Bir Ramazan medeniyeti senfonisi
Ramazan'ı müziksel bir dille açıklamak, onu müzige indirgemek olarak anlaşılmamalı. Ramazan'ı en iyi müziksel bir dille ifade edebilecegimizi düşündügüm için onu eşsiz bir anlam, aşk ve coşku senfonisi olarak tarif ve tasvir ediyorum. Anlam, epistemolojik olana ve alana; aşk ontolojik olana ve alana; coşku ise fenomenolojik olana ve alana tekabül ediyor; böylelikle Ramazan'ın hayatımızın koordinatlarına nasıl bir müdahalede bulunmuş oldugunu görüyoruz.
Düşündük mü hiç: Ramazanları sadece insanlar mı neşeyle, coşkuyla karşılar, solur ve yaşar? Bence hayır. İslâm'ın hediyesi olan rahmet, bereket, magfiret ve kardeşlik iklimi ramazanları sadece insanlar degil, bütün varlıklar aynı coşku, şölen ve törenle karşılar, aynı heyecanla solur, kutlar ve yaşarlar.
Ramazan, tüm insanların, hayvanların, bitkilerin yani kâinattaki bütün varlıkların hem kendileriyle, hem de birbirleriyle "kendilerince konuştukları", dile geldikleri, herkesin, her varlıgın aynı "kozmik dans"a, müzige kendi diliyle, kendi şarkısıyla katıldıgı bir senfoni'dir; büyük bir aşk ve bütünleşme senfonisi: Bütün varlıkların birbirlerinin varlıklarını, kokularını, renklerini hissettikleri, Ramazan'a kadar farkedemedikleri gerçekliklerini farkettikleri; bütün varlıkların kendi dilleriyle Yaratıcı'ya yöneldikleri kudsî bir aşk, hürriyet ve coşku senfonisi.
İnsan ancak Allah'a baglandıgı zaman hür oldugunu, varolabildigini, diger insanları, varlıkları hatırlayabildigini, onlarla "aynı dil"i konuşabildigini, sorunlarını paylaşabildigini, sorunlarına sahip çıkıldıgını, Allah'ın rahmet, magfiret ve sevgisine mazhar olabildigini fiilen ve de en çok bu ilâhî senfoninin görkemli bir şekilde "sahnelendigi" Ramazan'da anlayabiliyor.
Ramazan, hem insanların, hem de bütün varlıkların bir anda harekete geçtikleri; neşe, coşku, aşk ve heyecanla doldukları, donandıkları; Yaratıcı'yla bütünleştikleri, sadece O'na boyun egerek özgürleştikleri büyük bir senfoni armagan ediyor bize.
Oruçlu insanın ontolojik olarak sadece KENDİ hayatı, kendi hayatının akışı degil; aynı zamanda diger insanlarla, dogayla, nesnelerle kurdugu ilişkisi, iletişimi ve etkileşimi de -ilk oruçla birlikte- çok açık, net, görünür, hissedilir biçimde degişiyor.
İlk oruçla birlikte Ramazan, hayatın koordinatlarına müdahale ediyor ve kendi kurallarına göre yeniden belirliyor hayatımızın koordinatlarını. Dünyayla, insanlarla kurdugumuz ilişki biçimi bir anda degişiyor: Mekânı ve zamanı farklı şekillerde algılamaya başlıyoruz: Topraktan bir kutsallık fışkırıyor sanki: Toprakla, dogayla, havayla ve zengin-fakir tüm müminlerle bütünleştigimizi hissediyoruz. Oruçlu halimizle topragı, dogayı, havayı başka türlü soluyarak ve koklayarak varlı ını fark ediyor ve meleksileşerek aşkın bir düzleme geçiyoruz.
İftar ânı yaklaştıkça toprak, su, doga, hava ve insanlarla kurdugumuz bu yeni ilişki biçimi gökkuşagının tüm renklerini, kokularını yaşatıyor bize: Mutfaktan gelen yemek kokuları, televizyonlardan gelen Kur'an tilâvetleri, içten sohbetler ve fırından getirilen Ramazan pidesinin mis gibi yaydıgı rengarenk kokular, dogayla, havayla ve insanlarla kurdugumuz ilişkileri degiştiriyor: Ve böylelikle havayı, topragı, dogayı yani gerçekligi fiilen yaşıyor, kokluyor ve duyumsuyoruz.
Oruç, insanın egosunu, arzularını, iştihalarını, dürtülerini başkalarının zor kullanmasıyla de il sadece kendisine kontrol ettiren ve böylelikle insanı özgürleştiren, insanî özelliklerini, imkânlarını ve zaaflarını keşfettiren; oruçlu oldugu her ân kendisiyle, arzularıyla hesaplaşmasını saglayan ve sonunda insanı her bakımdan arındıran, olgunlaştıran; dünyaya, insanlara ve tüm varlıklara bambaşka bir gözle bakmasını mümkün kılan eşsiz bir anlam, aşk, coşku ve kardeşlik mevsimi.
İşte asıl senfoni bu. Ramazan medeniyeti senfonisi.
İnsan gerçekten de kardeşligin, sevginin, dayanışmanın, barışın, kalbin, aşkın, coşkunun, ruhun, fethin, ilhamın, ihsanın, hülasa İslam'ın kadrini, kıymetini ve anlamını ancak bilek mevsimi'nin yerine yürek mevsimi'ni hayata geçiren Ramazan'da anlıyor ve Ramazan'da fiilen yaşıyor.
Evet Ramazan eşsiz bir anlam, aşk, coşku ve kardeşlik senfonisinin hem vasatı, hem de vasıtasını sunan sadece İslâm'a özgü, İslâm'ın ürünü bir medeniyet.
Bu senfoniyi, bu senfoninin ruh kattıgı Ramazan medeniyetini tüm içtenlikle yaşayanlara, soluyanlara, dinleyenlere selam olsun. Ve bu senfoninin tüm müminlerin kalpten kalbe birbirlerine baglanmasını saglayan o ulvî iletişim agıyla yaydıgı anlam, aşk, coşku, kardeşlik, dayanışma, barış ve esenlik rüzgârları tüm insanlıgı kuşatsın, sarsın, sarmalasın ve sarssın! Vesselam.
Not: Geçen yıl yayımlanan bu yazıyı, bu yıl da Ramazan'ın başlaması münasebetiyle çok küçük degişiklerle yeniden yayımlıyorum. Bütün Müslümanların Ramazan-ı Şeriflerini en kalbî duygularımla tebrik ederim.