Video izlemek isteyenler burdan ....
aşklar ve sûretler
bu hikâyecik bana Nazan Bekiroğlu' nun Mavi Lâle adlı eserinde geçen Aşklar ve Sûretler adlı yazısını hatırlattı.Yazar yazısında çok doğru ve de ilginç noktaları saptamış bulunuyor. Mesela kendisi, çoğu adına AŞK konulan ilişkinin aslında bireysel yaşandığını yani AŞKın yeniden var etme eylemi olduğundan onu yaşayan insnaların içlerinde sürekli yeni SENler oluşturduğunu belirtiyor. nitekim, Fûzuli de " kendi öz " sûretini taş üzerine çıkartarak ŞİRİN' e veren Kûhken için ;
" Kûhken Şirin' e öz nakşın çekip vermiş firib
gör ne cahildir ki yontar taştan öziyçin rakip " der.
Öyle SENlerdir ki bu oluşanlar, " sen " e de uymaz. ve de bir başak şairimiz seslenir: Seni seviyorsam bundan sana ne?"
dolayısıyla her iki taraf da aslında kendi meydana getirdiği seni sevmektedir. Bu eylem kendi düşlerinin tümünü diğerine yükleyene kadar devam eder. ay' ın hallerinden büyüyen bir hilâl gibi. karşı taraf ise bir müddet sadece buna izin verir. sonra oluşan sen ile asıl bir müddet örtüşür ve öyle bir an gelir ki örtüşen kısım örtüşmeyen kısımdan fazla olduğu anlaşılır., küçülen bir hilâl misali.
ve en sonunda anlaşılır ki, Sevilen fark eder: Sevdiğin ben değilim.
Seven fark eder: Sevdiğim sen değilsin.
hak vereceğiniz gibi yazıyı özet düşmek zorundaydım, fakat okumanızı tavsiye ederim hakikâten doğru tespitler içeriyor. Bilginiz için belirtiyorum sayfa 19-21.
aşklar ve sûretler
bu hikâyecik bana Nazan Bekiroğlu' nun Mavi Lâle adlı eserinde geçen Aşklar ve Sûretler adlı yazısını hatırlattı.Yazar yazısında çok doğru ve de ilginç noktaları saptamış bulunuyor. Mesela kendisi, çoğu adına AŞK konulan ilişkinin aslında bireysel yaşandığını yani AŞKın yeniden var etme eylemi olduğundan onu yaşayan insnaların içlerinde sürekli yeni SENler oluşturduğunu belirtiyor. nitekim, Fûzuli de " kendi öz " sûretini taş üzerine çıkartarak ŞİRİN' e veren Kûhken için ;
" Kûhken Şirin' e öz nakşın çekip vermiş firib
gör ne cahildir ki yontar taştan öziyçin rakip " der.
Öyle SENlerdir ki bu oluşanlar, " sen " e de uymaz. ve de bir başak şairimiz seslenir: Seni seviyorsam bundan sana ne?"
dolayısıyla her iki taraf da aslında kendi meydana getirdiği seni sevmektedir. Bu eylem kendi düşlerinin tümünü diğerine yükleyene kadar devam eder. ay' ın hallerinden büyüyen bir hilâl gibi. karşı taraf ise bir müddet sadece buna izin verir. sonra oluşan sen ile asıl bir müddet örtüşür ve öyle bir an gelir ki örtüşen kısım örtüşmeyen kısımdan fazla olduğu anlaşılır., küçülen bir hilâl misali.
ve en sonunda anlaşılır ki, Sevilen fark eder: Sevdiğin ben değilim.
Seven fark eder: Sevdiğim sen değilsin.
hak vereceğiniz gibi yazıyı özet düşmek zorundaydım, fakat okumanızı tavsiye ederim hakikâten doğru tespitler içeriyor. Bilginiz için belirtiyorum sayfa 19-21.
