Hazret-i Ebû Bekir seferde iken, bir gece bir rüya gördü. Rüyasında gökten ay inip, kucağına girdi. Ebû Bekir, iki eliyle onu kucakladı ve sinesine bastırınca uyandı. O sırada oralarda Yemliha adında meşhur bir rahip vardı. Ebu Bekir Ona giderek rüyasını anlattı.
Yemliha rüyayı dikkatlice dinledikten sonra:
"Ey Arabistanlı! Bu rüyada büyük müjdeler var. Tabirini istersen ücretini ver." dedi.
Ebû Bekir (ra) on iki dinar çıkarıp verdi.
Yemliha dedi ki:
"Gökten sana inen ay, Ahir zaman Peygamberidir. Yakınlarda zuhur edecektir. Sen Onun hayatında iken veziri olursun. Sonra halifesi olursun. Ey Arabistanlı! Eğer ben sağ iken, Ona yetişir isen, bana haber ver. Onu varıp bulayım, ayağına yüzümü süreyim. Eğer ben dünyadan gitmiş isem, selâmımı ona ulaştırırsın. Ben Ona inandım ve iman ettim. Ahirette şefaatinden beni mahrum eylemesin."
Ebû Bekir (ra):
"Bana bir mektup ver." dedi.
Yemliha şu mektubu yazdı:
"Esselâmü aleyke yâ Muhammed bin Abdüllah el Mekkî el Medenî el tehamî, salevâtullahi teâlâ aleyke ve selleme. Hakikaten sen âhır zaman peygamberisin! Ve Rabbilâlemînin Resulüsün. Bu mektubu Ebû Bekir bin Ebû Kuhâfe ile sana gönderdim. Ben sana iman getirdim ve sana ümmet oldum. Ebû Bekir bana gelip, rüyasını tabir ettirdi. O rüya gösterir ki, Ebû Bekir senin vezirin olur, sonra halifen olur. Eğer ben sağ olup, hazretine yetişirsem, gelip önünde gaza ve cihâd ederim. Eğer yetişmezsem, âhirette beni şefaatinden unutmayasın."
Aradan on iki sene geçti. Bir gün Ebu Bekir evinin damında serir üzerine uzanmış yatarken kulağına bir ses geldi. Fırlayıp kalktı ve Mekke sokaklarında Peygamber Efendimiz'i (asm) gördü. Peygamber Efendimiz (asm) ona:
"İslâm'a gelmez misin ya Eba Bekir?" buyurdu. Ebu Bekir:
"Ya Muhammed! Eğer Peygamber isen bir mucize göster." Dedi.
Sevgili Peygamberimiz (asm):
"Sen on iki sene önce bir rüya gördün. Rüyanı Yemliha'ya tabir ettirdin ve Yemliha'dan bir mektup aldın. Bu mucize sana yetmez mi?" buyurunca, Ebu Bekir parmak kaldırarak:
"Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah. İnandım ki sen, Yemliha'nın haber verdiği peygambersin." Dedi ve İslâm'a girdi.
Menakıb-i Çihar Yar-i Güzin
Yemliha rüyayı dikkatlice dinledikten sonra:
"Ey Arabistanlı! Bu rüyada büyük müjdeler var. Tabirini istersen ücretini ver." dedi.
Ebû Bekir (ra) on iki dinar çıkarıp verdi.
Yemliha dedi ki:
"Gökten sana inen ay, Ahir zaman Peygamberidir. Yakınlarda zuhur edecektir. Sen Onun hayatında iken veziri olursun. Sonra halifesi olursun. Ey Arabistanlı! Eğer ben sağ iken, Ona yetişir isen, bana haber ver. Onu varıp bulayım, ayağına yüzümü süreyim. Eğer ben dünyadan gitmiş isem, selâmımı ona ulaştırırsın. Ben Ona inandım ve iman ettim. Ahirette şefaatinden beni mahrum eylemesin."
Ebû Bekir (ra):
"Bana bir mektup ver." dedi.
Yemliha şu mektubu yazdı:
"Esselâmü aleyke yâ Muhammed bin Abdüllah el Mekkî el Medenî el tehamî, salevâtullahi teâlâ aleyke ve selleme. Hakikaten sen âhır zaman peygamberisin! Ve Rabbilâlemînin Resulüsün. Bu mektubu Ebû Bekir bin Ebû Kuhâfe ile sana gönderdim. Ben sana iman getirdim ve sana ümmet oldum. Ebû Bekir bana gelip, rüyasını tabir ettirdi. O rüya gösterir ki, Ebû Bekir senin vezirin olur, sonra halifen olur. Eğer ben sağ olup, hazretine yetişirsem, gelip önünde gaza ve cihâd ederim. Eğer yetişmezsem, âhirette beni şefaatinden unutmayasın."
Aradan on iki sene geçti. Bir gün Ebu Bekir evinin damında serir üzerine uzanmış yatarken kulağına bir ses geldi. Fırlayıp kalktı ve Mekke sokaklarında Peygamber Efendimiz'i (asm) gördü. Peygamber Efendimiz (asm) ona:
"İslâm'a gelmez misin ya Eba Bekir?" buyurdu. Ebu Bekir:
"Ya Muhammed! Eğer Peygamber isen bir mucize göster." Dedi.
Sevgili Peygamberimiz (asm):
"Sen on iki sene önce bir rüya gördün. Rüyanı Yemliha'ya tabir ettirdin ve Yemliha'dan bir mektup aldın. Bu mucize sana yetmez mi?" buyurunca, Ebu Bekir parmak kaldırarak:
"Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah. İnandım ki sen, Yemliha'nın haber verdiği peygambersin." Dedi ve İslâm'a girdi.
Menakıb-i Çihar Yar-i Güzin