- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
Bir dalganın özgürlügüydü senin aradıgın. İstedigin kadar yükselmek sulardan, istedigin hızda hareket edebilmek yetkisine sahip olabilmek. İstedigin gibi köpürebilmek, istedigin gibi sakinleşmek; içinden geldigince yaşamak suyunun serinligini. O an canın ne kadar kıvrılmak, bükülüp uzanmak kendi gölgende, kendi oluşturdugun çizgide. İstedigini bogmak varlıgının içinde, istedigini yaşatmak sırtında sürükleyerek herhangi bir sahilde. Bencil olabilmek adına aklına eseni yapabilmek.
Yok mudur bu bencillik hastalıgının sonu? Biliyor musun; senin özgürlügünü sınırının, başkasının özgürlügünün başladıgı yerde sona erdigini? Bilmez olur musun hiç? Biliyorsun da işine gelmiyor. Herhangi biri gibi olmanın rehavetini hatta tembelligini yaşamak hoşuna gidiyor. Kendin gibi olmaktan duydugun tedirginlik canını sıkıyor olmalı.
Dün akşam ugradıgın sahilimdeki yosunları temizlemeye çalıştım bütün gece. Hoşuna mı gidiyor bu kadar çeri çöpü toplayıp sahilime vurmak. Geçmişin her dalından bir kıymık çıkarabilmek maharetmi sence? Geceler so udu. Artık eskisi kadarda kuvvetli de ilim ki. Eskiden sabah kadar tüm sahilimi tertemiz ederdim; sabah ilk ışıklarıyla günün, tertemiz bir sahile vurabilesin diye. Artık içimden gelmiyor, içimden gelse bile gücüm yetmiyor artık.
Geçenlerde iyi bir şeyler yapmışsın. Bir sürü deniz kaplumbagasını taşıyıp suya, yaşamalarını saglamışsın. Ben o gece sahile gelemeyecek kadar yorgundum. Yatagımda sırt üstü bütün bir gece seni düşündüm. Ertesi sabah sahil tertemizdi. Kendi getirdiklerini kendin gülürmüşsün bu sefer. Bensizlik yaramış sana kendin olmayı ö renmek için bensiz kalman gerekiyormuş demek ki.
Bir iki gün önce kalbimin iskelesiyle senden bahsettik epeyce. Vura vura sularını; tahtadan ayaklarını çürüttügün, neredeyse yıkılmak, buz gibi sulara gömülmek üzere olan iskelemle. O da bencilli ini anlattı durdu. Öyle yüksekten öyle sert vurmuşsun ki son bir aydır, kalaslara her çarpışın yıkıma giden bir kırbaç gibiymiş. Benden ne istiyor? diye sordu. Bilmiyorum ki, bilmiyorum ki& Bırak onu benden bile ne istedigini hala anlayabilmiş degilim. Sadece bir bencillik kokusu geliyor burnuma, oysa ne vardı ki seni sıkan, bunaltan. Bazen rahatlıkta batar insana. Hep daha fazlasını isterken var olanları da yitirirsin farkında olmadan. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da oluverirsin işte. Kendin gibi olmayı denemek yerine sana yapıştırılmaya, yafta edilmeye çalışan kimlikleri benimser; bir süre sonra, aslında olmadıgın bir hayal kahramanının kostümü içerisinde gezdigini zannedersin. Aynaya baktıgında dev görürsün kendini. Bir kabarsan tüm kum tanelerini bir saniyede bogabilecek kocaman bir dalga.
Bir dalganın özgürlügüydü senin aradıgın.
Şimdi özgürsün işte. İstedigin sahile vurabilecegini sanıyorsun degimli?
Üzgünüm& Dalgaları özgür zannederken rüzgarı hesaba katmadın&
Yok mudur bu bencillik hastalıgının sonu? Biliyor musun; senin özgürlügünü sınırının, başkasının özgürlügünün başladıgı yerde sona erdigini? Bilmez olur musun hiç? Biliyorsun da işine gelmiyor. Herhangi biri gibi olmanın rehavetini hatta tembelligini yaşamak hoşuna gidiyor. Kendin gibi olmaktan duydugun tedirginlik canını sıkıyor olmalı.
Dün akşam ugradıgın sahilimdeki yosunları temizlemeye çalıştım bütün gece. Hoşuna mı gidiyor bu kadar çeri çöpü toplayıp sahilime vurmak. Geçmişin her dalından bir kıymık çıkarabilmek maharetmi sence? Geceler so udu. Artık eskisi kadarda kuvvetli de ilim ki. Eskiden sabah kadar tüm sahilimi tertemiz ederdim; sabah ilk ışıklarıyla günün, tertemiz bir sahile vurabilesin diye. Artık içimden gelmiyor, içimden gelse bile gücüm yetmiyor artık.
Geçenlerde iyi bir şeyler yapmışsın. Bir sürü deniz kaplumbagasını taşıyıp suya, yaşamalarını saglamışsın. Ben o gece sahile gelemeyecek kadar yorgundum. Yatagımda sırt üstü bütün bir gece seni düşündüm. Ertesi sabah sahil tertemizdi. Kendi getirdiklerini kendin gülürmüşsün bu sefer. Bensizlik yaramış sana kendin olmayı ö renmek için bensiz kalman gerekiyormuş demek ki.
Bir iki gün önce kalbimin iskelesiyle senden bahsettik epeyce. Vura vura sularını; tahtadan ayaklarını çürüttügün, neredeyse yıkılmak, buz gibi sulara gömülmek üzere olan iskelemle. O da bencilli ini anlattı durdu. Öyle yüksekten öyle sert vurmuşsun ki son bir aydır, kalaslara her çarpışın yıkıma giden bir kırbaç gibiymiş. Benden ne istiyor? diye sordu. Bilmiyorum ki, bilmiyorum ki& Bırak onu benden bile ne istedigini hala anlayabilmiş degilim. Sadece bir bencillik kokusu geliyor burnuma, oysa ne vardı ki seni sıkan, bunaltan. Bazen rahatlıkta batar insana. Hep daha fazlasını isterken var olanları da yitirirsin farkında olmadan. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da oluverirsin işte. Kendin gibi olmayı denemek yerine sana yapıştırılmaya, yafta edilmeye çalışan kimlikleri benimser; bir süre sonra, aslında olmadıgın bir hayal kahramanının kostümü içerisinde gezdigini zannedersin. Aynaya baktıgında dev görürsün kendini. Bir kabarsan tüm kum tanelerini bir saniyede bogabilecek kocaman bir dalga.
Bir dalganın özgürlügüydü senin aradıgın.
Şimdi özgürsün işte. İstedigin sahile vurabilecegini sanıyorsun degimli?
Üzgünüm& Dalgaları özgür zannederken rüzgarı hesaba katmadın&