Günümüzde müslüman kardeşlerimizi, ruhlara hayat veren dinimiz İslam’ı yaşamaktan alıkoyan en büyük sebep, hiç şüphesiz ki, rızık endişesinin kalpleri sarmış olmasından kaynaklanan, bitmek bilmeyen mal toplama hırsıdır.
Efendimiz (sav)in tarif ettiği bir psikolojik-nefsi hastalık olarak; biliyoruz ki, şeytan insanı en çok yoksul kalmakla korkutur. Türlü vesveselerle rızık endişesine düşürdüğü insanı, durmadan dünya için çalıştırır, durmadan mal toplatır. Kimi zaman onu cimri yapar, kimi zaman hırsızlık belasına bulaştırır. Kimi zamansa O’nun imanına vurur isyan ettirir.
Oysa yine bilinen, fakat çoğunlukla idrak edilmeyen bir gerçek de; “Allah-u Zülcelal’in rızıklara kefil olduğudur”. Evet, biliniyor olmasına rağmen idrak edilememiş bir gerçek işte bu…
Bir çok derviş, sofi belki sadece bunu idrak etmek ve imanlarını kuvvetlendirmek için, tevekkül ederek, yanlarına hiç bir azık almadan yollara düşmüşler. Para yok, su yok ve yiyecek içecek namına hiçbir şey yok yanlarında...
Düşmüşler yollara, yaratılan her şeyden yüz çevirmişler, ihtiyaçlarını mahlukattan istemekten utanmışlar. Hakkın rızıklara kefil olduğu bilmek için idrak etmek için... Kalpleri kemiren rızık endişesinden kurtulmak adına, nefisleri ile anlamını ancak yaşayanın bileceği bir mücadeleye girmişler…
İşte biz de en azından onların tecrübe ettikleri bu halleri, yaşamış oldukları olayları, bu husustaki ahlaklarını bilirsek, İslami yaşantımızda yeni manevi yükselişler, inkişaflar olacaktır. Bu yazımızda, bahsettiğimiz bu sebeplerden dolayı, onların bu husustaki ahlaklarını ele almayı uygun bulduk.
Onların bir ahlakı da rızık meselesi üzerinde sabahlara kadar kafa patlatmadan, yanlarında beş para olmasa bile gecelerini huzur içinde geçirmeleri, ertesi gün için azık saklamayı çirkin görmeleri idi…
MEVLAM cc bizleride bu güzel ahlak la ahlaklanan kullarından eylesin ..amin
Efendimiz (sav)in tarif ettiği bir psikolojik-nefsi hastalık olarak; biliyoruz ki, şeytan insanı en çok yoksul kalmakla korkutur. Türlü vesveselerle rızık endişesine düşürdüğü insanı, durmadan dünya için çalıştırır, durmadan mal toplatır. Kimi zaman onu cimri yapar, kimi zaman hırsızlık belasına bulaştırır. Kimi zamansa O’nun imanına vurur isyan ettirir.
Oysa yine bilinen, fakat çoğunlukla idrak edilmeyen bir gerçek de; “Allah-u Zülcelal’in rızıklara kefil olduğudur”. Evet, biliniyor olmasına rağmen idrak edilememiş bir gerçek işte bu…
Bir çok derviş, sofi belki sadece bunu idrak etmek ve imanlarını kuvvetlendirmek için, tevekkül ederek, yanlarına hiç bir azık almadan yollara düşmüşler. Para yok, su yok ve yiyecek içecek namına hiçbir şey yok yanlarında...
Düşmüşler yollara, yaratılan her şeyden yüz çevirmişler, ihtiyaçlarını mahlukattan istemekten utanmışlar. Hakkın rızıklara kefil olduğu bilmek için idrak etmek için... Kalpleri kemiren rızık endişesinden kurtulmak adına, nefisleri ile anlamını ancak yaşayanın bileceği bir mücadeleye girmişler…
İşte biz de en azından onların tecrübe ettikleri bu halleri, yaşamış oldukları olayları, bu husustaki ahlaklarını bilirsek, İslami yaşantımızda yeni manevi yükselişler, inkişaflar olacaktır. Bu yazımızda, bahsettiğimiz bu sebeplerden dolayı, onların bu husustaki ahlaklarını ele almayı uygun bulduk.
Onların bir ahlakı da rızık meselesi üzerinde sabahlara kadar kafa patlatmadan, yanlarında beş para olmasa bile gecelerini huzur içinde geçirmeleri, ertesi gün için azık saklamayı çirkin görmeleri idi…
MEVLAM cc bizleride bu güzel ahlak la ahlaklanan kullarından eylesin ..amin
Son düzenleme: