Hz. Talha (ra) diyor ki: Ben Busrâ panayırına katıldım. Bir rahibin, manastırın kapısına çıkıp: "Bu panayıra gelenlerden sorunuz. Acaba Mekkeden gelen kimse var mı?" dediğini duydum. Bunun üzerine:
"Evet, ben varım" dedim. Rahip:
"Gel delikanlı!" dedi ve devam etti: "Ahmed geldi mi?" Ben:
"Ahmed de kimdir?" dedim. Rahip:
"Abdullah'ın oğlu, Abdulmuttalib'in torunudur. Peygamberlerin sonuncusudur ve çıkacağı ay bu aydır. Harem'de (Mekke'de) doğacak, hurmalıklı, siyah taşlı ve çorak arazili bir memlekete hicret edecektir. Sen ona hâlâ tabi olmamış gözüküyorsun. Sakın önüne kimse geçmesin. Durma git, ona tâbi ol" dedi.
Rahibin bu sözleri kalbimde yer etti. Sür'atle çıkarak Mekkeye vardım ve bir haberin olup olmadığını sordum. Bana:
"Evet, haber vardır. Abdullah'ın oğlu Muhammedü'l-Emin peygamber olduğunu söylüyor! Ve Ebu Kuhafe'nin oğlu Ebu Bekir de ona tâbi olmuştur" dediler.
Oradan ayrılarak Ebubekîr'in yanına gittim. Ona:
"Sen bu adama tâbi oldun mu?" dedim. Ebubekîr:
"Evet, oldum" dedikten sonra, bana:
"Onun yanına git ve ona tâbi ol. Çünkü o, hakka dâvet ediyor" dedi.
Ebu Bekir'in bu sözlerinden sonra ben, rahibin sözlerini ona naklettim. Ebu Bekir'le beraber çıkarak Hazret-i Peygamber'in (asm) huzuruna gittik ve ben Müslüman oldum. Ve Resûlullah'a rahibin sözlerini aktardım. Hz. Peygamber gülümsedi.
Ebu Bekir ve ben Müslüman olunca, Kureyş Aslanı denilen İbn-i Adeviyye bizi yakalayarak ikimizi bir ipe bağladı ve bize işkence etti.
Hakim, Müstedrek, 3/369
"Evet, ben varım" dedim. Rahip:
"Gel delikanlı!" dedi ve devam etti: "Ahmed geldi mi?" Ben:
"Ahmed de kimdir?" dedim. Rahip:
"Abdullah'ın oğlu, Abdulmuttalib'in torunudur. Peygamberlerin sonuncusudur ve çıkacağı ay bu aydır. Harem'de (Mekke'de) doğacak, hurmalıklı, siyah taşlı ve çorak arazili bir memlekete hicret edecektir. Sen ona hâlâ tabi olmamış gözüküyorsun. Sakın önüne kimse geçmesin. Durma git, ona tâbi ol" dedi.
Rahibin bu sözleri kalbimde yer etti. Sür'atle çıkarak Mekkeye vardım ve bir haberin olup olmadığını sordum. Bana:
"Evet, haber vardır. Abdullah'ın oğlu Muhammedü'l-Emin peygamber olduğunu söylüyor! Ve Ebu Kuhafe'nin oğlu Ebu Bekir de ona tâbi olmuştur" dediler.
Oradan ayrılarak Ebubekîr'in yanına gittim. Ona:
"Sen bu adama tâbi oldun mu?" dedim. Ebubekîr:
"Evet, oldum" dedikten sonra, bana:
"Onun yanına git ve ona tâbi ol. Çünkü o, hakka dâvet ediyor" dedi.
Ebu Bekir'in bu sözlerinden sonra ben, rahibin sözlerini ona naklettim. Ebu Bekir'le beraber çıkarak Hazret-i Peygamber'in (asm) huzuruna gittik ve ben Müslüman oldum. Ve Resûlullah'a rahibin sözlerini aktardım. Hz. Peygamber gülümsedi.
Ebu Bekir ve ben Müslüman olunca, Kureyş Aslanı denilen İbn-i Adeviyye bizi yakalayarak ikimizi bir ipe bağladı ve bize işkence etti.
Hakim, Müstedrek, 3/369