Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
zehra ablam canımmm cook guzel acıklamıs cıdden
ASKLARIN EN GUZELI;RABBIME VE HABIBINE DUYULAN ASKTIR!!!!
 

hakan_48

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
22 Eyl 2005
Mesajlar
580
Aldığı Beğeniler
5
Bencede Aşk Rabbimizin bize vermiş olduğu en güzel lütuflardan biri tabiki Kûranı Kerimin sınırları çerçevesi içinde günah kavramı çok farklı, büyükler manevi ders almaya gelen bir talebe geldiği zaman ilk sordukları sual yavrum hiç aşık oldunmu derler olmamişsa yavrum git önce aşık ol sonra gel derlerdi.
Aşk herşeyin başı Allah (c.c) Habibi Ekrem (s.a.v.) Aşık olmasaydı onu sevmeseydi bizleri yaratırmıy dı? Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsunki bize böyle güzel bir nimet versin. Rabbim hepimize gerçek anlamda aşık olmayı nasip etsin. AMİN.
 

sifaderyasi

ESKİ DOST
 
Üyelik Tarihi
15 Kas 2005
Mesajlar
222
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Asl: Trabzon İkamet: Hatay
Takım
Diğer
Soru: Aşk-ı mecazi, aşk-ı hakikiye nasıl inkılab eder? Bunun sırrı nedir?

Aşk, fart-ı muhabbet demektir. Muhabbet, bilmenin ve tanımanın veyahut mutlak kemale muttali olmanın; karşı tarafta da kemal, cemal -mecazi aşk açısından- melahet, müşakele gibi hususların bulunmasıyla bazen meydana gelen insandaki fıtrî bir haldir. İnsan, tanımadığını ve bilmediğini sevmez; sevebileceğini tanıyıp bilirse sever. Kafirlerin Allahı sevmemesi ve Rasulü Ekreme karşı saygısız olmaları tanımama ve bilmemeden kaynaklanmaktadır.

Muhabbetin ifrat derecesine aşk denir. Normal muhabbette olmasa da aşkta bazen muvazenesizce tavırlar görülebilir. Bir diğer manada aşk, mahbubundaki kusurları görmemezlik, gözüne ondan başka hayalin girmemesi ve onu her şeyin ve herkesin üstünde kabul etme halidir. Mesela kişinin, güneşin güzelliğini mahbubunun güzelliği yanında sönük görmesi, Mahbubum benim yanımda olursa cennetin hurilerini istemem demesi veya Cennet başkalarının olsun. Bana mahbubum yeter.. gibi iddialar, aşık mırıltıları ve mecazi aşk açısından da akıl ve mantıkla telif edilemeyecek pervâsızca iddialardır. İşte bu aşktır ki, Mecnunu sahraya salmış ve Ferhatı da koca dağı delme macerasına itmiştir.

Allahtan başkasına -ne olursa olsun- gönül vermek, onu sevmek, aşık ve müptela olmak mecazi aşktır. Mesela Mecnunun, Ferhatın ve Zelihanın muhabbeti, birer mecazi muhabbettir. Bir de fart-ı muhabbetin fıtri garazsız, ivazsız olanı vardır ki, buna da anne ve babada bulunan şefkati misal verebiliriz. Esasen şefkat, Allahın Rahman ve Rahim isimlerinden gelmektedir. Allahın insanlara ve mahlukata karşı olan mukaddes ve münezzeh sevgisinin, değişik malûl yanlarıyla insanlarda olanına şefkat denir.

Evet, Mabud-u Mutlaktan gayrıya gönlün kaptırılması, sevilip aşk u alaka gösterilmesi mecazi aşktır. Hakiki aşk ise gönlün Allaha verilmesi ve Allahın deli gibi sevilmesidir. Burada hemen şunu da ifade etmeliyim ki, Allahı sevmek, bir pâye meselesidir. Müminler, Rasulü Ekremi severlerse, müminlik mertebesinde, daha doğrusu müminlikteki muhabbet mertebesinde önemli bir noktaya ulaşmışlar demektir. Fakat bu, en kamil mertebe değildir. Mesela Rasulü Ekremi andığınız zaman kararınız kalmayabilir; ama bu zirvenin ötesinde bir de şâhika vardır. Rasulü Ekremi, Ona ait hatıraları ve Ashab-ı Kiramı sevme mertebesi, muhabbetin ilk mertebelerindendir. Çünkü bunlar beşerî kıstaslarla anlaşılan, duyulan, takdir edilen ve ölçülen şeylerdendir. Demek ki, sizin kabınız hissedilen şeyleri ölçüp değerlendirerek size bir fikir verebiliyor. Siz bu fikirle o mahbubu gönülden seviyorsunuz. Onun halkasına tam girip ve onun gözüyle ötelere, ötelerin de ötesine bakınca, aşk u muhabbetinizde daha derin lâhûti bir buuda ulaşıyorsunuz.

Allahı sevmek, her türlü alakanın ötesindedir. Bu sevgiyi vicdanında biraz olsun hisseden neler neler duyar. Cenab-ı Hakkı sevmenin başladığı andan itibaren her sevgi dolaylılık rengine bürünür. Ayrıca Allahı sevdiğiniz nispette mâsivâya karşı aşk u alakanız yavaş yavaş küsuf tutmaya yönelir. Siz artık her şeyi Ondan dolayı sevmeye başlarsınız. Mesela Hz. Aliyi, damad-ı Rasulullah, Onun Haydar-ı Kerrarı, Şah-ı Merdanı, muharebe meydanlarının kükreyen aslanı olduğu için seversiniz. Allahı sevme zirvesine ve şâhikasına yükseldiğiniz zaman Rasulü Ekremi Allahın elçisi olduğu için seversiniz. Onun karşısında yeri, konumu ve risaletini daha iyi görüp okudukça bu derinlikten ötürü sevgi bir hayranlığa dönüşür. Bu bir zevk ve hal meselesidir. Bunu tadan bilir; tatmayan bilmez. (Eski Erzurum müftüsünün ifadesiyle men lem tadmaz lem bilmez. O, Men lem yezuk lem yarif - Tatmayan bilmez sözünü yarı Arapça yarı Türkçe bu şekilde ifade ederdi.)

İnsanın Allahı sevmesi iyi bir şeydir. Hususiyle insan, vicdan sistemiyle Allahı tam bilebiliyorsa Onu delice sever. Çünkü sevginin biricik mahalli vicdandır. Vicdanın rükünlerinden biri olan zihin bildirir, latife-i Rabbaniye gösterir, irade Onun muradına yönlendirir, akıl, sevgi esbabı üzerinde muhakeme eder, yürek ona önemli derinlikler kazandırır.

Bir insan, bütün bütün mecazi aşkla meşbu ve aşk-ı hakikiden mahrumsa mutlak bir şeyler yapılarak onun yüzü hakiki aşka döndürülmelidir. Bu, fani mahbubların fena ve zevalini göstermek suretiyle, onların içlerinde Baki-i Hakiki ve beka arzusu uyararak.. iman ve marifet hususunda derinleştirerek.. sözü-sohbeti hep evirip çevirip Onunla irtibatlandırarak.. kalbin kiri-pası sayılan günahlardan, hatalardan uzak durarak Hakla alaka kurabilir; alakasını güçlendirerek her şeyden elini eteğini çekip Lâ uhibbul-âfilin - Ben, batıp gidenleri sevmem. (Enam, 6/76) Baki bir yâr isterim deyip Ona yönelebilir. Hz. İbrahim (aleyhissalatu vesselam) gibi yıldız, ay, güneş hepsini tulû, gurub ve mahiyetleriyle okur, bunların zeval bulup gitmelerini, bir doğup bir batmalarını ve batıp giden bu şeylerin kalbin alakasına değmediğini haykırır, herkese duyurur. Zaten bunlar, câmid ve cansız nesnelerdir; ne insanı duyar ne dinler ne de ihtiyaçlarına cevap verebilirler. Oysaki insan, öyle birine yönelmeli ki, her zaman Onu görsün, duysun, dinlesin ve isteklerine cevap versin. Hatırat-ı kalbimi bilsin, dualarıma icabet etsin.. dünyevi-uhrevi taleplerimi yerine getirsin.. yalnızlığımı giderip bana enis olsun.. ebed arzularıma cevab-ı savap verip gönlümü şad etsin.. benim gibi bütün dost, ahbab, yârân ve yakınlarımı da âbâd etsin.. Evet, bana işte böyle bir Mabud, Sevgili, Yâr-ı vefâdâr ve her halime nigehban bir Dost lazım. Öyleyse bana aşk u alaka kurmak gerekir.

Molla Cami, bu hususu anlatırken, Sadece biri sev, başkaları sevmeye değmez. Çünkü görünmüyorlar. Biri iste, başkaları istemeye değmez. Çünkü derde derman olamıyorlar. Biri söyle, başkalarını söylemek fuzulidir. Çünkü senin işine yaramaz. demek suretiyle hakiki aşkın Allaha karşı olan aşk olduğunu, insan Allahtan gayri neye gönlünü verirse versin, bunların içinde bir burkuntu ve üzüntü bırakıp gideceğini vurgular ki, bu, herkesin meşk edip tekrarlaması icap eden bir husustur.

Hülâsa-i kelam, fâni ve zâil şeyler, gelip gidişi ile kalbin alakasına değmediğini göstermekte ve hakiki mahbub arıyan gönle Allah sevilmelidir ihtarını yapmaktadır.


KAYNAK: M.FETHULLAH GÜLEN
 

TebessüM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,558
Aldığı Beğeniler
9
elbetteki gerçek aşk allaha ve resulune duyulan aşktır
ama Allaha olan aşkın yolu beşerriyyetten geçer herzaman kişi direk Allah aşkını yakalayamaz o yüzden aşık olmak sakıncalı bir durum degildir zannımca
allahın biz kulları aşkla imtahan ettigini düşünüyorum bakalım ne derece kontrolü elimizde tutabiliyoruz diye eger dozu kaçırıp kendimizi kaybettiysek hayatımızın tek gayesi yapmışsak o kişiyiyi vay halimize.....
Kişi insanları sever aşık olur ve düşünür eger ben rabbim bana bu kadar sevmeyi nasip etmişte demekki en çok sevilmeyi hakeden de O'dur.
Başka bir durum gelişirse hem bu dünyada hemde öbür tarafta kaybetmişiz demektir

Ama sonuç olarak insanız ve hislerimiz var aşık olmadım veya olamiyorum söylemleri nekadar geçerli bilemiyorum şimdi olmazsın belki ama bi bakmışsınki kendini bu durumun ortasında buluvermişsin de haberin olmamış :D
 

peri

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Ara 2005
Mesajlar
950
Aldığı Beğeniler
5
HER SEVGİNİN YERİ BAŞKADIR.
BİR KİMSEYE AŞIK OLMAK BENCE GÜNAH DEĞİLDİR.
AŞK,SEVGİ İNSANLARIN DUYGULARINI DAHA KUVVETLİ HİSSETTİKLERİ ANDIR.
BUNU DA YAŞAMALARI GEREKİR.
ASLINDA ÇOK GENİŞ KAPSAMLI BİR KONU BU.ARAŞTIRMAK LAZIM.AMA BANA GÖRE GÜNAH DEĞİL.KALBİN DERİNLİKLERİNDEN GELEN BİR DUYGU ÇÜNKÜ....
 

keremm

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
7 Eyl 2005
Mesajlar
1,242
Aldığı Beğeniler
9
Konum
AĞRI ( İSTANBUL - İstinye)
Takım
Galatasaray
Orjinal Yazarı ExELaNcE
Orjinal Yazarı silaucan
aşk nedir diye sorsam gülmez kimse dimi?
aşık olabilmek için önce aşkın tanımı yapılmalı :p

şimdi aşkın tarifini yazmaya kalksak keremin sorusu güme gider..en iyisi felsefeye kaçmadan aşık olmak günahmı değilmi?
ben günah olduğuna inanıyorum..

o yüzden aşık olamıyorum... ;)

hocam haklısınız,aşkın tarifini bir dahaki sorumuzda isteriz sizlerden. :D
 

Hasbi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Eyl 2005
Mesajlar
317
Aldığı Beğeniler
1
Aşık olmak günah mı sorusuna aşk'ı tarif etmeden cevap vermek mümkün değil...Ama özetle şunu söyliyebilirim ki...Aşk hangi şeye bağlıysa ona göre günah olur..

Bir misal ,

Bir kız veya erkek düşünün aşık olmuş birine aklından çıkaramıyor sürekli hep o aklında öyle ki yaratılış sebebini bile onun varlığıyla anlam bulduğunu düşünüyor ...


Dünya imtihan yeri ..Aşk Allah(c.c.)a götürmeli insanları dünyevi geçici olan şeylere bağlamamalı zira dünya ve içindekiler bir gün nihayete erip kaybolacak ...

Bir Misal de şöyle vereyim,

Bir kız veya erkek düşünün Birbirini Sırf O(c.c.)'nun rızası için seviyorlar..Allah(c.c.) ın sıfatlarından biri ezeli ve ebedi dir onun için zaman yoktur ..Sevgi Allah(c.c) için oldukdan sonra Allah(c.c.) aşkına birbirlerini sevdikden sonra bu sevgi kaynağından aldığı güçle biİznillah tükenmez çünkü Allah(c.c.) ebedidir..

Ebu Eyyub El Ensar aşkı olmalı ,Sahabei kiram aşkı onu taa oralardan buraya o yaşta kalkıp getiren Aşkı araştırmalı....Aşk bu şekilde olmalı biz bu aşka ne kadar talibiz...

Sözlerim önce kendi nefsime..

Aşk ölçüsüz oldukdan sonra Günahtır...
 

YaMusaB

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,716
Aldığı Beğeniler
5
Aşık olmak günah değildir, çünkü eğer kötü birşey olsa eminim Allah bizlere bu duyguyu vermezdi...
 

Hasbi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Eyl 2005
Mesajlar
317
Aldığı Beğeniler
1
İnsanlara Öfke Duygusu verilmiş.Niye..

Şefkat duygusu verilmiş niye...

Bunlar da duygu oldukları için kötüdür diyemeyiz duygulara..

yalnız verilen bu duygular amacına göre kullanılmıyorsa...

Bunlar insana ancak zarar verir..

Bir Hadisinde Peygamber efendimiz ..

Ravi : Enes
Hadis :
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri, beni, babasından, evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz." (Nesai`nin bir rivayetinde "... malından ve ailesinden daha sevgili..." denmektedir.)

HadisNo : 29

Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis :
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Nefsim yed`i kudretinde olan zata yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!"

HadisNo : 3335

Ravi : Enes
Hadis :
Dünya sevgisi her çeşit hatalı davranışların başıdır. Bir şeye olan sevgin seni kör ve sağır yapar. [Rezin ilavesidir. Beyhaki Şuabul-İman`da kaydetmiştir. Hadisin ikinci yarısı Ebu Davud`da tahric edilmiştir. (Edep 125, (5150).]

HadisNo : 1969

İslam Ölçü denge dinidir...Öyle ki dengeyi Allah(c.c.) bir çok yerde karşımızda ibret vesikası olarak çıkarıyor...en basit misal dünyanın güneşle olan mesafesi o kadar hızla dönmesine rağmen dünya güneşe ne yaklaşıyor ne de uzaklaşıyor İlahi kudretle kendine biçilen vazifeyi hakkıyla yerine getiriyor..İşte öyleki bir denge üzerinde her şey kainatta ..

Dengeyi sağlıyabilmemiz lazım..

Allah(c.c.) muvaffakiyet sağlasın..
 

HayalMavisi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
15 Eyl 2005
Mesajlar
61
Aldığı Beğeniler
0
Sadi Şirazininn aşkı çok güzel bir tarifi var:
"aşk, ateşten bir denizi mumdan kayıkla geçmeye benzer" der

gelelim benim nacizane görüşüme.
şartlanmışlıklarımızdanmıdır nedir nedense aşkı kendisine helal olmayan birine duyulan his olarak algılayıp ona göre yanıtlar yazarız. peki insan eşine aşık olamaz mı?

"olamaz" diyenleri duyar gibiyim :) genelde evlilikler aşk yada abartılmış sevgi ile başlayıp sonunda hüsran ile neticelendiğinden olsa gerek.

fakat ben bunun olumlu örneklerini de gördüm. anti parantez bunu da belirtmek isterim. (birbirine zamanla aşık olan çiftleri yani)

aşık olduğu şeyde yok olur insan, sürekli onu düşünür, onu hayal eder, onun hoşuna giden davranışlar yapmak ister, ne yana baksa onu görür. bu sebeple Allah aşkı aşkların en güzelidir. sonunda vuslat olan tek aşk allah aşkıdır. kula duyulan aşkta firak vardır. üzüntü vardır.

kusurlarla bezeli birine aşık olduğunuz zaman onun hep iyi yanlarını görürsünüz. gün gelir gözdeki perde yavaş yavaş kalktığında ızdırap duyarsınız, hayal kırıklığı yaşarsınız.

fakat insan evvela sever ise ardından o kişi helali olur ise ve aşkların en güzeline ermede el ele yürür ise birbirlerini de aşka yakın şekilde severler..

ve bana göre evlenecek çiftlerin birbirini sevme sebeplerinin başında da imani ve ahlaki yönden güzellikleri geliyor. ardından o güzel aşk geliyor.

sır burada gizli
 
Üst Alt