Yine "AŞK'ı" arayacağız. Bu defa yol farklı. Yol, çok yakın olmasına rağmen ulaşılması zor bir yol; çünkü bu defa, "İlahi Aşk'a" gidiyoruz...
Hani Mecnun, Leylasını deli gibi severken beşeri aşktan İlahi aşka ulaşmıştı da Leylasını tanımamıştı çölde. Sonra Leylası ölünce mezarının başında:
"Canansız Canı neyleyim." demişti ve ruhunu teslim etmişti orda.
İşte biz de şimdi beşerden geçtik İlahiye gitmek istiyoruz...
Daha yolun başında gül kokusu gelmeye başladı buram buram. Çünkü Allah'ı sevmek Rasulünü sevmek demektir. Rasulün kokusu bize geliyor, biz Rasulümüze doğru gidiyoruz. Yüzümüz yok! Huzura çıkmaya. "O" "Ümmetim! Ümmetim!" diyerek kondu kabrine, biz onu unutarak teşekkür ettik.
Ama Allah, çok bağışlayıcıdır. Affeder bizi yeter ki gidelim! (Ama gidecek miyiz? Ya da ne zaman gideceğiz; yaşlanınca mı?)
Dünya libasını (elbise) giydik, sanki hiç çıkarmayacak gibi benimsedik. Kardeş oluğumuzu unuttuk, düşman olduk. Canımıza, malımıza, namusumuza göz diktik. Doymak bilmeyen nefsimiz, ne derse onu yaptık. Ne ailemizi dinledik, ne de büyüklerimizi.
Ama hala çırpınıyoruz:
"Mutluluk... Mutluluk...!" diye. Gaflet uykusuna daldık, uyandırmak için dürtenleri azarlıyoruz. Şeytan bile uğraşmıyor artık bizimle. Nefsimiz fazla mesaide bu son yıllar.
Ama dursun artık bu savaş..! Nedir bu toprak aşkı, nedir bu üstünlük yarışı? Çocuklarımızı yetim bırakmaya değer mi ? Onların gözyaşı kahreder beni...
Sokaklar korkutucu geliyor artık bizlere. Tek yürümek cesaret işi oldu neredeyse. Dünyamızı ne hale getirdik, Allah'ım uyandır bizi..!
Ya Rasulullah muhtacız sana..! Sana layık ümmet olamadık ki...Uyanmak istiyorum, uyanmalıyım...Bu hasret bitmeli, bitirmeliyiz artık huzurlu bir yaşam istiyorsak; Allah'tan korkan kalplerle birlikte olmalıyız; çünkü Allah'tan korkan kul, kötülüğe de razı olmaz...
Bilirim ki Bedir şehitleri, Uhud şehitleri, Çanakkale şehitleri bizleri izliyor. Bizde onlara el açıp bir dua etmekten bile yoksunuz. Asil Bayrağımızın rengini alan şehitlerimizin kanı değil miydi?
Şimdi utanıyorum, onları anmayalı bile nice zaman oldu. Her bayrağımıza bakışınızda bunları düşünüyor musunuz? Gözleriniz doluyor mu?
Büyüklerimiz Doluyor gözlerimiz, sızlıyor yüreğimiz diyebiliyordur ; peki ya bu yeni nesil. Bu gençlik..!
Af Allah'ım Af... Şimdi Medine'de olmak isterdim. Ve koşmak; deli gibi koşmak...
Rasulüm ben geldim!!!
"Ben geldim!" diyerek ağlamak isterdim...
Şimdi, uyanma vakti. Uyansın artık gönüller. Bırakalım bi kenera politika denen yalanı. Biz, soylu Türk Milleti'nin torunlarız, yakışmaz bize düşmanlık.
Bize; İmanımız ve İnancımız yeter...
Nilgün Zaimoğlu
Hani Mecnun, Leylasını deli gibi severken beşeri aşktan İlahi aşka ulaşmıştı da Leylasını tanımamıştı çölde. Sonra Leylası ölünce mezarının başında:
"Canansız Canı neyleyim." demişti ve ruhunu teslim etmişti orda.
İşte biz de şimdi beşerden geçtik İlahiye gitmek istiyoruz...
Daha yolun başında gül kokusu gelmeye başladı buram buram. Çünkü Allah'ı sevmek Rasulünü sevmek demektir. Rasulün kokusu bize geliyor, biz Rasulümüze doğru gidiyoruz. Yüzümüz yok! Huzura çıkmaya. "O" "Ümmetim! Ümmetim!" diyerek kondu kabrine, biz onu unutarak teşekkür ettik.
Ama Allah, çok bağışlayıcıdır. Affeder bizi yeter ki gidelim! (Ama gidecek miyiz? Ya da ne zaman gideceğiz; yaşlanınca mı?)
Dünya libasını (elbise) giydik, sanki hiç çıkarmayacak gibi benimsedik. Kardeş oluğumuzu unuttuk, düşman olduk. Canımıza, malımıza, namusumuza göz diktik. Doymak bilmeyen nefsimiz, ne derse onu yaptık. Ne ailemizi dinledik, ne de büyüklerimizi.
Ama hala çırpınıyoruz:
"Mutluluk... Mutluluk...!" diye. Gaflet uykusuna daldık, uyandırmak için dürtenleri azarlıyoruz. Şeytan bile uğraşmıyor artık bizimle. Nefsimiz fazla mesaide bu son yıllar.
Ama dursun artık bu savaş..! Nedir bu toprak aşkı, nedir bu üstünlük yarışı? Çocuklarımızı yetim bırakmaya değer mi ? Onların gözyaşı kahreder beni...
Sokaklar korkutucu geliyor artık bizlere. Tek yürümek cesaret işi oldu neredeyse. Dünyamızı ne hale getirdik, Allah'ım uyandır bizi..!
Ya Rasulullah muhtacız sana..! Sana layık ümmet olamadık ki...Uyanmak istiyorum, uyanmalıyım...Bu hasret bitmeli, bitirmeliyiz artık huzurlu bir yaşam istiyorsak; Allah'tan korkan kalplerle birlikte olmalıyız; çünkü Allah'tan korkan kul, kötülüğe de razı olmaz...
Bilirim ki Bedir şehitleri, Uhud şehitleri, Çanakkale şehitleri bizleri izliyor. Bizde onlara el açıp bir dua etmekten bile yoksunuz. Asil Bayrağımızın rengini alan şehitlerimizin kanı değil miydi?
Şimdi utanıyorum, onları anmayalı bile nice zaman oldu. Her bayrağımıza bakışınızda bunları düşünüyor musunuz? Gözleriniz doluyor mu?
Büyüklerimiz Doluyor gözlerimiz, sızlıyor yüreğimiz diyebiliyordur ; peki ya bu yeni nesil. Bu gençlik..!
Af Allah'ım Af... Şimdi Medine'de olmak isterdim. Ve koşmak; deli gibi koşmak...
Rasulüm ben geldim!!!
"Ben geldim!" diyerek ağlamak isterdim...
Şimdi, uyanma vakti. Uyansın artık gönüller. Bırakalım bi kenera politika denen yalanı. Biz, soylu Türk Milleti'nin torunlarız, yakışmaz bize düşmanlık.
Bize; İmanımız ve İnancımız yeter...
Nilgün Zaimoğlu