- Üyelik Tarihi
- 3 Eyl 2005
- Mesajlar
- 910
- Aldığı Beğeniler
- 1
- Takım
- Galatasaray
Peki, Onun bu ilmi bizi şöyle veya böyle konuşmaya zorluyor mu?
Hayır.
Biz bu sohbeti on gün sonra yapsak durum de işir mi?
De işmez.
Arif Bey:
O halde, dedi, bu noktada, bugün ile on gün sonrasının farkı yok...
Şimdi aynı soruyu, geçmiş zaman için sorayım:
Biz bu sohbeti on gün önce yapsaydık, Allah'ın bunu bilmesi irademizi hükümsüz kılacak mıydı? Yâni, biz kendi irademizle konuşamayacak mıydık?
Elbette diye karşılık verdi Çetin.
Demek ki mâzi, hâl ve istikbâl, yâni, geçmiş zaman, şu an ve gelecek zaman Allah'ın ezelî ilmi için fark etmiyor. Ve her üç halde de ilim malûma tâbi... Biz ne konuştuysak, ne konuşuyorsak yahut ne konuşacaksak Allah, ezeli ilmiyle onu biliyor. Malûm ilme tâbi olmadı ı içindir ki, Allah'ın bilmesi bizi zorlamıyor, irademizi ba lamıyor...
Bunu vicdanen bildi imiz halde aksini nasıl iddia edebiliriz? Nasıl olur da on gün sonra işleyece imiz günahlar için böyle bir özre yapışabiliriz?!..
Az önce belirtti im gibi, bu adamlar Allah'ın zamandan münezzeh oldu unu unutuyorlar. Bu hakikatten gaflet ediyorlar.
Allah'ın hem zâtı ezelî, hem de sıfatları... Bizim ise zâtımız ve sıfatlarımız sonradan yaratılmış... Elbette biz Onun ne zâtını, ne de sıfatlarını lâyıkıyla bilemeyiz... Ezeliyetini, zamandan münezzeh oluşunu hakkıyla kavrayamayız... Nasıl kavrayabiliriz ki, henüz zamanın ne oldu unu bile anlamış de iliz!..
...
Hayır.
Biz bu sohbeti on gün sonra yapsak durum de işir mi?
De işmez.
Arif Bey:
O halde, dedi, bu noktada, bugün ile on gün sonrasının farkı yok...
Şimdi aynı soruyu, geçmiş zaman için sorayım:
Biz bu sohbeti on gün önce yapsaydık, Allah'ın bunu bilmesi irademizi hükümsüz kılacak mıydı? Yâni, biz kendi irademizle konuşamayacak mıydık?
Elbette diye karşılık verdi Çetin.
Demek ki mâzi, hâl ve istikbâl, yâni, geçmiş zaman, şu an ve gelecek zaman Allah'ın ezelî ilmi için fark etmiyor. Ve her üç halde de ilim malûma tâbi... Biz ne konuştuysak, ne konuşuyorsak yahut ne konuşacaksak Allah, ezeli ilmiyle onu biliyor. Malûm ilme tâbi olmadı ı içindir ki, Allah'ın bilmesi bizi zorlamıyor, irademizi ba lamıyor...
Bunu vicdanen bildi imiz halde aksini nasıl iddia edebiliriz? Nasıl olur da on gün sonra işleyece imiz günahlar için böyle bir özre yapışabiliriz?!..
Az önce belirtti im gibi, bu adamlar Allah'ın zamandan münezzeh oldu unu unutuyorlar. Bu hakikatten gaflet ediyorlar.
Allah'ın hem zâtı ezelî, hem de sıfatları... Bizim ise zâtımız ve sıfatlarımız sonradan yaratılmış... Elbette biz Onun ne zâtını, ne de sıfatlarını lâyıkıyla bilemeyiz... Ezeliyetini, zamandan münezzeh oluşunu hakkıyla kavrayamayız... Nasıl kavrayabiliriz ki, henüz zamanın ne oldu unu bile anlamış de iliz!..
...