- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Onu ilk kez görüyordum. Karşımdaki koltuğa oturmuş, sessizce ağlıyordu. Böyle anlar biz terapistler için kolay değildir. Bakışlarımla onu rahatsız etmekten çekiniyor, bir yandan da konuşmaya başlamak için hazır olmasını bekliyordum. Derin bir nefes aldı ve anlatmaya başladı. “Annemden nefret ediyorum”, onu hiç affetmeyeceğim” ...
Kızların anneleriyle çatışma yaşayabileceği yaşları çoktan geçmişe benziyordu. Annesine duyduğu bu öfkenin sebebini gitgide daha fazla merak etmeye başladım. Ona yardımcı olabilmek için bu bilgiye ihtiyacım vardı. “Babam” dedi yeniden ağlamaya başladıktan nice sonra, “onu sevdiğimi hiç söyleyemedim”… ve artık istesem de bunu yapamam!
…
Genç kadın, anne baba çatışmaları içinde büyümüş, küçük yaşlarından beri hiç anlayamadığı kavgaların tarafı olmak zorunda kalmıştı. Tarafı diyorum, çünkü annesinin dinmeyen gözyaşları, eşiyle yaşadığı sorunları sürekli çocuklarına anlatması, evdeki mutsuzluğu, geçmek bilmeyen ağrıları ona karşı derin bir acıma, babasına karşı ise öfke duymasına sebep olmuştu. Çocukluk, gençlik yılları derken babasıyla arasındaki mesafe gitgide büyümüş, ancak evlendikten sonra annesiyle babasının ilişkisine dışarıdan bakabilme şansı bulmuştu. Şimdi fark ediyordu ki annesinin sürekli şikâyet eden, eleştiren, memnuniyetsiz tavırları, babasına yaklaşabilmesine fırsat vermemişti. Hala içinde küçücük bir kız çocuğu, babasının dizlerine oturup ona sarılmak, sevdiğini söylemek istiyordu. İşin en acı yanı ise şimdi, bunu söyleyebileceği bir babası yoktu…
…
Sevgili anneler.
Eşlerinizle aranızda ne yaşarsanız yaşayın, bunu çocuklarınıza yansıtmayın. Çözemediğiniz sorunların yükünü çocuklarınızın omuzlarına bırakmayın. Onların gencecik ruhlarını, mutsuzluğunuzla yormayın. Çünkü kaç yaşına gelirse gelsin bir çocuğun her zaman babasına ihtiyacı vardır. Hayattayken çocukları babalarından koparmayın.
Bugün babamı çok sevdiğim için, onun hayattaki duruşundan güç alabildiğim için, benim için hala en mükemmel erkek olduğu için en çok anneme teşekkür borçluyum. O, babama güvenle yaslanmama izin vermeseydi bugün eşime sevgiyle sarılamazdım.
t,karacan
Kızların anneleriyle çatışma yaşayabileceği yaşları çoktan geçmişe benziyordu. Annesine duyduğu bu öfkenin sebebini gitgide daha fazla merak etmeye başladım. Ona yardımcı olabilmek için bu bilgiye ihtiyacım vardı. “Babam” dedi yeniden ağlamaya başladıktan nice sonra, “onu sevdiğimi hiç söyleyemedim”… ve artık istesem de bunu yapamam!
…
Genç kadın, anne baba çatışmaları içinde büyümüş, küçük yaşlarından beri hiç anlayamadığı kavgaların tarafı olmak zorunda kalmıştı. Tarafı diyorum, çünkü annesinin dinmeyen gözyaşları, eşiyle yaşadığı sorunları sürekli çocuklarına anlatması, evdeki mutsuzluğu, geçmek bilmeyen ağrıları ona karşı derin bir acıma, babasına karşı ise öfke duymasına sebep olmuştu. Çocukluk, gençlik yılları derken babasıyla arasındaki mesafe gitgide büyümüş, ancak evlendikten sonra annesiyle babasının ilişkisine dışarıdan bakabilme şansı bulmuştu. Şimdi fark ediyordu ki annesinin sürekli şikâyet eden, eleştiren, memnuniyetsiz tavırları, babasına yaklaşabilmesine fırsat vermemişti. Hala içinde küçücük bir kız çocuğu, babasının dizlerine oturup ona sarılmak, sevdiğini söylemek istiyordu. İşin en acı yanı ise şimdi, bunu söyleyebileceği bir babası yoktu…
…
Sevgili anneler.
Eşlerinizle aranızda ne yaşarsanız yaşayın, bunu çocuklarınıza yansıtmayın. Çözemediğiniz sorunların yükünü çocuklarınızın omuzlarına bırakmayın. Onların gencecik ruhlarını, mutsuzluğunuzla yormayın. Çünkü kaç yaşına gelirse gelsin bir çocuğun her zaman babasına ihtiyacı vardır. Hayattayken çocukları babalarından koparmayın.
Bugün babamı çok sevdiğim için, onun hayattaki duruşundan güç alabildiğim için, benim için hala en mükemmel erkek olduğu için en çok anneme teşekkür borçluyum. O, babama güvenle yaslanmama izin vermeseydi bugün eşime sevgiyle sarılamazdım.
t,karacan