Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

_daVam_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Mar 2011
Mesajlar
1,223
Aldığı Beğeniler
12
Konum
EşrefpaşaLı..
Takım
Galatasaray
Klasik doğu edebiyatlarının romantik hikâyelerinden birinin adı Veyse vü Ramin'dir. Ünlü şair Fahreddin Esad Cürcanî tarafından XI. yüzyılda ilk defa kaleme alınan hikâyeyi Türk diliyle yazan tek şair Lamii Çelebi (ö.1532) olmuştur. Bu kitabın yazılış hikâyesi kitap kadar ilginçtir.

Feridüddin Attar'dan naklen (bk. Aşkname, r's, 85 vd.) anlatalım:

Vaktiyle Gürgan'da, Behram Şah adlı iyi huylu, cömert ve sanatçıyı himaye eden bir hükümdar yaşardı. Kadir kıymet bilir biriydi ve ünlü şair Fahreddin Es'ad Cürcanî'ye itibar ederdi. Fahreddin ona medhiyeler yazar, o da şairi nimetlere boğardı.

Behram Şah'ın hizmetinde bulunan, güzelliği Zeliha'dan aşkın bir nedimesi vardı. Yanaklarına sarkıttığı misk ve sümbülden saçlarıyla herkesin gönlünü çelen bu dilberin yüzü ay gibi parlar, kaşını gören kaş gibi eğrilir, dudakları ikiz nar tanesine, gözleri nergise benzerdi. Behram Şah sarayının geniş salonunda eğlenmeyi severdi. Bir bahar akşamında, şiirlerin okunduğu, hanendelerin söylediği, sazendelerin makamlar dolaştığı bir meclis kurmuş, oraya Fahreddin'i de davet etmiş, o da coştukça coşmuş, medhiyelerin mübalağalarını ayyuka çıkarmıştı. İşte o sırada olanlar oldu. O ay yüzlü güzel, elinde meyve tepsisiyle meclise giriverdi. Tatlılığı bütün aleme şeker saçıyordu. Gamzesinden fırlayan kirpik oklarıyla meclisteki hemen herkesi vurmuş, avlamıştı. Ama en ziyade kanattığı yürek, en ziyade yaktığı can Fahreddin'in canı olmuştu. Meclistekiler bunu Fahreddin'in söylemeye devam ettiği şiirlerin yakıcı kelimelerinden anladılar. Elbette bunu Behram Şah da anladı, lakin belli etmedi. Sultanlar elbette herkes gibi davranmamalıydılar, o da kendine düşeni yaptı, göz yumarak olacakları bekledi. Meclistekiler şarapla sarhoş olur mestlik gösterirken Fahreddin aşk ile serhoş oluyor, kendinden geçiyor, canı ateş deryasında dalgalanıyordu. Şah içkiyi artırdıkça artırdı, ikram çoğaldıkça çoğaldı, kendisi de kâfi miktarda içip mestlik gösterdi. Yine de gözleri yanmış, mum gibi eriyen Fahreddin'deydi. Sevdiği şairin gönlünü aşk ile ateş arasında görünce dayanamadı, merhameti coştu ve nedimesini ona bağışlayıverdi. Fahreddin sultana teşekkür ederken olanlara inanamıyordu. Sultan yine "İşte sana bağışladım, cariyen oldu say, elinden tut götür!" dedi. O da içkiden başı dönen kızın elinden tutup salondan çıktı. Fahreddin aşk ile sarhoştu ama aklı henüz başındaydı. Olup bitenin akıbetini düşünüp bir plan kurdu. Padişahın meclisinden çıkan birkaç yüksek rütbeli zatı durdurdu. Hepsi iyiyi kötüyü bilir, doğruyu yanlışı ayırır vezirlerden idiler. Onlara dedi ki:

"Behram Şah bu gece sarhoş. Bu nedime de haylice içti, neredeyse yıkıldı yıkılacak. Şimdi bunu evime götürüp orada sabahlarsak, padişah yarın ayıldığında belki yaptığına pişman olur, belki kıskançlıktan kanı kaynar, onu geri isteyiverir. Eğer bu kızcağız benim evimde sabahlamış olursa ne kadar özür dilesem de beni bağışlamayabilir. Gerçi ben bu güzel için can korkusu çekmem, onun için feda olurum, illa ki benim yüzümden ona bir zarar erişir diye korkarım. Bu yüzden şimdi bana onu gizleyebileceğim bir yer söyleyin!"

Vezirlerin hepsi bu tedbiri uygun buldular ve onunla kızı salonun arka duvarına doğru götürdüler. Meğer padişahın tahtının altında taştan yapılma karanlık bir mahzen varmış. Fahreddin gizli kapıdan girince, mahzenin ortasında on kat ipek kumaşla örtülü, ceviz ağacından yekpare ve murassa bir taht gördü. Kendinden geçmek üzere olan kızı herkesin gözü önünde o tahta yatırdı. Yanına da birkaç mum yakıp herkesle birlikte dışarı çıkarken kendisi de bu mumlar gibi yanıyordu. Kapının anahtarını baş vezire teslim edip eşikte sabahladı.

Ertesi gün sultan olup biteni öğrenince pek sevindi, "Edebe riayet etmişsin, yine de nedimem senindir!" diyerek kızı ona yeniden bağışladı. O da gönlü yalımlanarak mahzene koştu. Canı vuslat arzusundaydı, ama gönül sultanı, oturduğu taht ile birlikte baştan ayağa kömür olmuştu. Meğer mumdan bir ateş sıçramış, ipek kumaşları tutuşturup güzel nedimeyi taht ile birlikte yakmıştı.

Sevgilisi ateşe yanan Fahreddin de o günden sonra ateşlere düştü ve aşk hadden aşkın olunca gezip tozduğu yerlerde, dolanıp düştüğü çöllerde Veyse vü Ramin öyküsünü yazdı. Zahirde anlattığı Veyse ile Ramin'in hikâyesi idiyse de hakikatte kalbindeki aşk ateşini dile getirmişti.


-iskender pala-
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
Fena hikayeydi ama :o

Teşekkürler.
 

Beste

Dert etme Duâ et..
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2009
Mesajlar
11,177
Aldığı Beğeniler
18,751
Konum
Sessiz
Takım
Galatasaray
Degerli paylasimin icin Allah razi olsun canim.
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Degerli kalemin yüregine seninde emegine saglik kardesim tesekkürler
Cenab-i Hak razi olsun
Selam ve Dualarimla........
 

loreS

"ALLAH dE KaLBiM"
 
Üyelik Tarihi
18 Ağu 2010
Mesajlar
4,445
Aldığı Beğeniler
51
Konum
09
Takım
Galatasaray
Teşekkürler kardeşim ..
 
Üst Alt