Hz. Ebû Bekir (ra), Peygamber Efendimiz'in (asm) mübarek huzurlarında bulunduğu bir sırada, bir kişi geldi ve Hz. Ebû Bekir'e (ra) dil uzattı, yakışıksız ve kötü sözler söylemeye başladı. Hz. Ebû Bekir (ra) hemen cevap vermedi, Peygamber Efendimizin (asm) mübarek huzurlarında cevap vermekten hayâ etti, Peygamber Efendimize (asm) baktı.
Yakışıksız sözlerine cevap verilmeyen adam meydanı boş bulmuş gibi Hz. Ebu Bekir (ra) hakkında atıp tutmaya, Peygamber Efendimizden de (asm) utanmadan Ebu Bekir'i (ra) incitmeye, tahrik etmeye devam ediyordu.
Peygamber Efendimiz (asm) ise adam söyledikçe tebessüm buyuruyorlar, adama hiçbir şey söylemiyorlardı.
Peygamber Efendimizin (asm) mübarek huzurlarında bu hayâsız sözlerden sıkılan ve zaten de bu sözlere kızmış bulunan Ebu Bekir (ra), artık haddini aştığını düşündüğü adama kızgınlıkla cevap vermeye başladı.
Adam söyledikçe, Ebû Bekir de (ra) söyledi.
Fakat Ebû Bekir (ra) cevap vermeye başlayınca Peygamber Efendimiz (asm) mübarek yerlerinden kalkıp ileri doğru yürüdüler ve oradan ayrıldılar.
Peygamber Efendimizin (asm), yanından ayrıldığını gören Ebû Bekir (ra), söylenmeyi bırakıp Peygamber Efendimizin (asm) peşinden koştu ve ona yetişti. Ona yalvarırcasına: "Sizi incittim ya Resûlallah! Ne olur bağışlayınız!" dedi.
Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki:
"Ya Sıddîk! O adam sana dil uzatmaya başlayınca Allah bir melek gönderdi. Melek o kimseye istediği cevabı verip onu oradan uzaklaştıracaktı. Fakat sen sabretmedin ve kızdın. Kızgınlıkla söylemeye başladın. Bu defa melek gitti, yerine şeytan geldi. Ben onun için o meclisten ayrıldım."
Rivayet olunur ki, Hz. Ebû Bekir (ra) o günden sonra vakitli vakitsiz konuşmamak için ağzına taş koyardı. Konuşacağı zaman düşünüp tartmadan konuşmazdı.
Menakıb-i Çihar Yar-i Güzin
Yakışıksız sözlerine cevap verilmeyen adam meydanı boş bulmuş gibi Hz. Ebu Bekir (ra) hakkında atıp tutmaya, Peygamber Efendimizden de (asm) utanmadan Ebu Bekir'i (ra) incitmeye, tahrik etmeye devam ediyordu.
Peygamber Efendimiz (asm) ise adam söyledikçe tebessüm buyuruyorlar, adama hiçbir şey söylemiyorlardı.
Peygamber Efendimizin (asm) mübarek huzurlarında bu hayâsız sözlerden sıkılan ve zaten de bu sözlere kızmış bulunan Ebu Bekir (ra), artık haddini aştığını düşündüğü adama kızgınlıkla cevap vermeye başladı.
Adam söyledikçe, Ebû Bekir de (ra) söyledi.
Fakat Ebû Bekir (ra) cevap vermeye başlayınca Peygamber Efendimiz (asm) mübarek yerlerinden kalkıp ileri doğru yürüdüler ve oradan ayrıldılar.
Peygamber Efendimizin (asm), yanından ayrıldığını gören Ebû Bekir (ra), söylenmeyi bırakıp Peygamber Efendimizin (asm) peşinden koştu ve ona yetişti. Ona yalvarırcasına: "Sizi incittim ya Resûlallah! Ne olur bağışlayınız!" dedi.
Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki:
"Ya Sıddîk! O adam sana dil uzatmaya başlayınca Allah bir melek gönderdi. Melek o kimseye istediği cevabı verip onu oradan uzaklaştıracaktı. Fakat sen sabretmedin ve kızdın. Kızgınlıkla söylemeye başladın. Bu defa melek gitti, yerine şeytan geldi. Ben onun için o meclisten ayrıldım."
Rivayet olunur ki, Hz. Ebû Bekir (ra) o günden sonra vakitli vakitsiz konuşmamak için ağzına taş koyardı. Konuşacağı zaman düşünüp tartmadan konuşmazdı.
Menakıb-i Çihar Yar-i Güzin