- Üyelik Tarihi
- 3 Eyl 2005
- Mesajlar
- 910
- Aldığı Beğeniler
- 1
- Takım
- Galatasaray
Bununla birlikte, Muratın size bir takım soruları da olacak, diyerek sözü Murata bıraktı.
Murat teşekkürlerini kısaca ifade ettikten sonra:
Geçenlerde yaptı ımız bir tartışmadan söz etmek isterim, diyerek konuya girdi: Adamın, dedi, ne dinle ilgisi var, ne kitapla. Ama nereden duymuşsa duymuş, bir âyet meâliyle çıktı karşıma. Kur'anda, Allah, hidayeti diledi ine verir, buyuruluyormuş. O halde, yanlış yola giden insanların hidayetten nasipleri yok demekmiş. Öyleyse nasıl olur da âhirette sorumlu tutulabilirlermiş.
Kendisine bir şeyler söyledimse de ikna olmadı. Çünkü öncelikle, ikna olmaya niyeti yoktu. Sorusunu, ö renmek için de il kafa karıştırmak için soruyordu.
Üzüntüyle dolu bir derin nefes aldı:
Gerçi, dedi, ben de pek doyurucu şeyler söyleyememiştim do rusu.
Biraz durakladı:
Her ne kadar sarsılmadımsa da, bu sorunun gerçek cevabını, en iyi şekilde ö renmeye karar verdim, dedi. Henüz işin başındayım. Bu görüşmemizi benim için bir mutluluk, bir fırsat ve kaderin bir cilvesi olarak kabul ediyorum. Bu konuda beni aydınlatırsanız memnun kalırım.
Arif Bey, her zamanki gibi candan bir üslûpla başladı konuşmasına:
Gerçekten de, dedi, kaderin çok ince sırları var. İnsan idrakinin bunları kavraması imkânsız. Ben de bir ay önce hidayet konusunda uzun bir araştırma yaptım ve elde etti im bilgileri fişledim. Makalemi yazıya dökmeme fırsat kalmadan burada sizinle karşılaştık ve bana böyle bir soru tevcih ettiniz. Bu da kaderin ayrı bir cilvesi.
Hayretini paylaşmak istercesine, bakışlarını gençlerin gözlerinde gezdirdi. Sonra:
Kader, adalet ve hidayet konularında çokça soruya muhatap olmuşumdur. Bir defasında bir grup genç daireye geldiler. Kader konusunda kendilerine sorulan, kafa karıştırıcı, bir takım soruları bana aktardılar.
Bir an için, soruları bir tarafa bırakıp iç âlemimde bir durum tahlili yaptım:
Ne tuhaf bir tablo, dedim, kendi kendime. Bazı çevreler şu gençlerin zihinlerini bulandırmak, fikirlerini çelmek için uygun bir zemin aramışlar, sözü dolaştırıp kader bahsine getirmişler, bütün bunları iradeleri ile bir plân dahilinde sinsice gerçekleştirmişler ve sonunda, utanmadan ve sıkılmadan, insan iradesini inkâra kalkışmış, günah ve isyanlarda insanın bir suçu olmadı ını iddiaya cüret edebilmişlerdi.
Murat teşekkürlerini kısaca ifade ettikten sonra:
Geçenlerde yaptı ımız bir tartışmadan söz etmek isterim, diyerek konuya girdi: Adamın, dedi, ne dinle ilgisi var, ne kitapla. Ama nereden duymuşsa duymuş, bir âyet meâliyle çıktı karşıma. Kur'anda, Allah, hidayeti diledi ine verir, buyuruluyormuş. O halde, yanlış yola giden insanların hidayetten nasipleri yok demekmiş. Öyleyse nasıl olur da âhirette sorumlu tutulabilirlermiş.
Kendisine bir şeyler söyledimse de ikna olmadı. Çünkü öncelikle, ikna olmaya niyeti yoktu. Sorusunu, ö renmek için de il kafa karıştırmak için soruyordu.
Üzüntüyle dolu bir derin nefes aldı:
Gerçi, dedi, ben de pek doyurucu şeyler söyleyememiştim do rusu.
Biraz durakladı:
Her ne kadar sarsılmadımsa da, bu sorunun gerçek cevabını, en iyi şekilde ö renmeye karar verdim, dedi. Henüz işin başındayım. Bu görüşmemizi benim için bir mutluluk, bir fırsat ve kaderin bir cilvesi olarak kabul ediyorum. Bu konuda beni aydınlatırsanız memnun kalırım.
Arif Bey, her zamanki gibi candan bir üslûpla başladı konuşmasına:
Gerçekten de, dedi, kaderin çok ince sırları var. İnsan idrakinin bunları kavraması imkânsız. Ben de bir ay önce hidayet konusunda uzun bir araştırma yaptım ve elde etti im bilgileri fişledim. Makalemi yazıya dökmeme fırsat kalmadan burada sizinle karşılaştık ve bana böyle bir soru tevcih ettiniz. Bu da kaderin ayrı bir cilvesi.
Hayretini paylaşmak istercesine, bakışlarını gençlerin gözlerinde gezdirdi. Sonra:
Kader, adalet ve hidayet konularında çokça soruya muhatap olmuşumdur. Bir defasında bir grup genç daireye geldiler. Kader konusunda kendilerine sorulan, kafa karıştırıcı, bir takım soruları bana aktardılar.
Bir an için, soruları bir tarafa bırakıp iç âlemimde bir durum tahlili yaptım:
Ne tuhaf bir tablo, dedim, kendi kendime. Bazı çevreler şu gençlerin zihinlerini bulandırmak, fikirlerini çelmek için uygun bir zemin aramışlar, sözü dolaştırıp kader bahsine getirmişler, bütün bunları iradeleri ile bir plân dahilinde sinsice gerçekleştirmişler ve sonunda, utanmadan ve sıkılmadan, insan iradesini inkâra kalkışmış, günah ve isyanlarda insanın bir suçu olmadı ını iddiaya cüret edebilmişlerdi.