inmeyecekler, belki yakınlarını alıp kendi şehit makamına çıkaracaklar, cennet hayatını birlikte şehit makamında yaşayacaklar. Bu ise taziyeye değil tebrike layık bir ebedi hayat kazancıdır!
Günümüzdeki tüm şehit yakınları da kendilerini böyle bilsinler. Ahirete şefaatçi gönderdiklerini hatırlayarak taziyeye değil tebrike layık olduklarını, ebedi hayatta şehitlerle birlikte şehit makamında olacaklarını düşünsünler. İşte asıl iman budur!
***