- Üyelik Tarihi
- 30 Ara 2007
- Mesajlar
- 8,908
- Aldığı Beğeniler
- 128
- Takım
- Fenerbahçe
Biraz da Gurbet Düştü! ..
Hüzün kaderiniz oldu Efendim! Istırap kaderiniz oldu Her yolcu gibi ağlayarak kadem bastığınız şu fâni dünyada hep ağlamak, kaderiniz oldu Hiç gülmediniz, gülen olmadınız hiç Gülmek size uzak oldu Size yakın, ağlamak oldu Gözyaşları çağlamak oldu
Hiç küçük olmadınız, çocuk olmadınız hiç Bahtınıza büyük olmak, büyük kalmak düştü El açmadınız, minnet etmediniz hayata Size; el açanlara bakmak, darda kalanların yardımına koşmak düştü Lûgatınızda durmak yoktu Size koşmak, üveyik olup uçmak düştü
Dünyaya tebessüm etmediniz hiç Size hiç gülmedi dünya Saraylar, yalılar, katlar, yatlar görmediniz Hep gurur soluklayanlar sığmazlarken âleme, kaderin taksiminde size küçük bir dünya düştü Onda da cami pencereleri, tahta kulübecikler düştü Bir de tenezzül buyurmanız için gönül ehlinin sineleri düştü Çığırtkanlar davullarla cihanı verirken velveleye, size bir kırık mızrap düştü Tahakkümler, tahkirler, tezyifler, sürgünler gördünüz Bahtınıza gün yüzü görmemek düştü
Gönüllerin birliğini, kardeşliği, hoş görmeyi, millet ve insanlık sevgisini belki de hiç telaffuz etmemeliydiniz! Devleti, milleti, insanlığı yüceltmeyi hiç ağzınıza almamalıydınız belki de! Kaderinize insafsızlardan, vicdansızlardan düşmanlık düştü Her davranışında mürâîlik soluklayanlardan entrikalar düştü Anlaşılmamak sizin de kaderinizde varmış her ulu gibi Dostlara da vefasızlık düştü Ne var ki biraz da pişmanlık düştü Şair kim için söylemişti bilemeyeceğim ama, müsaadenizle ben sizin için söyleyeceğim; 'size bir muazzam nehir gibi cûş etmek, fakat çorak yerde akıp gitmek düştü'
Alnınıza toprak olmak yazılmıştı Toprak kadar sağlam, onun kadar mütevazı ve vefalı olmak Sonra nice güllere, nice sümbüllere dayelik yapmak Bahçıvan olmak, güller yetiştirmek, gözyaşlarıyla güller sulamak, gülleri çalılardan korumak Size gül olmak, gül olup âleme gül kokusu yaymak, her bahçeyi gülzar yapmak düştü
Yorulan, kırılan, darılan olmadınız hiç Eskimek, pörsümek, yaşlanmak semtinize uğramadı Size küheylan olmak düştü Ummanlar gibi bir sîneniz oldu hep Hiç kapanmadı gönül pencereleriniz Size affetmek düştü, hoş görmek düştü Hiç eskimediniz Size terütaze ve hep genç kalmak düştü
Şimdilerde bahtınıza biraz da gurbet düştü Varsın olsun Göz yaşlarınızla büyüttüğünüz güllerinizin etrafı âleme güzel kokularını neşretmelerinden duyduğunuz saadeti, hangi söz anlatabilir ve hangi kalem yazabilir? İmanınızla ümidinizle duyduğunuz huzuru, her gün bir başka buudunda pervaz ettiğiniz o rengarenk ve efsun dünyanızı hangi ressam çizebilir? Varsın anlamayanlar, anlamasınlar! Size kaderi 'kef'le yazılmışların en mesudu ve en bahtiyarı olmak düştü*
Sözün özü, hep yokluklarla, düşmanlıklarla, belki en acısı da hep vefasızlıklarla karşılaştınız Olsun! Size sevmek ve sevilmek düştü Size vefa, tevazu ve mahviyet; size gözyaşı ve ıstırap; size sevgi, aşk ve affetmek düştü Size Sultan'dan gelen hediyelerin en güzeli düştü Ağlamasını dindirdiğiniz yavruların dudaklarından semalara yükselen dua cümleleri ve göğe doğru açılmış minnacık ellerinin arasından seccadelerine dökülen gözyaşları düştü İlâhî taksimde size ne güzel şeyler düştü! Nadanlar gayzlarından çatlarken zamanın her anında, size iç huzuru, saadet ve ebedî sürur düştü Çöllerde seraplar görmeye devam etsinler onlar, size yeşeren düşünceler düştü Gulyabanîler dikenler beslerken, sînelerinde ve intikam pazarlarında satışa arz ederlerken ucuz bir fiyata, size gül olmak, gül dermek, gül almak, gül satmak düştü
'Size taleb ü devlet ü câh etmek değil, bir Yâr için âh etmek düştü'
Ne acı! Şu vadide birkaç kırık dökük kelâm etmek de bir vefasıza düştü 'Yâre çok sûzişler eylemek istedi gönül, ne var ki hengâmı fırsatta zebana lâl olmak düştü'
Mustafa YILMAZ
Hüzün kaderiniz oldu Efendim! Istırap kaderiniz oldu Her yolcu gibi ağlayarak kadem bastığınız şu fâni dünyada hep ağlamak, kaderiniz oldu Hiç gülmediniz, gülen olmadınız hiç Gülmek size uzak oldu Size yakın, ağlamak oldu Gözyaşları çağlamak oldu
Hiç küçük olmadınız, çocuk olmadınız hiç Bahtınıza büyük olmak, büyük kalmak düştü El açmadınız, minnet etmediniz hayata Size; el açanlara bakmak, darda kalanların yardımına koşmak düştü Lûgatınızda durmak yoktu Size koşmak, üveyik olup uçmak düştü
Dünyaya tebessüm etmediniz hiç Size hiç gülmedi dünya Saraylar, yalılar, katlar, yatlar görmediniz Hep gurur soluklayanlar sığmazlarken âleme, kaderin taksiminde size küçük bir dünya düştü Onda da cami pencereleri, tahta kulübecikler düştü Bir de tenezzül buyurmanız için gönül ehlinin sineleri düştü Çığırtkanlar davullarla cihanı verirken velveleye, size bir kırık mızrap düştü Tahakkümler, tahkirler, tezyifler, sürgünler gördünüz Bahtınıza gün yüzü görmemek düştü
Gönüllerin birliğini, kardeşliği, hoş görmeyi, millet ve insanlık sevgisini belki de hiç telaffuz etmemeliydiniz! Devleti, milleti, insanlığı yüceltmeyi hiç ağzınıza almamalıydınız belki de! Kaderinize insafsızlardan, vicdansızlardan düşmanlık düştü Her davranışında mürâîlik soluklayanlardan entrikalar düştü Anlaşılmamak sizin de kaderinizde varmış her ulu gibi Dostlara da vefasızlık düştü Ne var ki biraz da pişmanlık düştü Şair kim için söylemişti bilemeyeceğim ama, müsaadenizle ben sizin için söyleyeceğim; 'size bir muazzam nehir gibi cûş etmek, fakat çorak yerde akıp gitmek düştü'
Alnınıza toprak olmak yazılmıştı Toprak kadar sağlam, onun kadar mütevazı ve vefalı olmak Sonra nice güllere, nice sümbüllere dayelik yapmak Bahçıvan olmak, güller yetiştirmek, gözyaşlarıyla güller sulamak, gülleri çalılardan korumak Size gül olmak, gül olup âleme gül kokusu yaymak, her bahçeyi gülzar yapmak düştü
Yorulan, kırılan, darılan olmadınız hiç Eskimek, pörsümek, yaşlanmak semtinize uğramadı Size küheylan olmak düştü Ummanlar gibi bir sîneniz oldu hep Hiç kapanmadı gönül pencereleriniz Size affetmek düştü, hoş görmek düştü Hiç eskimediniz Size terütaze ve hep genç kalmak düştü
Şimdilerde bahtınıza biraz da gurbet düştü Varsın olsun Göz yaşlarınızla büyüttüğünüz güllerinizin etrafı âleme güzel kokularını neşretmelerinden duyduğunuz saadeti, hangi söz anlatabilir ve hangi kalem yazabilir? İmanınızla ümidinizle duyduğunuz huzuru, her gün bir başka buudunda pervaz ettiğiniz o rengarenk ve efsun dünyanızı hangi ressam çizebilir? Varsın anlamayanlar, anlamasınlar! Size kaderi 'kef'le yazılmışların en mesudu ve en bahtiyarı olmak düştü*
Sözün özü, hep yokluklarla, düşmanlıklarla, belki en acısı da hep vefasızlıklarla karşılaştınız Olsun! Size sevmek ve sevilmek düştü Size vefa, tevazu ve mahviyet; size gözyaşı ve ıstırap; size sevgi, aşk ve affetmek düştü Size Sultan'dan gelen hediyelerin en güzeli düştü Ağlamasını dindirdiğiniz yavruların dudaklarından semalara yükselen dua cümleleri ve göğe doğru açılmış minnacık ellerinin arasından seccadelerine dökülen gözyaşları düştü İlâhî taksimde size ne güzel şeyler düştü! Nadanlar gayzlarından çatlarken zamanın her anında, size iç huzuru, saadet ve ebedî sürur düştü Çöllerde seraplar görmeye devam etsinler onlar, size yeşeren düşünceler düştü Gulyabanîler dikenler beslerken, sînelerinde ve intikam pazarlarında satışa arz ederlerken ucuz bir fiyata, size gül olmak, gül dermek, gül almak, gül satmak düştü
'Size taleb ü devlet ü câh etmek değil, bir Yâr için âh etmek düştü'
Ne acı! Şu vadide birkaç kırık dökük kelâm etmek de bir vefasıza düştü 'Yâre çok sûzişler eylemek istedi gönül, ne var ki hengâmı fırsatta zebana lâl olmak düştü'
Mustafa YILMAZ