- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
ebedî cennet çocuklarının mahzun anne
ve babalarına teselli niyetiyle
Görmedi imi Sen Gördün
Karanlıklar içindeyim. Görmüyorum. Görme iste ime bile körüm. Gözlerim de yok.
Zaten, görmek iste ime bile körüm. Ne renklerden haberim var, ne şekillere dair tahminim. Sen bana gözlerimi verdin. Görmek istediklerimi de Sen verdin. Görmek istedi imi bir Sen gördün. Ben görmek istiyor bile de ilken, beni Sen gördün.
Gözümün göreceklerini gördün de gözümü verdin. Gözümün görmek istedi ini gördün de gözümün göreceklerini verdin. Işı ı ve gölgeyi, her şeyi, her şekli, her rengi... önce Sen gördün, sadece Sen verdin. Ben bile kendi körlü üme körken, görmedi imi önce Sen gördün.
Elim Yoktu; Sen Elimden Tuttun
Elimden tutan yok. Tutunacak bir dal da bilmem. Ellerim yok. Ne avucumda avunacak bir şeyim, ne elde tutmak istedi im. Yok. Sen bana el verdin. Benim elimden tuttun. Elimden tutacak anne ve baba verdin. Elde edeceklerimi Sen hazır ettin. Her şey Senin kudret eline tutundu, öylece ellerime vardı. Ben, ellerim ve elde edeceklerim öylece ele avuca geldi.
Ben Kendime Bile Sa ırken; Sen Bana Kulak Verdin..
Bir haber de yok; kötüsü bile. Sesler uzak, müzik yabancı, ahenk dargın. İşitemiyorum. Kulaklarım yok. Derin, dipsiz sessizli imi bir Sen işittin.
Yalnızlı ımda, bana Sen kulak verdin. Kulaklarım oldu. Dalgaların sesini işiten, mahrem fısıltılardan haberli kulaklarım oldu. Kuru yapra ın dalından düşüşünü duyan, rüzgârın ıslı ına ritim veren, ya murun ya ışına ahenk katan, her notada ruhuma yeniden üfleyen Sensin. Bana kulak verdin. Her şeyi, her an işiten Sen, ben kendi sa ırlı ıma bile sa ırken, işitmek istediklerimi işittin. Ben müzikten habersizken, ben rüzgârın ve denizin sesini işitmezken, ben annemin sesini tanımazken, ben sa ır iken, beni Sen işittin, arzularıma Sen kulak verdin, iç çekişlerimi Sen duydun. Beni işittin, işitmek istediklerime Sen ses verdin. Beni işitir eyledin.
Dilim Dönmezken, Sen Bana Söz Verdin..
Dilim dönmüyor. Sesim çıkmıyor. Dudaklarım suskun. Konuşan yok; bir hece bile. Damaklarıma hiç de medi dilim. Her dudak arasını gül bahçesine çeviren o ince çizgi yitik; tebessüm yok, tebessüm eden de yok. Öpecek yok beni. Ve öpemem de kimseyi. Daha duda ım duda ıma de medi. A zı var dili yok bile de ilim. Dilim yok, a zım da, damaklarım da, dudaklarım da... Lezzetleri bilmiyorum. Dilimi tuza bandırmadan daha. Dama ımda şeker tadı hiç gezinmedi. Dudaklarıma pınar suyu de medi. Bana Sen dil verdin. Duda ım Senin kudret elinde tebessüme geldi. A zıma söz verdin. Duda ıma gökten so uk sular de direce ine, dama ıma lezzetler ihsan edece ine, dilime şiirler dolayaca ına söz verdin. Ve kelâmla döndürdün dilimi. Kurânla konuşan Sen; taşları, da ları, denizleri konuşur eyleyen Sen; duda ıma sözü de dirdin.
Söz verdin a zıma. Sözden anlayan dostlar verdin. Ben tebessümden habersizken, ben gülmeyi bilmezken, bana rahmetinle Sen tebessüm ettin. İki dudak verdin, bir dil. Cümle dudakları gül eyledin. Gülücükler verdin.
Aya ım Yoktu; Beni Yokluktan Varlı a Sen Yürüttün!
Çıkış yok. Yollar kapalı. Ne da lar, ne vadiler yürünesi de il. İki aya ım çukurda, yokluk çukurunda. Adım atacak yer yok. Ayaklarım yok, güzel ayakkabılarım da. Çiçekli çoraplarım, yeni örülü patilerim kayıp. Coşkuyla koşacak kimsem yokken, a ır a ır yürüyece im yokuşları bilmezken, Sen beni bilinmez yollardan geçirdin. Ayaklar verdin. Yokluktan varlı a yürüttün bedenimi. Hiç yoktan aya a kaldırdın beni. Varlı a yol verdin. Ve çiçekli çoraplar ve güzel ayakkabılar verdin. Ayaklarımı verdi in gibi, yürünesi yolları, da ları, denizleri ve vadileri ayaklarımın altına serdin
Yüzüm Yoktu, Sen Bana Yüz Verdin!
Beni tanımaz anababam bile. Varlı ımdan bile haberli de iller daha. Ben de bilmiyorum var oldu umu. Var olma arzumun bile farkında de ilim. İnsan oldu umu bile bilmiyorum, meselâ. Anılmaya de er bir şey de ilim. Kimse saymıyor beni. Adım yok; adam yerine koyulmuyorum. Yüzüm yok. Çatık bir kaşım, gamzeli bakışlarım yok. Saçlarım, kirpiklerim yok. Kaşlarım kirli bile de il; yok.
Yüzüme çamur bulaşmamış daha; yok. Şekilsiz, biçimsiz, kaba, belirsiz ve korkunç görünüyorum. Böyle görseydi yüzümü annem, belki yüz vermezdi bana. Yüzüme bakamazdı. Yüzüme bir Sen baktın. Bana Sen yüz verdin. Yoklu un kirli, çirkin maskesini yüzümden indirdin. Rahman suretini bahşettin. Annemin gözlerine de esi, bebek yüzlü tenler giydirdin ete kemi e. Kirpiklerimin ucuna gamzeli bakışlar düşürdün. Ve yanaklarıma gülücükler saldın. Saçlarımı verdin, zülf-ü yâr olası çizgiler çizerek, kaşlarımı e ri kıldın yay gibi, bakışlarıma nur verdin ay gibi. Karşıma vurulası âşıklar koydun. Güneşi göz ucuma Sen getirdin. Bilmezdiler oysa varlı ımı. Oysa, tanımazdılar beni. Sen yüz vermesen, yüzümü kalplerine aşina eylemesen, yüz süremezdim annemin yüzüne.
Ellerimi Ellerime Sen Verdin; Bütün Yakınlıkları Sen Yakın Ettin.. Şimdi buradayım. Annemin kuca ında, babamın elinden tutmuş yürüyorum. Görüyor, duyuyor, konuşuyorum. Onlar beni Senden biliyorlar ama Sana ait oldu umu unutuyorlar. Benim varlı ım için ellerinden bir şey gelmezken, benim varlı ımdan bile habersizlerken, elleri ellerime henüz ulaşamazken, gözleri gözlerime de memişken, sözleri henüz kulaklarıma dolmamışken, bana Senin yüz verdi ini, elimden tutup varlı a yürüttü ünü, sözlerimi ve gözlerimi bir Senin bildi ini unutmuşa benziyorlar.
SENAİ DEMİRCİ
ve babalarına teselli niyetiyle
Görmedi imi Sen Gördün
Karanlıklar içindeyim. Görmüyorum. Görme iste ime bile körüm. Gözlerim de yok.
Zaten, görmek iste ime bile körüm. Ne renklerden haberim var, ne şekillere dair tahminim. Sen bana gözlerimi verdin. Görmek istediklerimi de Sen verdin. Görmek istedi imi bir Sen gördün. Ben görmek istiyor bile de ilken, beni Sen gördün.
Gözümün göreceklerini gördün de gözümü verdin. Gözümün görmek istedi ini gördün de gözümün göreceklerini verdin. Işı ı ve gölgeyi, her şeyi, her şekli, her rengi... önce Sen gördün, sadece Sen verdin. Ben bile kendi körlü üme körken, görmedi imi önce Sen gördün.
Elim Yoktu; Sen Elimden Tuttun
Elimden tutan yok. Tutunacak bir dal da bilmem. Ellerim yok. Ne avucumda avunacak bir şeyim, ne elde tutmak istedi im. Yok. Sen bana el verdin. Benim elimden tuttun. Elimden tutacak anne ve baba verdin. Elde edeceklerimi Sen hazır ettin. Her şey Senin kudret eline tutundu, öylece ellerime vardı. Ben, ellerim ve elde edeceklerim öylece ele avuca geldi.
Ben Kendime Bile Sa ırken; Sen Bana Kulak Verdin..
Bir haber de yok; kötüsü bile. Sesler uzak, müzik yabancı, ahenk dargın. İşitemiyorum. Kulaklarım yok. Derin, dipsiz sessizli imi bir Sen işittin.
Yalnızlı ımda, bana Sen kulak verdin. Kulaklarım oldu. Dalgaların sesini işiten, mahrem fısıltılardan haberli kulaklarım oldu. Kuru yapra ın dalından düşüşünü duyan, rüzgârın ıslı ına ritim veren, ya murun ya ışına ahenk katan, her notada ruhuma yeniden üfleyen Sensin. Bana kulak verdin. Her şeyi, her an işiten Sen, ben kendi sa ırlı ıma bile sa ırken, işitmek istediklerimi işittin. Ben müzikten habersizken, ben rüzgârın ve denizin sesini işitmezken, ben annemin sesini tanımazken, ben sa ır iken, beni Sen işittin, arzularıma Sen kulak verdin, iç çekişlerimi Sen duydun. Beni işittin, işitmek istediklerime Sen ses verdin. Beni işitir eyledin.
Dilim Dönmezken, Sen Bana Söz Verdin..
Dilim dönmüyor. Sesim çıkmıyor. Dudaklarım suskun. Konuşan yok; bir hece bile. Damaklarıma hiç de medi dilim. Her dudak arasını gül bahçesine çeviren o ince çizgi yitik; tebessüm yok, tebessüm eden de yok. Öpecek yok beni. Ve öpemem de kimseyi. Daha duda ım duda ıma de medi. A zı var dili yok bile de ilim. Dilim yok, a zım da, damaklarım da, dudaklarım da... Lezzetleri bilmiyorum. Dilimi tuza bandırmadan daha. Dama ımda şeker tadı hiç gezinmedi. Dudaklarıma pınar suyu de medi. Bana Sen dil verdin. Duda ım Senin kudret elinde tebessüme geldi. A zıma söz verdin. Duda ıma gökten so uk sular de direce ine, dama ıma lezzetler ihsan edece ine, dilime şiirler dolayaca ına söz verdin. Ve kelâmla döndürdün dilimi. Kurânla konuşan Sen; taşları, da ları, denizleri konuşur eyleyen Sen; duda ıma sözü de dirdin.
Söz verdin a zıma. Sözden anlayan dostlar verdin. Ben tebessümden habersizken, ben gülmeyi bilmezken, bana rahmetinle Sen tebessüm ettin. İki dudak verdin, bir dil. Cümle dudakları gül eyledin. Gülücükler verdin.
Aya ım Yoktu; Beni Yokluktan Varlı a Sen Yürüttün!
Çıkış yok. Yollar kapalı. Ne da lar, ne vadiler yürünesi de il. İki aya ım çukurda, yokluk çukurunda. Adım atacak yer yok. Ayaklarım yok, güzel ayakkabılarım da. Çiçekli çoraplarım, yeni örülü patilerim kayıp. Coşkuyla koşacak kimsem yokken, a ır a ır yürüyece im yokuşları bilmezken, Sen beni bilinmez yollardan geçirdin. Ayaklar verdin. Yokluktan varlı a yürüttün bedenimi. Hiç yoktan aya a kaldırdın beni. Varlı a yol verdin. Ve çiçekli çoraplar ve güzel ayakkabılar verdin. Ayaklarımı verdi in gibi, yürünesi yolları, da ları, denizleri ve vadileri ayaklarımın altına serdin
Yüzüm Yoktu, Sen Bana Yüz Verdin!
Beni tanımaz anababam bile. Varlı ımdan bile haberli de iller daha. Ben de bilmiyorum var oldu umu. Var olma arzumun bile farkında de ilim. İnsan oldu umu bile bilmiyorum, meselâ. Anılmaya de er bir şey de ilim. Kimse saymıyor beni. Adım yok; adam yerine koyulmuyorum. Yüzüm yok. Çatık bir kaşım, gamzeli bakışlarım yok. Saçlarım, kirpiklerim yok. Kaşlarım kirli bile de il; yok.
Yüzüme çamur bulaşmamış daha; yok. Şekilsiz, biçimsiz, kaba, belirsiz ve korkunç görünüyorum. Böyle görseydi yüzümü annem, belki yüz vermezdi bana. Yüzüme bakamazdı. Yüzüme bir Sen baktın. Bana Sen yüz verdin. Yoklu un kirli, çirkin maskesini yüzümden indirdin. Rahman suretini bahşettin. Annemin gözlerine de esi, bebek yüzlü tenler giydirdin ete kemi e. Kirpiklerimin ucuna gamzeli bakışlar düşürdün. Ve yanaklarıma gülücükler saldın. Saçlarımı verdin, zülf-ü yâr olası çizgiler çizerek, kaşlarımı e ri kıldın yay gibi, bakışlarıma nur verdin ay gibi. Karşıma vurulası âşıklar koydun. Güneşi göz ucuma Sen getirdin. Bilmezdiler oysa varlı ımı. Oysa, tanımazdılar beni. Sen yüz vermesen, yüzümü kalplerine aşina eylemesen, yüz süremezdim annemin yüzüne.
Ellerimi Ellerime Sen Verdin; Bütün Yakınlıkları Sen Yakın Ettin.. Şimdi buradayım. Annemin kuca ında, babamın elinden tutmuş yürüyorum. Görüyor, duyuyor, konuşuyorum. Onlar beni Senden biliyorlar ama Sana ait oldu umu unutuyorlar. Benim varlı ım için ellerinden bir şey gelmezken, benim varlı ımdan bile habersizlerken, elleri ellerime henüz ulaşamazken, gözleri gözlerime de memişken, sözleri henüz kulaklarıma dolmamışken, bana Senin yüz verdi ini, elimden tutup varlı a yürüttü ünü, sözlerimi ve gözlerimi bir Senin bildi ini unutmuşa benziyorlar.
SENAİ DEMİRCİ