Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Merak insano lunun gelişme sürecinde edindi i en önemli niteliklerden biri. Zaten bilim dünyasını da tetikleyen bu merak de il mi? Sorulara yanıt bulma yolunda gelinen nokta ise gerçekten heyecan verici. Tıptan uzay araştırmalarına, bilişime kadar her alanda devrim sayılabilecek ilerlemeler yaşamımıza damgasını vuruyor. Ancak, bilim dünyasının gözlemini yaptı ı, gerçek gibi gördü ü fakat bir türlü yanıtını veremedi i sorular da mevcut.

İşte bilim dünyasının nedenlerini açıklayamadı ı gözlemlerden bazıları...


PLASEBO ETKİSİ

Düşüncelerimizle beynimizi kontrol edebilir miyiz?

Latince ‘placere’ kökünden gelen plasebo ‘hoşnut etmek’ anlamına geliyor ve daha çok tıp öncesi dönemlerde kullanılan yöntemlerden biri. Eski dönemlerde Bergama’da rahipler, hastaları hastanenin girişinde muayene ediyor ve iyi olacak dediklerini içeri alıyorlardı. Bu da hastalarda içeri alındıkları için iyileşeceklerine dair bir inanç oluşturuyordu. Bu, bir plasebo yöntemiydi ama bunu uygulayanlar bunun bilincinde de illerdi. Tıp biliminde ise bir ilacın yerine, o ilaçla aynı şartlarda verilen zararsız maddelere plasebo, etkisine de plasebo etkisi deniyor. Teksas Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma sonucunda depresyon ilacı kullananlar ile plasebo kullananlarda kaydedilen gelişmenin aynı oldu u gözlemleniyor. Bir grup hastaya depresyon ilacı verilirken, di er gruba plasebo veriliyor. Beyindeki gelişmeleri inceleyen uzmanlar, plasebo verilen hastaların beyninde meydana gelen de işiklik ile depresyon ilacı kullananların beyninde meydana gelen de işikli in benzer oldu u sonucuna varıyorlar. Araştırmacılar, depresyon ilacı aldı ına inanarak, etkisiz bir ilaca tepki verebilen hastaların beyinlerinde, kendi kendisini iyileştirme yetene inin bulundu unu, bu durumun bazı hastalarda klinik belirtileri azaltabilece ini belirtiyorlar. Bu örnek akla şu soruyu getiriyor. Düşüncelerimizle beynimizi kontrol edebilir miyiz?
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
MARS’TA YAŞAM

Önce NASA’yı ikna etmek gerek

Bundan 30 yıl önce Mars’a gönderilen Viking uzay aracının getirdi i toprak örnekleri metan gazının varlı ını ortaya koyuyordu. Söz konusu gaz Mars’ta bir dönem yaşam oldu unun da kanıtıydı. Ancak bu sonuç beklenen etkiyi yaratmadı. Çünkü, organik molekülleri bulmak için tasarlanan başka bir uzay aracı hiçbir şey bulamamıştı. Bunun üzerine bilim adamları Viking’in yanlış veri gönderdi i konusunda görüş birli ine vardılar. Peki Viking niçin pozitif sonuç göndermiş olabilirdi? Tartışmalar giderek şiddetlendi. NASA’nın Mars’a son gönderdi i uzay aracının yolladı ı bilgiler de Mars‘ın geçmişinde sulak bir gezegen oldu unu ve bu nedenle yaşam olasılı ına işaret ediyordu. Los Angeles’taki Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden hücre biyolo u Joe Miller, verileri yeniden gözden geçirdi ve 24 saatlik biyolojik süreç ile ilgili döngüye ilişkin kanıtlar içerdi ini ileri sürdü. Bu da yaşamın oldu una ilişkin çok önemli bir kanıttı. Şimdi Mars’ta yeniden yaşamı araştırma gündemde, tabii önce NASA’yı ikna etmek gerek.
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
KARA MADDE

Bilim adına utanılacak bir durum


Galaksilerin nasıl döndü ü sorusunu, yerçekimi konusundaki bilgilerle çözmeye çalışıldı ında işler bir anda karışıyor. Çünkü galaksilerde gözlenen dönmeyi yaratacak miktarda kütle olmadı ı biliniyor. O halde galaksiler nasıl dönüyor? Washington D.C.’deki Carnegie Enstitüsü Yeryüzü Manyetizması Bölümü’nden astronom Vera Rubin, 1970’li yılların sonlarına do ru bu anormalli i tespit etti. Fizikçilerden gelebilecek en anlamlı tepki, ‘görebildi imizden daha fazla kütlenin varolabilece i’ şeklinde bir önerme oldu. Sorun bu ‘kara madde’nin ne olabilece i konusunda kimsenin bir fikri olmaması. Şu anda hálá bu soruya kimse yanıt veremiyor. Bilim adamları kara maddenin ne tür parçacıklardan oluşabilece i konusunda çok sayıda önerilerde bulundularsa da, bu konuda bir ortak bir görüş söz konusu de il. Bu da bilim adına utanılacak bir durum. Astronomik gözlemlere göre kara madde evrendeki kütlenin yüzde 90’ını oluşturmakla birlikte, insano lu bu yüzde 90’ın ne oldu unu bilmiyor. Büyük olasılıkla kara maddenin ne oldu unun bilinmemesinin en önemli nedeni böyle bir şeyin varolmamasıdır. Öyleyse Newton’un yasalarında mı bir sorun var? Rubin bu soruyu şöyle yanıtlıyor: ‘E er seçme şansım olsaydı, geniş mesafelerdeki kütleçekimsel etkileşiminin do ru olarak tanımlanması için Newton’ın yasalarının de iştirilmesini talep ederdim.’
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
UZAYDAKİ ÇEKİM

Açıklaması olmayan fenomenlerle açıklanıyor


Pioneer 10, 1972 yılında fırlatıldı, Pioneer 11, bir yıl sonra yola çıktı. Şu günlerde iki uzay aracı, Güneş Sistemi’nin dışına, yıldızlararası boşlu a çıktılar ve uzayın derinliklerinde sürükleniyor olmalılar. Ancak bunların yörüngesi göz ardı edilemeyecek kadar önemli. Çünkü bunları bir ‘şey’ itiyor veya çekiyor. Bu ‘şey’ uzay araçlarının hızlanmasına yol açıyor. Gerçi sonuçta ortaya çıkan hızlanma nanometre kadar küçük. Bu da Dünya’nın yüzeyindeki yerçekiminin on milyarda birine eşit. Ancak yine de Pioneer 10’u, 400 bin kilometre öteye sürükleyecek kadar güçlü. NASA’nın, Pioneer 11 ile ba lantısı 1975 yılında kesildi. Ancak o noktaya kadar Pioneer 10 ile benzer bir sapmaya maruz kalmıştı. Bu sapmanın nedeni ne olabilir? Bunu kimse bilmiyor. Yazılım hataları, güneş rüzgárları veya yakıt sızıntısı gibi bazı olası açıklamaların yanlışlı ı şu ana kadar kanıtlandı. E er bunun nedeni kütleçekimsel bir etkiyse, bu bizim bildi imiz kütleçekimi olamaz. Aslında, bazı fizikçiler bu konuda o kadar çaresizler ki, bu gizemi açıklamak için açıklaması olmayan başka fenomenlere başvurmaktan çekinmiyorlar.
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
KOZMİK IŞINLAR

Einstein yanılmış olabilir


Kozmik ışınlar, evrende ışık hızına yakın bir hızda yol alan parçacıklara verilen isim. Ço unlukla proton, fakat bazen de a ır atom çekirde i şeklindeler. 10 yıldan daha uzun bir zamandır Japonya’daki fizikçiler varolması mümkün olmayan kozmik ışınları gözlüyorlar. Tokyo Üniversitesi’nden Akeno Giant, Air Shower Array adı verilen 111 parçacık dedektörü, bilim dünyası tarafından belirlenen sınırın üzerinde birkaç kozmik ışın tespit etti. Kuramsal olarak bunların, enerji yitirmemiş olmaları için, bizim galaksimizin içinden gelmesi gerekir. Ancak astronomlar galaksimizin içinde bu kozmik ışınların gelmiş olabilece i bir kaynak bulamadılar. Peki bunlar nereden geliyordu? Bir olasılı a göre Akeno sonuçları yanlış olabilir. Bir di er olasılık ise özel görelilik kuramının babası Einstein’in yanılıyor olması.
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
10. GEZEGEN

2015’ten önce sırrı çözülemeyecek


Güneş Sistemi’nin iyice uç noktalarına do ru yol alırsak örne in Pluton’un ötesine geçersek birden çok tuhaf bir şeyle, Kuiper Kuşa ı ile karşılaşıyoruz! Buz tutmuş kayalarla kaplı bu uzay bölgesini geçtikten hemen sonra ise artık hiçbir şey kalmıyor. Astronomlar bu bölgeye Kuiper Uçurumu adını veriyor, çünkü kaya yo unlu u birden bire bu bölgede azalıyor. Bu nasıl oluyor? Bunun tek yanıtı 10. gezegen olabilir. Dünya veya Mars kadar büyük bir masif nesne, bölgeyi çer-çöpten temizliyor olabilir. NASA’nın Kuiper Kuşa ı ve Pluton’a do ru yol alacak olan New Horizon uzay aracı, 2006 yılının ocak ayında fırlatılacak. 2015 yılından önce Pluton’a ulaşamayacak olan uzay aracı, ancak o zaman bu bilinmeyen bölgeyle ilgili bilgi gönderebilecek.
 
Üst Alt