Benim adım Ölüm, en yakınınız, aynı zaman da en uzağınızım. Tanışmak istemediğiniz, varlığından çekindiğinizim. Gelin size kendimden bahsedeyim, nasıl hayatınıza girdiğimi ve düzeninizi nasıl alt üst ettiğimi anlatayım.
Herkes için sıradan olan,senin için ise kıyametin kopacağı gündür sana gelişim. Sen dahi başına ne geleceğini bilmeden, dünya işlerine dalmış hayatını sürdürmeye çalışırsın. O gün benim geleceğimi kimsecikler bilmez, anlamaz. Ağır hasta olmadıktan sonra bekleyenim olmaz. Yanına gelirken sebepleri giyinirim. Ya hastalıktır libasım, ya kaza ya da ani kalp krizi. Seni almaya gelirim işte o gün !..
Ve o gün gelir her şey durur. Gözlerden yaşlar akar. O da varsa bir sevdiğin, eşin, dostun. Nasıl yaşamışsan hayatı gidişinde de o şekilde olacaktır.İletişimin kurabilen, yardımsever ve iyi niyetli biri olduğunu kabul edelim. Ve ona göre anlatmaya devam edelim. Öyle olduğunu farz edelim...
Benim geldiğimi görenler önce irkilir, yutkunamaz. Beni o kadar tanımalarına rağmen şaşırırlar, varlığımı kabullenmek istemezler. Seni sevenler ise başlar üzülmeye, ağlamaya. Lakin bu feryat ve figanın hiçbir işe yaramayacağını bildikleri halde vakit geldiğinde anlarlar... Sevdiklerin bir araya toplanana kadar seninle ilgilenmeye başlar imam efendi. Senin için feryat figan edenler yanına geldiklerinde sana bakmaya, seni ellemeye dahi cesaret edemezler. Korkarlar çünkü... Benimle birlikte artık sende korkulan olursun..
İnancına göre bedenin üzerinde son hazırlıklar yapılmaya başlanılır. Müslüman olduğunu farz edip ona göre devem edelim. Bir gasılhaneye veyahut varsa caminin ilgili bölümüne götürülürsün. İmam efendi beraberinde bir iki yardımcısıyla birlikte gelir. Başlarlar seni yıkamaya, paklamaya. Gül suyu dökerler bedenine, gül gibi kokasın diye. Yanına geldiğinde senden korkan sevdiklerin ağlamaya devam ederler arkandan.
İmam efendi ile işin bittikten sonra artık gömülmeyi beklersin. Memleketinden uzak bir yerde yaşıyorsan memleketine götürürler seni. Gurbette kalmayasın diye. Ama bilmiyorlar ki asıl vatana dönüş yapmaktasın. Artık cesedin kefen denen beyaz bir bez ile sarılmıştır. Sen ki daha birkaç saate evvel her elbiseyi giymeyen, her kokuyu sürmeyen, her yemeği yemeyendin, şimdi ne haldesin ?!.
Sevdiklerin akrabaların senin için işini gücünü bırakmış, yasını tutmaya başlamıştır. Hayatın alt üst olacak demiştim sana seni almaya geldiğimde. Seni acilen gömmek isterler, hem de toprağın derinliğine. Yoksa kokarsın, etrafa yayılır pis kokun. Sevenlerine eziyet olursun bu şekilde. Hazırlıklar tamamlanana kadar cesedini muhafaza etmek ve etrafı kokundan korumak için üzerine kütle kütle buz koyarlar. Buna rağmen her ihtimale karşı açarlar klimaları, soğutucuları.
Vay be ne kadar çok seviliyorsun. Dostların ne kadar üzülüyor, ağlıyor senin için... Görüyorsun değil mi, hayalinde izleyebiliyorsun geleceğini. Ve bunun sadece birkaç günden ibaret olacağının da farkındasın değil mi? Birkaç gün sonra herkes beni de seni de unutacak bunu da biliyorsun, senin de şimdiye kadar yaptığın gibi… Biliyorsun, biliyorsun, farkına varmadıysan da daha ben gelmeden uyan !
Neyse biz geleceğini izlemeye devam edelim konumuz kopmadan. Tüm bunlara masraf etmeyi gerektiriyor, sevdiklerin elini cebine atıyor. Bundan rahatsız olup mecburiyetten yapanlarda var. Ayıp olmasın deyip gönülsüz yapanlar da.. Hele bir de ben gelmeden evvel insanların kalbini kırmış, komşularına zararın dokunmuş, onlarla olan iletişimin kötü ise.. Vay o zaman senin haline.. Arkandan bir rahmet okuyanın bile olmayacaktır.
Seni şimdilik buzlar arasında bırakıp, yeni mekanına bir göz atalım. Ellerinde kazma, kürek ile hummalı bir çalışma. İnsanlar senin yeni evini yapma derdinde. Ama onlar da biliyorlar, sen daha bir kaç saat evvel her evi beğenmez, her yatakta yatmazdın. Ama şimdi yanından geçerken dahi korktuğun mezarlıkta senin için yer hazırlıyor. Aman Allah'ım !
Ama ben demiştim sana, ben sana geldiğim gibi düzenin alt üst olacak diye.
Üzülme bu kadar, sana bir müjdem var. Mezarını böyle iki darbeyle bitiremezler. Yeni evinin boyu en az ortalama bir insan boyu ve kolunun uzunluğu kadar da eni olmalı. Hani dünya da diyordun ya bahçesi, balkonu terası olacak. Bunları bu yeni yerinde bulamayacaksın artık. Kazma işlemi bittikten sonra dibini temizlerler. Etrafına tuğla yerleştirirler. Neden diye sorma, orada böcekler yılanlar olduğunu benden iyi biliyorsun çünkü... Bu döşedikleri bedenini yemelerine engel olamayacak ama.
Benim gelişimle birlikte seni sıkan, şikayet ettiğin monoton hayatın bitmiş oluyor değil mi ? Bak sana hayatın boyunca sadece bir defa yaşayabileceğin bir olayı daha anlatayım.Namaz.. Ömründe belki de hiçbir zaman namaz kılmıyor ya da ara sıra kılıyordun belki. Ki bundan sonra istesen de artık kılamayacak, ibadet edemeyeceksin. Çünkü zamanın bitti, mühletin doldu. Artık ben geldim. İnsanlar tabutunun başında toplanır imam efendiyi bekler. İmam efendi gelir ve başlar cenaze namazının talimatını vermeye. Nasıl kılındığını anlatır cemaate. Sonra başlanır namaza. Kılınır doğduğunda kulağına okunan ezanın namazı...
Omuzlar üstünde taşınırsın. Gerçi sen dünyada kibirli ve gururlu bir insandın değil mi ? Kibrinden ötürü kimsecikler yanına dahi yaklaşamazdı. Sanırım bu merasim tam senlik. İnsanlar seni omuzlarda taşıyor, küçük çocuklara gösterilmiyorsun bile. Zaten çocukları sevmez başlarını dahi okşamazdın. Daha önce yüzlerce kişiye binek olan tabuttan çıkarılıp mezara gömülme vaktin gelmiştir artık. Herkes sana ibret gözüyle bakmakta senden ders çıkarmaya çalışmaktadır. Kimisi öldü de kurtulduk, kimi ise bitse de gitsek der.
Daha düne kadar astığım astık, kestiğim kestik biriydin. İnsanlar sana söz söylemez, fikir beyanında dahi bulunamazdı. Ama şimdi tam tersi oldu, herkes hakkında yorum yapar. İnsanlar sana dokunamaz, dokunmak bile istemez. Daha önce da bu muamele ile karşılaşsan ne yapardın acaba bilmiyorum.. Artık seni yeni evine bırakırlar, böceklerden, yılanlardan korunman için korunakta yapmışlardı ya. Korunabilirsen tabi !
Hele sana gelişim yaz aylarında olsa.. İnsanlar kürekle üzerine toprak atmak yerine iş makinesini getirtecek. Kepçe denilen makine vasıtasıyla iki dakika da üzerin toprak dolacak. Kimse yorulmasın, zahmet çekmesin yeter ki..
Sonrasında da imam efendinin sana söyleyeceği son bir kaç sözü olacak. Ve seni en çok sevdiğini iddia edenler Fatiha’sını okuyup çekip gidecek. Artık sen tek başına kalacaksın. Kimsecikler seninle kalmayacak. Bir kaç saat önce toprağın üstünde hırsızlık yapan, zina eden, başkalarının haklarını yiyen sen, artık toprağın altında amelinin karşılığını görüyor olacaksın..
Bu yazıyı okuyabildiğine göre daha benimle karşılaşmadın, bunları yaşamadın. Seni daha çok korkutup üzmemek için her şeyi anlatmadım. Ama bunlardan ibret al. Ebedi evine gelmeden evvel, burada ki vazifelerini yerine getir. Güzel ahlaklı, şuur sahibi bir Müslüman ol. İnsanlar senden zarar değil hayır görsün. Kul haklarına dikkat et...
Hadi kalk, eksik bıraktığın vazifelerini yerine getir. Ve seni topraktan yaratan ve yine toprak edecek ve sonrasında yine seni yeniden diriltecek olan Rabbine yönel.
Alıntı: http://ilimirfanhaznevi.com/yayin-kurulu-yazilar.asp?Id=12
Herkes için sıradan olan,senin için ise kıyametin kopacağı gündür sana gelişim. Sen dahi başına ne geleceğini bilmeden, dünya işlerine dalmış hayatını sürdürmeye çalışırsın. O gün benim geleceğimi kimsecikler bilmez, anlamaz. Ağır hasta olmadıktan sonra bekleyenim olmaz. Yanına gelirken sebepleri giyinirim. Ya hastalıktır libasım, ya kaza ya da ani kalp krizi. Seni almaya gelirim işte o gün !..
Ve o gün gelir her şey durur. Gözlerden yaşlar akar. O da varsa bir sevdiğin, eşin, dostun. Nasıl yaşamışsan hayatı gidişinde de o şekilde olacaktır.İletişimin kurabilen, yardımsever ve iyi niyetli biri olduğunu kabul edelim. Ve ona göre anlatmaya devam edelim. Öyle olduğunu farz edelim...
Benim geldiğimi görenler önce irkilir, yutkunamaz. Beni o kadar tanımalarına rağmen şaşırırlar, varlığımı kabullenmek istemezler. Seni sevenler ise başlar üzülmeye, ağlamaya. Lakin bu feryat ve figanın hiçbir işe yaramayacağını bildikleri halde vakit geldiğinde anlarlar... Sevdiklerin bir araya toplanana kadar seninle ilgilenmeye başlar imam efendi. Senin için feryat figan edenler yanına geldiklerinde sana bakmaya, seni ellemeye dahi cesaret edemezler. Korkarlar çünkü... Benimle birlikte artık sende korkulan olursun..
İnancına göre bedenin üzerinde son hazırlıklar yapılmaya başlanılır. Müslüman olduğunu farz edip ona göre devem edelim. Bir gasılhaneye veyahut varsa caminin ilgili bölümüne götürülürsün. İmam efendi beraberinde bir iki yardımcısıyla birlikte gelir. Başlarlar seni yıkamaya, paklamaya. Gül suyu dökerler bedenine, gül gibi kokasın diye. Yanına geldiğinde senden korkan sevdiklerin ağlamaya devam ederler arkandan.
İmam efendi ile işin bittikten sonra artık gömülmeyi beklersin. Memleketinden uzak bir yerde yaşıyorsan memleketine götürürler seni. Gurbette kalmayasın diye. Ama bilmiyorlar ki asıl vatana dönüş yapmaktasın. Artık cesedin kefen denen beyaz bir bez ile sarılmıştır. Sen ki daha birkaç saate evvel her elbiseyi giymeyen, her kokuyu sürmeyen, her yemeği yemeyendin, şimdi ne haldesin ?!.
Sevdiklerin akrabaların senin için işini gücünü bırakmış, yasını tutmaya başlamıştır. Hayatın alt üst olacak demiştim sana seni almaya geldiğimde. Seni acilen gömmek isterler, hem de toprağın derinliğine. Yoksa kokarsın, etrafa yayılır pis kokun. Sevenlerine eziyet olursun bu şekilde. Hazırlıklar tamamlanana kadar cesedini muhafaza etmek ve etrafı kokundan korumak için üzerine kütle kütle buz koyarlar. Buna rağmen her ihtimale karşı açarlar klimaları, soğutucuları.
Vay be ne kadar çok seviliyorsun. Dostların ne kadar üzülüyor, ağlıyor senin için... Görüyorsun değil mi, hayalinde izleyebiliyorsun geleceğini. Ve bunun sadece birkaç günden ibaret olacağının da farkındasın değil mi? Birkaç gün sonra herkes beni de seni de unutacak bunu da biliyorsun, senin de şimdiye kadar yaptığın gibi… Biliyorsun, biliyorsun, farkına varmadıysan da daha ben gelmeden uyan !
Neyse biz geleceğini izlemeye devam edelim konumuz kopmadan. Tüm bunlara masraf etmeyi gerektiriyor, sevdiklerin elini cebine atıyor. Bundan rahatsız olup mecburiyetten yapanlarda var. Ayıp olmasın deyip gönülsüz yapanlar da.. Hele bir de ben gelmeden evvel insanların kalbini kırmış, komşularına zararın dokunmuş, onlarla olan iletişimin kötü ise.. Vay o zaman senin haline.. Arkandan bir rahmet okuyanın bile olmayacaktır.
Seni şimdilik buzlar arasında bırakıp, yeni mekanına bir göz atalım. Ellerinde kazma, kürek ile hummalı bir çalışma. İnsanlar senin yeni evini yapma derdinde. Ama onlar da biliyorlar, sen daha bir kaç saat evvel her evi beğenmez, her yatakta yatmazdın. Ama şimdi yanından geçerken dahi korktuğun mezarlıkta senin için yer hazırlıyor. Aman Allah'ım !
Ama ben demiştim sana, ben sana geldiğim gibi düzenin alt üst olacak diye.
Üzülme bu kadar, sana bir müjdem var. Mezarını böyle iki darbeyle bitiremezler. Yeni evinin boyu en az ortalama bir insan boyu ve kolunun uzunluğu kadar da eni olmalı. Hani dünya da diyordun ya bahçesi, balkonu terası olacak. Bunları bu yeni yerinde bulamayacaksın artık. Kazma işlemi bittikten sonra dibini temizlerler. Etrafına tuğla yerleştirirler. Neden diye sorma, orada böcekler yılanlar olduğunu benden iyi biliyorsun çünkü... Bu döşedikleri bedenini yemelerine engel olamayacak ama.
Benim gelişimle birlikte seni sıkan, şikayet ettiğin monoton hayatın bitmiş oluyor değil mi ? Bak sana hayatın boyunca sadece bir defa yaşayabileceğin bir olayı daha anlatayım.Namaz.. Ömründe belki de hiçbir zaman namaz kılmıyor ya da ara sıra kılıyordun belki. Ki bundan sonra istesen de artık kılamayacak, ibadet edemeyeceksin. Çünkü zamanın bitti, mühletin doldu. Artık ben geldim. İnsanlar tabutunun başında toplanır imam efendiyi bekler. İmam efendi gelir ve başlar cenaze namazının talimatını vermeye. Nasıl kılındığını anlatır cemaate. Sonra başlanır namaza. Kılınır doğduğunda kulağına okunan ezanın namazı...
Omuzlar üstünde taşınırsın. Gerçi sen dünyada kibirli ve gururlu bir insandın değil mi ? Kibrinden ötürü kimsecikler yanına dahi yaklaşamazdı. Sanırım bu merasim tam senlik. İnsanlar seni omuzlarda taşıyor, küçük çocuklara gösterilmiyorsun bile. Zaten çocukları sevmez başlarını dahi okşamazdın. Daha önce yüzlerce kişiye binek olan tabuttan çıkarılıp mezara gömülme vaktin gelmiştir artık. Herkes sana ibret gözüyle bakmakta senden ders çıkarmaya çalışmaktadır. Kimisi öldü de kurtulduk, kimi ise bitse de gitsek der.
Daha düne kadar astığım astık, kestiğim kestik biriydin. İnsanlar sana söz söylemez, fikir beyanında dahi bulunamazdı. Ama şimdi tam tersi oldu, herkes hakkında yorum yapar. İnsanlar sana dokunamaz, dokunmak bile istemez. Daha önce da bu muamele ile karşılaşsan ne yapardın acaba bilmiyorum.. Artık seni yeni evine bırakırlar, böceklerden, yılanlardan korunman için korunakta yapmışlardı ya. Korunabilirsen tabi !
Hele sana gelişim yaz aylarında olsa.. İnsanlar kürekle üzerine toprak atmak yerine iş makinesini getirtecek. Kepçe denilen makine vasıtasıyla iki dakika da üzerin toprak dolacak. Kimse yorulmasın, zahmet çekmesin yeter ki..
Sonrasında da imam efendinin sana söyleyeceği son bir kaç sözü olacak. Ve seni en çok sevdiğini iddia edenler Fatiha’sını okuyup çekip gidecek. Artık sen tek başına kalacaksın. Kimsecikler seninle kalmayacak. Bir kaç saat önce toprağın üstünde hırsızlık yapan, zina eden, başkalarının haklarını yiyen sen, artık toprağın altında amelinin karşılığını görüyor olacaksın..
Bu yazıyı okuyabildiğine göre daha benimle karşılaşmadın, bunları yaşamadın. Seni daha çok korkutup üzmemek için her şeyi anlatmadım. Ama bunlardan ibret al. Ebedi evine gelmeden evvel, burada ki vazifelerini yerine getir. Güzel ahlaklı, şuur sahibi bir Müslüman ol. İnsanlar senden zarar değil hayır görsün. Kul haklarına dikkat et...
Hadi kalk, eksik bıraktığın vazifelerini yerine getir. Ve seni topraktan yaratan ve yine toprak edecek ve sonrasında yine seni yeniden diriltecek olan Rabbine yönel.
Alıntı: http://ilimirfanhaznevi.com/yayin-kurulu-yazilar.asp?Id=12
Son düzenleme:
abi