Hazret-i Âişe (r.a.) anlatmıştır:
Bir gün yanıma Ensar'dan bir kadın gelmişti. Peygamber Efendimiz'in (a.s.m.) yatağının katlanmış bir abadan ibaret olduğunu gördü. Kadın evine dönünce evinden içi yün olan bir yatak gönderdi.
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) mescitten dönünce yatağı gördü ve şöyle buyurdu:
"Yâ Âişe! Bu nedir?"
"Yâ Resulallah! Ensardan falânca kadın yanıma geldi. Senin yatağını görünce dönüp evinden bu yatağı gönderdi," dedim.
Peygamber Efendimiz (a.s.m.), "Kadının yatağını geri gönder!" buyurdu.
Fakat yatak hoşuma gitmişti. Geri göndermedim. Nihayet bana üç defa daha söyledi ve şöyle buyurdu:
"Ey Âişe! Sana "Gönder!" diyorum. Allah'a yemin ederim ki, eğer istesem, Allah benimle beraber altın ve gümüş dağlarını yürütür!"
(Hayatü's-Sahâbe, 3/366.)
Bir gün yanıma Ensar'dan bir kadın gelmişti. Peygamber Efendimiz'in (a.s.m.) yatağının katlanmış bir abadan ibaret olduğunu gördü. Kadın evine dönünce evinden içi yün olan bir yatak gönderdi.
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) mescitten dönünce yatağı gördü ve şöyle buyurdu:
"Yâ Âişe! Bu nedir?"
"Yâ Resulallah! Ensardan falânca kadın yanıma geldi. Senin yatağını görünce dönüp evinden bu yatağı gönderdi," dedim.
Peygamber Efendimiz (a.s.m.), "Kadının yatağını geri gönder!" buyurdu.
Fakat yatak hoşuma gitmişti. Geri göndermedim. Nihayet bana üç defa daha söyledi ve şöyle buyurdu:
"Ey Âişe! Sana "Gönder!" diyorum. Allah'a yemin ederim ki, eğer istesem, Allah benimle beraber altın ve gümüş dağlarını yürütür!"
(Hayatü's-Sahâbe, 3/366.)