Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Kenz'ül İns

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ara 2005
Mesajlar
137
Aldığı Beğeniler
0
Bismillah neden her hayrın başıdır?

Bismillah her hayrın başıdır.

Biz dahi başta ona başlarız.

Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcûdâtın lisan-ı haliyle vird-i zebanıdır.

Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!. Şöyle ki: Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.
Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.
Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyâcatına karşı perişan olacaktır. İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.
Onlardan birisi mütevazi idi. Diğeri mağrur...
Mütevazii, bir reisin ismini aldı.
Mağrur, almadı...
Alanı, her yerde selâmetle gezdi. Bir katı-üt tarîke rast gelse, der: "Ben, filân reisin ismiyle gezerim." Şakî defolur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.
Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelil, hem rezil oldu.
İşte ey mağrur nefsim!
Sen o seyyahsın.
Şu dünya ise, bir çöldür.
Aczin ve fakrın hadsizdir.
Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir.
Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî'si ve Hâkim-i Ezelî'sinin ismini al. Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın. Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabtedip Kadîr-i Rahîm'in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet namına hareket eder. Hiçbir kimseden pervası kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır. Başta demiştik: Bütün mevcûdât, lisan-ı hal ile Bismillah der. Öyle mi? Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi. Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket "etmiyor. Belki o bir askerdir. Devlet namına hareket eder. Bir padişah kuvvetine istinad eder. Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk'ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek herbir ağaç, Bismillah der. Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor. Her bir bostan, Bismillah der. Matbaha-i Kudret'ten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor. Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der. Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi "bir gıdayı takdim ediyorlar. Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer. Allah namına, Rahman namına der, her şey ona müsahhar olur. Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühuletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salabet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yı Mûsa (A.S.) gibi ANBODRFN' '6R1P(RR (P9N5N'CN 'DR-N,N1N emrine imtisâl ederek taşları şakk eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer aza-yı İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı JN' FN'1O COHFPI (N1R/K' HN 3ND'NEK' âyetini okuyorlar. Mâdem her şey mânen Bismillah der. Allah namına Allah'ın ni'etlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi Bismillah demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız... Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor? Elcevab: Evet o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar ni'metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir. Biri: Zikir. Biri: Şükür. Biri: Fikir'dir. Başta "Bismillah" zikirdir. Âhirde "Elhamdülillah" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad-i Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derketmek fikirdir. Bir pâdşahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakikî'yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir. Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah nâmına başla, Allah nâmına işle. Vesselâm. * * *
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
284143224201uk.gif


bi7862aq.gif



Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; ALLAH nâmına ver, ALLAH nâmına al, ALLAH nâmına başla, ALLAH nâmına işle.

MEVLAM bizleri her işimizin başında bu ilahi sözü ağızlarından düşermeyen ve işlerine bu mübarek sözle başlayan kullarından etsin...

RABBİM razı olsun,paylaşımın için...
 

Rumeysa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eki 2005
Mesajlar
3,942
Aldığı Beğeniler
2,483
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
284143224201uk.gif


Bismillah her hayrın başıdır.
 

FurkanCan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Mar 2006
Mesajlar
1,775
Aldığı Beğeniler
6
Bütün hayırlı işlerin başıdır. O Arş-ı A'zâm'dan insanların eline uzatılmış nurânî bir hayattan ibarettir. "Bismillah"a dayanan insan, bütün kâinata meydan okuyabilir. Çünkü orada Allah'a güvenme, dayanma ve itimat etmekten bahsedilmektedir. Dünyanın kapısı "Bismillah"la açılmıştır. Kâinat "Bismillah"la kurulmuştur. Her hâdise "Bismillah"la meydana gelir. Ve kıyâmet "Bismillah"la kopacak, haşr ü neşr, cennet-cehennem "Bismillah"la teessüs edecek, mü'minler "Bismillah" dediklerinde cennetin kapısı açılacak ve orada mü'minler, de anlatılan Allah'ı, Rahmân ve Rahîm olan Zât'ı göreceklerdir. Âlem "Bismillah"la başladığı gibi "Bismillah" la bitecektir
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
allah razi olsun....senden paylaşım için sağol....
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
besmele.gif

Allah razı olsun..
 

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK

Besmelenin altı sırrı

Bedîüzzaman Hazretleri On Dördüncü Lemanın İkinci Makamını Besmeleye tahsis eder; Besmelenin rahmet noktasında parlak bir nûrunu altı sır içinde îzah eder. Bu sırlar üzerinde kısaca duralım:

Birinci Sır: Kâinât sîmâsından, yeryüzü sîmâsına, yeryüzünden de insan sîmâsına; yani kâinâttan insana, yani arştan ferşe bir nûrânî satır gibi uzanan üç Rubûbiyet ve Ehadiyet disiplini vardır. Bunlar: 1-Ulûhiyet, 2-Rahmâniyet, 3-Rahîmiyet

Kâinâtın her yanında, bütün varlıkların birbirlerine karşı yardımlaşmaları, dayanışmaları, birbirine saygı, sevgi ve ilgi duymaları Ulûhiyet mührünün tezâhüründen başka bir şey değildir. Bismillahirrahmânirrahimde bulunan Allah lafzı, böyle yüksek tezâhürlerle bize kendisini gösteren Ulûhiyet sıfatına bakmaktadır. Yer yüzündeki bitkilerin ve hayvanların idâresi, terbiyesi ve işlerinin düzenlenmesinde görülen birbirine benzemeklik, uygunluk, düzgünlük, incelik, lütuf ve merhamet ise bize Rahmâniyet imzâsını göstermektedir. Besmeledeki Rahmân ismi de, Rahmâniyet sıfatına delâlet etmektedir. İnsanın mânevî mâhiyetinde ve sîmâsında bulunan nezâket duyarlılıkları, şefkat incelikleri ve merhamet pırıltıları ise bize Rahîmiyet sikkesini bildirmektedir. Besmeledeki üçüncü isim olan Rahîm ismi ise Rahîmiyet sıfatına işâret etmektedir.

İkinci Sır: Kurân, mahlûkâtın bütününe hâkim olan Vâhidiyet içinde akılları boğmamak için, her bir şeyde Ehadiyet cilvesini gösteriyor. Meselâ bütün dünyayı ihâtası içine alan güneşi dev cüssesiyle mülâhaza etmek gâyet geniş ve ihâtalı bir nazar gerektirdiğinden; nazarı geniş olmayan kitlelere güneşin zâtını unutturmamak için, her bir parlak şeyde yansımaları vâsıtasıyla güneşin zâtı gösterilmelidir. Temsilde hatâ olmasınCenab-ı Hakkın Ehadiyet itibariyle herbir şeyde, husûsan her bir canlıda, husûsan insanın mâhiyetinde bütün isimleriyle bir cilvesi bulunduğu gibi; Vahidiyet itibariyle de her bir ismiyle bütün kâinâtı birden ihâta etmektedir. İşte Bismillâhirrahmânirrahîm kelimesi, Cenab-ı Hakkın bütün kâinâtı kuşatan Vahidiyeti içinde akılları boğmamak ve kalplere Cenab-ı Hakkın Zâtını unutturmamak için Ehadiyet mührünün Allah, Rahmân ve Rahîm isimlerinden müteşekkil üç mühim kaynağını göstermektedir. Yani bu üç ismin her bir şeyde kolayca görünen tezâhürleri ısrarla nazara verilmekte ve kalplerin Cenab-ı Hakkı unutmaması sağlanmaktadır. Bu üç ismin, bir İslâm nişânı olan Besmele içerisinde hayatımıza girmiş olması ve her hayırlı işin başında dilimizden düşürmememiz bundandır.

Üçüncü Sır: Besmele, bütün kâinâta hâkim olan Rahmet hakîkatının arşına yetişmek için müminin elinde bir vesîle, bir şefaatçi ve bir miraç hükmündedir.

Dördüncü Sır: Mahlûkâtta sayısız vahdet mühürleri vardır; fakat çoğu zaman kesret ve sebepler içinde zihni dağılan insan, Allahın birliğine intikâl edemiyor. Bundan dolayı, Vahdet arkasında Ehadiyet mührünü göstermek gerekiyor. Ta ki, doğrudan Cenab-ı Hakkın Zâtına ulaşmak mümkün olsun. Varlıklara en câzibedâr nakış, en parlak nûr, en şirin tatlılık, en sevimli cemâl ve en kuvvetli hakîkat olan Rahmet ve Rahîmiyet mührü bunun için konmuştur. Bu Rahmetin kuvveti insanı Ehadiyet mührüne ulaştırır. Besmele, Rahmetten Ehadiyete ulaştıran bu sırrın bir unvânıdır.

Beşinci Sır: Besmele ile insan, mânevî sîmâsının işâret ettiği Rahmân ismine ulaşır.

Altıncı Sır: Hiçbir şeye muhtaç olmayan Cenab-ı Allahın rahmet hazînesinin en birinci anahtarı Besmeledir.
 
Üst Alt