Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

kerems

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Kas 2005
Mesajlar
621
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Trabzonspor
Yıllardır internette dolaşan, kimi meclislerde sık dile getirilen bir metin var; şiir gibi etkileyici bir metin...

Metnin yazarının kim olduğunu ne ben çözebildim bugüne kadar ne de başkası. Özgün halinin İngilizce olduğu rivayet ediliyor.

"Hz. Peygamber size gelse" başlığı taşıyor bu metin. Görünürde bir merakı dile getiriyor, bir merakı sorguluyor.

Ve şöyle başlıyor...

"Bir gün Peygamber ziyaretinize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler yapacağınızı..."

Bunu okuduğunuz anda, inancı sıkı veya gevşek nasıl biri olursanız olun hafiften sarsılıyorsunuz.

Gerçekten de ne yaparız Peygamber kapımızı çalıverse! Hele O'nu dilinden düşürmeyen ama bir yandan da hayatın harala gürelesi içine "düşen"ler nasıl bir telaşa kapılırlar acaba?

Ancak bu şiirimsi metni yazan aslında neler yapacağımızdan emin. Diyor ki...

"Biliyorum

Böylesine şerefli bir konuğa en güzel odanızı açacağınızı,

Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,

Ve inandırmaya çalışacağınızı,

Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;

Fakat söyleyin bana,

Evinize doğru gelirken gördüğünüzde,

O'nu hemen kapıda mı karşılayacaksınız?

Yoksa içeri almadan önce, aceleyle,

Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp

Yerine Kur'an'ı mı koyacaksınız? "

Diyor ki...

"Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?

Ve bunun yerine ortalığa,

Kitaplığınızın raflarında tozlanmış,

Hadis kitapları mı çıkaracaksınız?

Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?

Yoksa telaşla ne yapayım diyerek,

Sağa sola mı koşturacaksınız?"

Diyor ki...

"Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?

Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,

Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?

Şimdi söyleyin açık yüreklilikle,

Onun kalmasını ister misiniz sizinle?

Sonsuza dek, hep birlikte...

Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız,

Ziyareti bitip gittiğinde?"



***

Kabul edelim ki çok etkileyici bir sorgulama bu!

İnananların kendilerini hep eksik, hep kusurlu görme (ama alttan alta da kendilerini değil de çağı suçlu çıkarma) eğilimini destekleyici mahiyette bir etkisi var.

Ve adım gibi eminim ki, bu metin şimdi Mevlit Kandili ve Kutlu Doğum Haftası nedeniyle yine internette sık sık karşımıza çıkacak, e-mektup yoluyla ondan ona dolaşacaktır.

Yalnız namazında niyazında olanlara değil, belki daha çok da benim çevremden insanlara; yani az çok bu manevi iklimi soluyan ama kafası hep bulanık kalanlara ulaşacaktır.

O yüzden, belki "senin üzerine vazife değil ki" diyeceksiniz bana ama konuyla ilgili bir iki satır not düşmek istiyorum şu köşeye...

Çünkü bu gönül çalan, inananları hemen etkileyen metnin ciddi sorunları var.


***

Asrı Saadet, bazılarının uzaktan uzağa sandığının aksine aynı bugün gibi insani ve toplumsal eksikler, kusurlar, hınçlar, nefretler, düşmanlıklar, ayrılıklar, açgözlülükler ve yalan imanların iktidarıyla doluydu.

Merak eden açar kitapları okur, okuyunca da şaşkınlıktan küçük dilini yutar.

O çağı "saadetli" kılan O'nun varlığıydı.

O'nun yaşadığı bir dönemde yaşamak, aynı vakti ve atmosferi solumaktı saadet...

"Peygamber ziyaretimize gelse ne yapardık?" diye dövünmeye kalkışmadan önce bunu bilmek gerekir. O, içerisinde hangi rüzgarlar esiyor olursa olsun, ziyaretinin değerini bilen her evin değerini vermişti!

O'nu yakından tanıyanların deyişiyle "umanı umutsuzluğa düşürmeyen, güleryüzlü, yumuşak huylu, asla bağırıp çağırmayan" Peygamber'in ziyaret ettiği bir eve "bakalım içeride ne kusurlar ne sapkınlıklar göreceğim" fikri ve duygusuyla gireceğini hayal etmek ve ettirmek yanlıştır.

Ziyaret edilenler açısından da asıl olan O'na gönüllerini açmalarıdır. Yoksa yalancıktan çeki düzen verilmiş evlerini değil...

Korkuya, telaşa ne gerek var?

Huysuzluğa, karamsarlığa ne gerek var?

Gelen Peygamber...


***

"Bir an önce gitmesini isteme" konusuna gelince...

Kimsenin bu konuda başkası yerine konuşma, bu soruyu siyasal-toplumsal bir sorgulama haline getirme hakkı yok.

Çünkü...

Gelen "sevgili"yse eğer, kim gitmesini ister?


Böyle bir yazardan böyle bir yazı duymak çok sevindirici bir gelişme Asrı Saadet dönemi ile ilgili yorumu hariç gerçekten etkileyici bir yazı. Sanırım Asrı saadet hakkında daha fazla okuması ve bilgi sahibi olması lazım Haşmet Babaoğlunun...
 

keremm

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
7 Eyl 2005
Mesajlar
1,242
Aldığı Beğeniler
9
Konum
AĞRI ( İSTANBUL - İstinye)
Takım
Galatasaray
Mevlid Kandili Mesajı


Rahman olan Allah, varlık âlemini rahmet üzere inşa etmiş ve rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Onun rahmetinin açık tecellilerinden biri de insanları dünya hayatında yalnız ve çaresiz bırakmayarak onlara kurtuluş ve kalıcı mutluluğun yolunu gösteren vahyi, hidayet rehberleri olarak peygamberleri göndermesidir.

Peygamberler, ilâhî vahyi insanlığa ulaştıran, onları yaratılış ve varoluşun sırrını anlamaya, bilgi ve inancın aydınlığına çağıran rahmet elçileridir. Yüce Yaratıcının insanlığa gönderdiği son rahmet elçisi ise, Muhammed aleyhisselâmdır. O, peygamberler halkasını tamamlayan son davetçi, dini açıklayan, öğreten ve bütün ahlaki güzellikleri yaşayarak öğütleyen örnek bir şahsiyettir.

Bugün, insanlığın hayat ufkuna aydınlık bir devir açan Peygamber Efendimizin kutlu doğumunun yeni bir yıldönümünü idrak ediyoruz. O bize; Allaha iman edip Onu sevmeyi, Ona bağlanarak iç barışı ve doğru yolu bulmayı, ibadetlerle hayatımızı anlamlı kılmayı, dürüstlüğü, emaneti korumayı, komşuluk ve akrabalık bağlarına riayet etmeyi, yetim ve kimsesiz çocuklara kol kanat germeyi, herkesin ve her şeyin hakkını gözetmeyi, kimseyi incitmemeyi, iyilik yapmayı, iyi ve yararlı insan olmayı öğütlemiştir.

Allah Resulü, dinin ne olduğunu soranlara onun güzel ahlâk olduğunu söylemiş ve Onun hayatı güzel ahlakın canlı bir örneği olmuştur. Kutlu Doğum Haftası işte O yüce şahsı tanıyarak hayatımızı ahlakla güzelleştirme ve bu yolda bir tazelenme mevsimidir.

Bu hafta, onun çok sevdiği çocuklara onu tanıtma, sevdirme ve çocukları onunla buluşturma zamanıdır.

Bu hafta, Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allahın koyduğu ölçülere titizlikle uymanızı tavsiye ederim. Buyruğu üzerinde tekrar düşünme fırsatıdır.

Bu hafta, sahih dini bilginin ışığında manevi hayatımızı zenginleştirmenin, barış ve esenlik içinde güvenle yaşamanın, uzaklıklarımızı yakın etmenin ve kardeşlik köprüsünde birlikte yürümenin vaktidir.

Bu haftada Peygamber Efendimizin dünyaya teşriflerini kutlarken, onun örnek şahsiyetini ve güzel ahlâkını tanımaya, getirdiği evrensel çağrıyı anlamaya ve bütün bunların özünde barındırdığı ruhu çağımıza taşımaya olan ihtiyacımızı bir kez daha fark ediyoruz.

İnsanlar arasında kin ve nefretin, farklılıklar arasında çatışmanın alevlendirildiği, ötekinin kutsalına ve bir diğer inanca saygının esasında insana saygı olduğu anlayışının iyice zayıfladığı çağımızda, alemlere rahmet olarak gönderilen Yüce Peygamberimizi anlamaya ve anlatmaya, Onun sevgisi etrafında birleşmeye daha fazla ihtiyaç duyuyoruz ve duymaktayız. Tebessümün eksik olmadığı nur yüzüne, hayırla özdeşleşen gönül diline, paylaşımın esirgenmediği cömertlik simgesi eline, anlamsızlığa kilit kulağına, herkesin kendini bulduğu gönlüne, övülen ahlâkına ve örnekliğine, manevî önderliğine, Onu tanımanın, Onu sevmenin sağlayacağı güven ortamına anlatılamayacak derece ihtiyacımız var.

Kutlu Doğum Haftasının bütün insanlığa rahmet ve barış getirmesini, Mevlid Kandilinin insanlığın Sevgili Peygamberimizi daha iyi tanımasına vesile olmasını Yüce Allahtan niyaz eder, vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve İslâm âleminin Mevlid Kandilini tebrik ederim.


Not: Mevlid Kandili 9 Nisan Pazar gününü 10 Nisan Pazartesi gününe bağlayan gecedir.


Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı
 

zeyno

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,699
Aldığı Beğeniler
6
Konum
Gümüşhane
Takım
Galatasaray
ORiJiNAL YAZARI : kerems

Asrı Saadet, bazılarının uzaktan uzağa sandığının aksine aynı bugün gibi insani ve toplumsal eksikler, kusurlar, hınçlar, nefretler, düşmanlıklar, ayrılıklar, açgözlülükler ve yalan imanların iktidarıyla doluydu.

Merak eden açar kitapları okur, okuyunca da şaşkınlıktan küçük dilini yutar.

O çağı "saadetli" kılan O'nun varlığıydı.

O'nun yaşadığı bir dönemde yaşamak, aynı vakti ve atmosferi solumaktı saadet...

Beklenmeyen kişilerden ,beklenmeyen köşe yazıları.Çok güzel bir yazıydı.
O yüce nebinin yaşadığı dönemlerden bir rüzğar savur bize rabbim...
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Çok güzel yazılmış ve yorumlanmış..Tebrikler
 
Üst Alt