Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
ARILAR NEDEN ALTIGEN PETEK YAPAR ? Bilindiği gibi balarıları ihtiyaçlarından kat kat fazla bal üretirler ve bunları peteklerde saklarlar Peteğin altıgen oluşu da herkes tarafından bilinen bir özelliktir Peki arıların neden sekizgen, veya beşgen gibi geometrik şekillerde petekler değil de özellikle altıgen petekler inşa ettiğini hiç düşündünüz mü?
Bu sorunun cevabını araştıran matematikçiler ilginç bir sonuca vardılar: “Bir alanın maksimum kullanımı için en uygun geometrik şekil altıgendir” Altıgen hücre, en çok miktarda bal depolarken, inşası için en az balmumu gerektiren şekildir Yani arı, olabilecek en uygun şekli kullanmaktadır
Peteğin inşasında kullanılan yöntem ise çok şaşırtıcıdır: Arılar petek inşaatına iki-üç ayrı yerden başlarlar ve aynı anda iki-üç dizi şeklinde peteği örerler Yani çok sayıda arı, değişik yerlerden başlayarak, aynı ölçülerde altıgenler yapıp, bunları birbirine ekleyerek peteği örer ve en sonunda ortada buluşurlar Altıgenlerin birleşme yerleri o kadar ustaca yapılmıştır ki görünürde sonradan eklendiklerine dair hiçbir iz yoktur
Yeryüzüne dağılmış yaklaşık beş bin türü bulunan karınca, yerin metrelerce aşağısına iner ve pek çok dehlizden oluşan yuvalar yapar. Yiyecekleri depolamak için dehlizlerde özel bölmeler açarlar. İşçi karıncalar, dişilerin yumurtlayacağı güvenli dehlizler açmakla yükümlüdür. İnanılmaz hislere sahip olan bu hayvanlar, yuvalarını kesinlikle kaygan zeminlere yapmazlar. Karınca bulunmayan arazilerin güvenli olmadığı tezi, bilim adamlarının da kabul ettiği bir gerçektir.
Canlıların işitme organları kulaklarıdır. Her canlının kulak yapısı da değişiktir. Bazı canlılarda sadece hassas bir zar şeklinde deriden ibarettir. Ama karıncalara gelince tamamen değişik bir sistem vardır. Yani karıncaların işitme organları ayaklarının içindedir ve son derece hassastır. Sanki yer çekimini fark edecek duyarlılıkta.
Bir akşam üzeri Peygamber aleyhissalatu vesselam:
“ Ya Ebu Zer biliyor musun güneş nereye gidiyor?” Dediğinde, Ebu Zer (ra):
“Allah ve Resulü daha iyi bilir” diyecek, bunun üzerine Resulallah efendimiz kendi sorusunu şöyle cevaplayacak:
“Arşın altında Rabbini secde etmeye!”
~ Bir akşamüstü güneşi bu nazarla seyrederken hepimize;
“her sabah başını secdeden kaldırıp Rabbinin huzurunda kıyama duran;
ikindi vakti rükuya eğilen, akşam vakti tekrar secdeye kapanan bir güneş” tasavvuru sunarak kainatı seyrin adabını öğretmektedir Peygamber efendimiz (s.a.v.)…
“Bir sivrisinek gözü boyunda maydanoz tohumu, toprağın zifiri karanlığına atılıyor, bir yanında çelik kadar sert bir taş parçası bir yanında nane tohumu bir yanında da semiz otu, ötede adını sanını bilmediğimiz bir sürü tohum daha. Beri yanda solucanlar, kırk ayaklı böcekler beş adım ötedeki çınarın korkunç kökleri yetmiyormuş gibi karıncalar, kurtlar, kuşlar, kaplumbağalar, hoyrat ayakları insanların. Bütün bunlar arasında sivrisinek gözü kadar maydanoz tohumu kimini öpe öpe kimini ısıra ısıra kıldan ince, kılıçtan keskin köklerini salacak. Bir yandan nane tohumuna dert anlatacak : “Hiç telaş etme senin rızkında gözüm yok.” diyecek, allem edecek kallem edecek, maydanoz yaprağına gereken yeşili, kokuyu, tadı, tuzu bulup gönderecek. Şimdi sen sen ol da bu yaratıkların en şanslısı, en yavuzu şimdi sen sen ol da kıskanma maydanozu.”