- Üyelik Tarihi
- 20 Ağu 2006
- Mesajlar
- 3,305
- Aldığı Beğeniler
- 26
- Takım
- Diğer
Sessizce oturdu buharlaşan pencerenin önüne… Odada saatin sesinden başka bir ses duyulmuyordu. Eline aldığı kitabın kapağını yavaşça çevirdi ve şunları okudu: “Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı; elindeyse beyazdan gel de sıyır beyazı” nede güzel söylemiş Necip Fazıl diye geçirdi içinden ve kitabın kapağını yine açtığı gibi yavaşça kapadı. Bir anda düşüncelere bir denize dalar gibi ani bir dalış yaptı. Evet, kaderi sütle yazılmıştı bir beyaz kağıda ve biliyordu ki artık değiştirmeye gücü yetemeyecek kadar çaresizdi bu hayat karşısında. Günleri de her düşen yaprakla
birlik de düşüyor ve her saniye hızla geride kalıyordu. Yaşamı bir su gibi aktı geçti düşüncelerinden… Gözlerini çevirdi sonsuz ufka… Severdi sabahın çiğ yağan yanını ve severdi her seher vaktini… Çünkü bir seher vakti bulmuştu ruhundaki meleği… İşte bu yüzden ayrılmaz bir bütün olmuşlardı her seherin günü okşayan yanıyla…
Dünyaya gönderilen kanatsız bir melek di, gözünde ve gönlündeki ruh ikiziydi o ama ne var ki yollar dikenli ve acı vericiydi. Gözleri yükünü nereye boşaltacağını bilmeyen yağmur yüklü bulutlar kadar ağırlaştı. Boğazına dizi dizi kördüğümler atıldı. Artık nefes alamaz hale geldiği bir anda kendinden geçti. Düşünde yine kanatsız meleğinin koruması altındaydı. Onunlayken hiçbir acı ona zarar veremiyor ve canını acıtmıyordu. Her saniye masallar kadar güzel ve şiir tadında geçti.
Birden düşün en sahici yerinde: “Uyan artık” diyen bir ses duydu ve gözlerini açarak: “İşte” dedi “Yine döndük beyaz kağıdın sütle yazılmış kısmına…”
Hamiyet Akan