Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
1939 yılında, 27 Aralık gecesi saat 02:00 de Erzincan’ı harabeye çeviren ve hafızalardan silinmeyecek kadar büyük bir deprem olmuştu.

Binlerce yaralı ve -30C derece soğukta yardım ekipleri ve vatandaşların desteğe ihtiyacı vardı. Dönemin savcısı Yusuf İzzet Akçal
tarihi bir karara imza attı.
Mahkumlarla depremzedelere yardım etmeleri için anlaşarak, 1 günlüğüne serbest bırakılmalarına dair kararı imzaladı.

“Bu halkın size, sizin yardımınıza ihtiyacı var.”

“Enkaz kaldırma çalışmalarına hep birlikte yardım etmemiz gerekiyor.”

“Sizi, yetkimi kullanarak salıvereceğim” der.

Onlardan söz almak ister:

“Akşama kadar işinizi tamamlayıp koğuşlarınıza döneceksiniz.”

“Söz mü?”

“Namus sözü mü?”

Mahkûmlar hep bir ağızdan “namus sözü!” derler.

Büyük risk almıştır. Ancak günün sonunda tüm mahkumlar enkazı temizleyip geri dönmüş, bir tanesi bile firar etmemiştir..!
Onları geri getiren şey savcıya verdikleri söz ve depremzedelere duydukları özgürlük kadar kutsal görevin sorumluluğudur. 1940’da çıkartılan özel bir af ile depremzedelere yardım edem bu mahkûmlar salıverilir.

Not: İşte bir zamanlar çeşitli suçlardan yatan mahkumlar bile onurlu ve vatanseverlerdi, şimdiki bazı densizler gibi depremzeder için gelen yardımları alıp satmaya çalışmıyorlar veya arama kurtarma çalışanlarının ihtiyaçları için kurulan çadırdan hırsızlık yapmaya çalışmıyorlardı...

M, Güngör
 
Üst Alt